Türk Radyoloji Seminerleri, cilt.10, sa.1, ss.26-36, 2022 (TRDizin)
Anevrizmaya bağlı subaraknoid kanamalar (SAK) tüm inmelerin %2-5’ini oluşturmakta, hastaların yaklaşık üçte biri kaybedilirken, yaşayanların yarısı da yaşamlarını çeşitli derecelerde fiziksel olarak bağımlı bir şekilde sürdürmektedirler [1]. Görüntüleme teknik- leri ve anevrizmaya bağlı kanamalara tedavi yaklaşımlarındaki gelişmeler nedeniyle, yıl- lık olgu sayısı azalmamasına rağmen fiziksel bağımlılık oranında artma olmadan, mortali- tede % 50 oranında azalma kaydedilmiştir [2]. Yapılan çalışmalarda en önemli prognostik faktörlerin kanama sonrası hastaların nörolo- jik durumu (World Federation Neurosurgical Society Skoru IV, V), yaş (>53) ve hipertansi- yon olduğu sonucuna varılmıştır. Kranyal bil- gisayarlı tomografide (BT) pıhtının kalınlığı, anevrizmanın boyutu ve anevrizmanın lokas- yonunun da prognozu belirleyen önemli fak- törler olduğu belirtilmektedir [3]. Bu faktörler, anevrizmal SAK hastalarının tedavi sürecinde karşımıza çıkan yeniden kanama, kafa içi basınç (KİB) artışı, hidrosefali, vazospazm, geç iskemik defisit (GİD), nöbetler, kardiyovaskü- ler, pulmoner komplikasyonlar, nöroendokrin, metabolik ve elektrolit denge bozuklukları gibi komplikasyonların da ortaya çıkışını ve seyrini etkilemektedir. Anevrizmaya bağlı SAK vakalarının hemo- dinamik ve nörolojik monitorizasyonu yapıla- rak özelleşmiş ünitelerde takibi oluşabilecek değişikliklere hızlı müdahale edilebilmesi açı- sından önemlidir. Bu bölümde anevrizmalara bağlı SAK’larda tedavi sürecinde karşılaştığımız komplikasyon- lara güncel yaklaşımı ele alacağız.