15. Türk Hepato Pankreato Bilier Cerrahi Kongresi ve 6. Hepato Pankreato Bilier Cerrahi Hemşireliği Kongresi, İstanbul, Türkiye, 9 - 12 Eylül 2021, ss.307-309, (Tam Metin Bildiri)
Hepatopankreatobilier kanserler, hastaların işlevlerini ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen
ağrı, yorgunluk, asit, sarılık ve sarılığa eşlik eden kaşıntı gibi pek çok semptomun görülmesine
neden olur. Karaciğer, pankreas ya da safra kesesi kanserlerinde karaciğer işlevleri bozulur,
safra üretimi azalır, bağlı olarak kan bilurubin düzeyinde yükselme görülür. Klinik olarak
bilurubin düzeyi 3 mg/dl üstüne çıktığı durumlarda hastada sarılık meydana gelir. Özellikle
pankreasta oluşan kitleler safra kesesine ya da yollarına tutulum yaparak tıkanma sarılığına
neden olur. Tıkanma sarılığı, şiddetli kaşıntıya koyu çay renginde idrara ve akolik gaitaya neden
olur.
2,8 Genel olarak " deriyi ovalama, çizme ya da kaşıma isteği oluşturan öznel rahatsız edici
bir his" olarak tanımlanan kaşıntı, kanser hastalarında görülen semptom olarak ele alındığında
"paraneoplastik pruritus" terimi olarak ifade edilir. Paraneoplastik pruritus sıklığını bildiren çok
fazla araştırma bulgusu olmamakla birlikte, hepatoselüler karsinomlu hastalarda %19-40 olarak
bildirilmiştir.6 Kaşıntının patofizyolojisi tam olarak anlaşılmasa da, histamin, serotonin,
sitokinler, opioidler ve nöropeptitler olmak üzere pek çok kimyasal mediyatörlerle ilişkili
olduğu düşünülmektedir. Kaşıntı, şiddetine göre bireyin uyku kalitesi, sosyal yaşamı ve iş
hayatını kısacası yaşam kalitesini etkiler.1,3,4
Yönetimi: Sarılık ve kaşıntının yönetiminde en etkili yöntem nedene yönelik hastalığın
tedavisinin gerçekleştirilmesidir. Hemşireler, sarılık ve kaşıntının yönetiminde ilk girişim
olarak kapsamlı bir tanılama ve lenf nodlarını da içeren dikkatli fizik muayene yapmalıdır.
Tıkayıcı sarılığın giderilmesine ilişkin endoskopik ve perkütan girişimler uygulanabilmektedir.
Kaşıntının yönetiminde; cildi kızarıklık, kuruluk, pullanma, kaşıma izi, enfeksiyon belirti ve
bulguları, konjonktiva ve ciltte sararma açısından değerlendirmelidir. Kaşıntının şiddet,
başlangıç, lokasyon ve yaygınlaşma paterni açısından ayrıntılı tanımlamasını yapmalıdır. Genel
cilt bakımı ile cildi rahatlatmak, kaşıma isteğini azaltmak ve hastalara eğitim vermek başlıca
girişimler arasındadır. Alkol veya parfüm içeren nemlendiricilerden uzak durulması, hastanın
durumuna uygunluğu değerlendirilerek %0.25-1 oranında mentollü nemlendiricilerin uygulanması (cilde soğukluk ve ferahlık sağlayarak kaşınma hissini hafifleteceği için), banyoda
sabun yerine nemlendirici losyonlar kullanılması, banyo suyuna kabartma tozu ya da yulaf
ezmesi eklenmesi ve kaşınan bölgeye gerekirse soğuk, nemli kompresler uygulanması
konusunda hasta ve aile eğitimi de gerçekleştirilmelidir.
2,8
Kaşıntının farmakolojik yönetimi ilaçların seçimi ve doz ayarlaması karaciğer yetmezliği ve
toksisite nedeniyle zorlaşmaktadır. Terapötik girişimler öncelikle altta yatan
hepatopankreatobilier hastalığın tedavisine yöneliktir. Kolestazda kaşıntı için birkaç kanıta
dayalı deneysel ve girişimsel tedavi seçenekleri Tablo 1’de verilmiştir.
Tablo 1: Kaşıntıda Kullanılan Farmakolojik Tedaviler
Kanser hastalarında palyatif bakımda kaşıntının yönetimine ilişkin optimal farmasötik tedaviler
belirsiz olup konuya ilişkin araştırmalar ve rehberler farklı öneriler sunmaktadır. 2,5,7
Sonuç: Semptom yönetiminde az bildirilmesi ve tedaviye yanıtının zor olması nedeniyle göz
ardı edilebilen sarılık ve kaşıntının yönetiminde, hemşire öncelikle sarılık ve kaşıntının
hastalıkla ilişkisini, nedenlerini, sonuçlarını, yönetimini bilmeli; hasta ve yakınlarının
gereksinimlerini karşılayarak hastanın yaşam kalitesini yükseltmede kanıta dayalı bakım
girişimleri ile rol almalıdır.