Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, cilt.11, sa.2, ss.243-247, 2020 (TRDizin)
Amaç: Kongenital diafragma hernili (KDH) “çok yüksek risk olguların tanı ve tedavilerinin geriye donuk değerlendirilmesidir.
Hastalar ve Yöntem: Kliniğimizde 2005-2015 yılları arasında takip ve tedavileri yapılan KDH tanılı olguların kayıtları geriye dönük
incelendi. Kliniğimizde 2005 öncesi modifiye ventilasyon indeksi (MVI) 80 ve üzerinde olan olgular yüksek riskli olgular olarak tanımlanmaktaydı. Sonraki dönemde prenatal tanı haftası <28 GH (Gebelik Haftası) olması ve doğumdan hemen sonra entübasyon
ihtiyacı olması iki risk faktörü olarak daha eklenmiştir. Bu çalışmada bu üç risk faktörüne de sahip olan olgular “çok yüksek riskli”
olgular olarak tanımlandı. Bu olguların prenatal tanı haftaları, doğum haftası ve ağırlıkları, entübasyon zamanları, MVI değerleri,
anti pulmoner hipertansif tedavi yöntemleri, operasyon zamanı, operasyon yöntemi ve sağkalım oranları değerlendirildi.
Bulgular: KDH tanılı toplam 67 olgunun 16’sı “çok yüksek riskli” grup olarak değerlendirildi. Prenatal tanı zamanı ortalama 25,2
GH (15-28) idi. Ortalama doğum haftası 37,4 (32-40) GH, ortalama doğum kilosu 2850 (1400-3315) gr idi. Olguların tamamı
“doğumdan hemen sonra” entübe edildi. “Çok yuksek riskli” bu grubun ortalama MVI değeri: 111,1(80-267) idi. Tüm olgularda
konvansiyonel “gentle ventilasyon” stratejisine ek olarak son dönemde 7 olguda oral Sildenafil ve inhale Nitrik Oksit (iNO) tedavisi de uygulanmıştır. “Çok yüksek riskli” grubun sağkalım oranı %19 (3/16), cerrahi girişim yapılanlarda %50 (3/6) bulundu.
Sonuç: KDH’de yüksek risk gruplarının belirlenmesi prognostik öngörü yapılabilmesi açısından önemlidir. Gestasyonel tanı yaşı,
doğumdan hemen sonra entübasyon ihtiyacı, MVI indeksi ile belirlediğimiz “çok yüksek riskli” grupta mortalite yüksek olmakla
birlikte, Sildenafil ve İnhale Nitrik Oksit (iNO) tedavilerinin sağkalım üzerine olumlu etkileri olabileceği görülmektedir
Objective: To evaluate the diagnosis and treatment of “very high-risk” patients with Congenital Diaphragmatic Hernia (CDH).
Patients and Methods: Medical records of the CDH patientstreated in our clinic between the years 2005-2015 were reviewed,
retrospectively. Before 2005, patients with 80 and higher a modified ventilation index (MVI) equals to 80 and higher were
defined as high-risk patients. Later on, <28 weeks of prenatal diagnosis and the need for intubation were added as additional
risk factors. In this study, cases with these three risk factors were defined as “very high-risk” patients. The gestational week of
prenatal diagnosis, birth week and weight at birth, time of first intubation, MVI values, anti-pulmonary hypertensive treatment
choices, operative time (surgery time?) and surgery method and survival rates were evaluated.
Results: Sixteen of the 67 patients with CDH were in the “very high-risk” group. The mean prenatal diagnosis week was 25.2
(15-28) GW. The Mmean birth week was 37.4 (32-40) GW and the mean weight at birth was 2850 (1400-3315)g. All patients
were intubated instantly after birth. The Mmean MVI value was 111.1(80-267) for the “very high-risk” group. In addition to the
conventional “gentle ventilation” strategy, oral Sildenafil and inhaled Nitric Oxide were administered to seven patients recently.
Survival rate was 19% (3/16) in the “very high-risk” group, whereas 50% (3/6) in patients who underwent surgery.
Conclusion: Determination of high-risk groups is of crucial importance in CDH. Herein, risk factors for the “very high-risk” group were
determined as following: MVI, prenatal diagnosis week and need for immediate intubation after birth. Despite the high mortality
rates obtained, Sildenafil and inhaled Nitric Oxide treatment may have had positive effects on survival rate in this group.