Amaç: Travmatik dental yaralanmalar, dünyadaki çocukpopülasyonunda sıklıkla görülen problemlerden birisidir. Buçalışmanın amacı 6-12 yaş arası okul çağı çocuklarında görülentravmatik dental yaralanmaların meydana gelme sıklığı ve travma ileilişkili faktörlerin değerlendirilmesidir.Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, Nevşehir ve İstanbul illerindebulunan toplamda beş farklı okuldan, ortalama yaşı 8.9±0.84 olan897 çocuk (472 kız, 425 erkek) üzerinde yapılmıştır. Kayıtlar dişhekimleri tarafından cinsiyet, yaş, travmanın tipi, etkilenen dişin tipi,sağlanan tedavi, travmanın nedeni ve dental bilgilere göre (dişeksikliği, supernumerer diş, baş başa kapanış, overjet, openbite,deepbite, croosbite) değerlendirildi ve ailedeki ebeveynlerin çalışmadurumu ile kardeş sayısının sosyoekonomik ve sosyokültürel olarakverileri kaydedildi. İstatistiksel değerlendirmeler p<0.05 anlamlılıkdüzeyinde değerlendirilmiştir.Bulgular: Travmatik dental yaralanmaların meydana gelme sıklığı%3.5 olarak gözlenmiştir. Bu yaralanmalardan en sık görüleni mineçatlağı (%35.5) ve mine kırığıdır (%38.7). Üst keser dişler özellikle üstsantral kesiciler (%64.5) travmadan en çok etkilenen dişlerdir.Travmaya maruz kalmış dişlerin %48.4’ü tedaviden yararlanmıştır.Travmadan etkilenen çocukların %48.3’de normal okluzyon, %45.1sınıf II, %6.4 sınıf III okluzyon bulunmaktadır. Sınıf II malokluzyonunbulunma sıklığı istatistiksel olarak diğer malokluzyonlara göreanlamlı derecede daha yüksektir (p<0.01). Bu çalışma kızların(%54.8) erkeklere (%45.1) göre dental travmaya daha eğilimliolduğunu ortaya koymuştur (ortalama yaş 7.93±0.85). En sıkrastlanan travma tipinin düşme olduğu görülmüştür (%54.8). Sonuç: : Bu çalışmada 6-12 yaş arası okul çağı çocuklarında daimikeser dişlerde meydana gelen travmatik dental yaralanmalarınmeydana gelme sıklığının düşük olduğu görülmüştür.
Background: Traumatic dental injuries (TDIs) are a common problem in child population of the world. The aim of this study was to assess the prevalence and related factors of TDI in 6-12 year-old school children. Methods: A total of 897 children (472 female, 425 male), mean aged 8.9±0.84 were examined from 5 different school in Nevşehir and İstanbul. The records of all patients were analysed according to gender, age, type of dental trauma, type of tooth involved, treatment provided, cause of trauma, and dental datas were evaluated as a agenesis, supernumerary teeth, malocclusion, edge to edge occlusion, overjet, openbite, deepbite, crossbite, and for evaluating socioeconomic and socioculturel status of family parent’s working status and number of siblings were recorded by dentists. Statistical significance was set at p<0.05. Results: The prevalence of traumatic dental injuries was observed 3.5%, of which enamel fracture (38.7%) and cracks (35.5%) of teeth was the most prevalent TDI. Most of the traumas affected the maxillary incisors, especially the maxillary central incisors (64.5%). Only 48.4% of traumatised teeth were restored. Normal occlusion was observed in 48.3%, 45.1% sınıf II, 6.4% sınıf III occlusion of children with trauma. Sınıf II incidence in children with trauma were found statistically significantly higher than other malocclusions (p<0.01). The study showed that girls (54.8%) were more inclined to dental traumas than boys (45.1%) (mean aged 7.93±0.85). Falls were more frequent trauma type (54.8%). Conclusion: In this study, the prevalence of TDI to permanent incisors in 6-12-year-old school children was relatively low.