Amaç: Aile hukuku, eşitlik temelli bir yapıya sahip olan aile ilişkilerini düzenleyen önemli bir hukuk dalıdır. Boşanma oranlarındaki artış, bu sürecin bireyler ve özellikle çocuklar üzerindeki etkilerini ön plana çıkarmaktadır. Bu çalışmada, boşanma sonrası çocukların velayetinin çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde ele alınması gerekliliği ve psikiyatrik faktörlerin velayet konusundaki etkisini incelemeyi amaçlamaktayız. Yöntem: Çalışmada 1 Ocak 2018 – 31 Aralık 2022 tarihleri arasında Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulu tarafından velayet ve çocukla kişisel ilişki konularında bildirilen 163 rapor geriye dönük olarak analiz edilmiştir. Bu raporlar, UYAP üzerinden ‘velayet’ve ‘çocukla kişisel ilişki’ kelimeleri aratarak elde edilmiştir. İncelenen veriler arasında ebeveynlerin sosyodemografik özellikleri, evlilik detayları, dava nedenleri, mahkeme bilgileri ve psikiyatrik faktörler bulunmaktadır. Bulgular: Psikiyatrik tanılar ve geçmiş tıbbi öyküler incelendiğinde psikotik bozukluk tanısı alanların velayete uygun görülme oranının düşük, bipolar bozukluk tanısı alanların ise düzenli tedavi ile velayete uygun görülme oranının yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaş ve evlenme yaşının velayet kararını etkilemediği tespit edilmiştir. Sosyodemografik özelliklerin çoğunlukla velayet kararını etkilemediği, ancak evlilik süresi, uyuşturucu kullanımı, ve dava nedeni gibi faktörlerin belirli durumlarda etkili olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç: Çalışmada; ebeveynlerin uyuşturucu kullanımı, nöropsikiyatrik bozukluklar, hastane yatış sayısı ve ilaç kullanımının, velayet ve çocukla kişisel ilişki kararlarını belirlemede kritik faktörler olduğu gösterilmiştir.
Objective: Family law is a crucial legal field that governs family relationships with an equality-based structure. The rising divorce rates highlight the impact of this process on individuals, particularly children. This study aims to underscore the importance of addressing child custody after divorce within the framework of the best interests of the child principle, as well as the impact of psychiatric factors on custody. Methods: The study retrospectively analysed 163 reports on custody and personal relationships with children reported by Council of Forensic Medicine between 1 January 2018 and 31 December 2022. The reports were obtained by searching for the keywords ‘custody’ and ‘personal relationship with the child’ through UYAP. The data analysed included sociodemographic characteristics of parents, marital details, reasons for the case, court information, and psychiatric factors. Results: When psychiatric diagnoses and past medical histories were analysed, it was determined that those diagnosed with psychotic disorder had a low rate of being considered suitable for custody, while those diagnosed with bipolar disorder had a high rate of being considered suitable for custody with regular treatment. The decision regarding parental authority was not affected by age or age at marriage. The study found that sociodemographic characteristics generally did not have a significant impact on custody decisions. However, certain factors such as the duration of the marriage, drug use, and the reason for the case were found to be influential in some cases. Conclusion: The study found that custody and personal relationship decisions were influenced by several factors, including parental drug use, neuropsychiatric disorders, number of hospitalisations, and medication use.