47. Ulusal Kurultay (Plastik Rekonstruktif ve Estetik Cerrahi Derneği), Antalya, Türkiye, 15 - 19 Ekim 2025, ss.88-89, (Tam Metin Bildiri)
Bu çalışma, yalnızca lipödem tanısı almış güç destekli liposuction ve geleneksel liposuction tekniklerinin postoperatif ağrı üzerindeki etkilerini doğrudan karşılaştıran nadir prospektif klinik serilerden biridir.Literatürde, güç yardımlı liposuction gibi dokuya daha az travma uygulayan yöntemlerin çevre dokulara zarar vermeden çalıştığı, inflamatuar süreci sınırlandırdığı ve bu sayede postoperatif ağrıyı azalttığı belirtilmiştir . Bizim çalışmamızda da benzer şekilde, PAL uygulanan hastalarda tüm zaman noktalarında SAL grubuna kıyasla daha düşük ağrı skorları izlendi; özellikle 3. ve 7. günlerde farkın klinik olarak anlamlı bir eğilim gösterdiği gözlendi. Ancak bu farklar istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı. Yine de, daha kısa süreli analjezik kullanımı ve düşük ağrı skorları, PAL tekniğinin postoperatif ağrı kontrolü açısından avantajlı olabileceğini düşündürmektedir . Bu bulgular, iki tekniğin karşılaştırıldığı çalışmalarda bildirilen verilerle benzerlik göstermektedir; söz konusu araştırmalarda da güç yardımlı liposuction uygulanan hastalarda ağrı düzeylerinin daha düşük olduğu rapor edilmiştir. Ayrıca mekanik destekli sistemlerin cerrahın kas-iskelet yükünü azalttığı ve cerrahi süreci kısalttığı da ifade edilmiştir. Cerrahi sonrası ağrının, yalnızca hasta konforu değil, aynı zamanda erken mobilizasyon, komplikasyonların önlenmesi, analjezik gereksinimi ve yaşam kalitesi gibi faktörler üzerinde etkili olduğu iyi bilinmektedir. Bu nedenle, tercih edilen cerrahi yöntemin postoperatif ağrı profiline etkisi, cerrahi karar verme sürecinde dikkate alınması gereken önemli bir parametredir.