İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi, İstanbul, 2020
Ticari olarak yapılan hayvan yetiştiriciliği için en önemli gider kalemini yem oluşturmaktadır.
Örnek olarak bir kanatlı hayvan işletmesinin toplam masrafının yaklaşık %65 ile %70’lik kısmını yem
oluşturmaktadır. Bu açıdan bakıldığı zaman yem bilgisi ile ilgili teorik ve pratik uygulamalar daha
önemli hale gelmektedir. Ülkemizde entansif (yoğun) hayvan yetiştiriciliği halen gelişmiş
ülkelerdekilerle kıyaslanmayacak kadar amatör olarak yapılmaktadır. Kanatlı hayvan yetiştiriciliği ise
bir istisna olarak nerede ise tüm gelişmiş ülkeler ile aşağı yukarı aynı bilgi ve teknoloji düzeyinde
üretim yapmaktadır. Ancak en gelişmiş hayvancılık kolu olarak ülkemizde kanatlı hayvan sektörünü
ele aldığımız zaman bile dışa bağlı olduğumuz görülmektedir. Hayvancılıkta dışa bağlı olduğumuz en
önemli iki alan damızlık hayvan ve yem materyalidir. Hem hayvan materyalinin hem de yem
materyalinin tamamının ülkemiz imkânları ile sağlanması gerekmektedir. Fazla uzatmadan örnekler
vermek gerekir ise sadece mısır DDGS adı verilen alternatif ham maddeyi Amerika Birleşik
Devletleri’nden en çok ithal eden 4. ülke konumundayız. Mısır DDGS ithalatına 2017 yılında 337
milyon dolar harcandığı devletin kendi resmi rakamlarından anlaşılmaktadır. Gene mısır ve soya
fasulyesi küspesini de çoğunlukla dışarıdan temin etmekteyiz. Mısır için devletin kurumu olan
ZMO’nun verdiği rakamlara göre gene 2017 yılında 410 milyon dolarlık bir mısır ithalatı söz
konusudur. Aynı yıl için mısır ihracatı ise sadece 27 milyon dolardır. Soya fasulyesi küspesi için ise
gene 2017 yılında yaklaşık 280 milyon dolarlık bir dış alım yapıldığı görülmektedir. Toplamda 2017
yılında sadece mısır, mısır DDGS ve soya küspesine 1 milyar dolardan fazla bir para harcandığı
görülmektedir. Bu problemlerin çözümü için adım atmak ve bunun için de özellikle
üniversitelerimizin veteriner fakültelerinin hem öğretim üyesi hem de alt yapı ve kalite olarak üst
düzeylere çıkarılması gerekmektedir. Bir devlet politikası olarak bu konunun ele alınması ve eksik
olduğumuz alanlarda bilimsel çalışma yapabilecek kadroların tarafsız olarak tesis edilmesi
gerekmektedir. Bahsedilen akademik kadrolar yetiştirilirken eski işlemeyen akademik yapının da
tamamen ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bugünden hareket edilip çözümler üretilmeye
başlanırsa ancak 20 yıl sonra bunların geri dönüşlerinin alınabileceği görüşündeyim. Aksi takdirde
ülkemizin hayvancılık alanında ileriye gitmesi mümkün görünmemektedir. Yukarıda bahsettiğim
rakamlar her geçen sene daha da artacak ve birçok başka konuda da dışa bağlı hale gelinecektir.
Sadece teknoloji transferi ve yurtdışında yapılan araştırmalara bağlı kalınması ülkemizi hayvancılık
alanında daha fazla dışa bağlı hale getirmektedir. Bu açıdan bakıldığı zaman özellikle yemler ve
hayvan besleme konusunun iyi anlaşılması ve sahadaki uygulamaların daha bilimsel olarak ülkemiz
şartlarına uygun şekilde yapılması gerekmektedir. Özellikle saha Profesörü kavramının da ülkemizde
de uygulanmaya sokulması gerektiğini düşünmekteyim. Bu tarz bir kadrolaşma ile pratikte
yetiştiricilerin karşılaştığı ve hem kendi başlarına ve hem de varsa entegrasyonlar tarafından
çözülemeyen problemlerin yerel olarak çözülebileceğini düşünmekteyim. Her ne kadar açık ve
uzaktan eğitim ile veteriner hekimlik mesleğinin yemler ve hayvan besleme kısmını tam olarak
kavramak zor olacaksa da bu ders başlığı altında yem bilgisi ile hayvan besleme konusu ile ilgili temel
kavramlar ön lisans eğitim düzeyinde işlenmeye çalışılacaktır. Burada ana amaç hayvan besleme
alanında yetkili olan veteriner hekime (kaynak: 5996 sayılı veteriner hizmetleri, bitki sağlığı, gıda ve
yem kanunu) yardımcı olacak ara elemanın yetiştirilmesidir. Tüm öğrencilerimize başarılar dilerim.