ZEYTİNLİK ALANLAR MADENCİLİK FAALİYETLERİNE AÇILACAK MI? BİR HUKUK ÖYKÜSÜ
Sosyal Bilimlerde yeni Yaklaşımlar, Mücahit Yıldırım Hasan Önder Sarıdoğan, Editör, duvar yayınevi, İstanbul, ss.229-243, 2022
- Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Araştırma Kitabı
- Basım Tarihi: 2022
- Yayınevi: duvar yayınevi
- Basıldığı Şehir: İstanbul
- Sayfa Sayıları: ss.229-243
- Editörler: Mücahit Yıldırım Hasan Önder Sarıdoğan, Editör
- İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adresli: Evet
Özet
Gelişen toplumsal talepler, farklılaşan ekonomik ve ekolojik dengeler karşısında
hukuki düzenlemeler, doğal kaynaklara yönelik eylem ve işlemlerin yürütülmesi,
tamamlanması ve denetlenmesinde önemli bir araçtır. Kamunun ortak değeri olan
doğal kaynakların korunması ile toplumsal taleplerin karşılanması ve kalkınmanın
sürdürülmesi arasındaki dengenin sağlanması zorunludur. Ancak bu, günümüzde
giderek zorlaşmaktadır. Bu dengenin kurulmasında, konunun tarafları farklı iddia ve
savunmalarla kendi talepleri ve haklılıklarını ispatlamaya çalışmaktadır. Bu
ihtilaflar, çevrenin pek çok alanında ortaya çıkmakla birlikte, bu ihtilafların en
görüneni ve belki de uzun yıllardır en tartışılanı maden ile ormanlar, sular, korunan
alanlar, zeytinlikler gibi temel çevre değerleri arasında olandır. Son yıllarda
zeytinliklerin madenciliğe açılması konusu sıklıkla gündeme gelmekte ve bu durum
yöre halkının ve çevre kuruluşlarının ve tabi ki çevrenin tüm sahiplerinin tepkisini
çekmektedir. Bu tepkilerin haklı ve meşru bir zemine dayanması zorunludur.
Konuyu tek taraflı değil her iki taraftan da incelemek, doğru karar vermek için
zaruridir.
Enerji ihtiyacının giderek arttığı, iklim değişikliğinin gündemde olduğu,
ekonomik dengelerin stabil olmadığı bu süreçte madencilik sektörünü de daha zor
ve hassas dönemler beklemektedir. Şüphesiz, madencilik sektörünün çalışacağı alanı
seçme, her zaman alternatif alan bulma şansı yoktur ve yenilenemeyen kaynaklar
olan madenlerin, bulunduğu yerde işletilmesi zorunludur. Madencilik
faaliyetlerinden elde edilen gelirin, ülke öz kaynaklarının değerlendirilmesi ve ülke
kalkınması açısından son derece önemli olduğunu yadsımak da mümkün değildir.
Madencilik sektörü, sanayi başta olmak üzere, ekonominin diğer sektörlerinin temel
hammadde ihtiyaçlarını sağlamaktadır. Madencilik sektörü ekonomik kalkınmayı
başlatan “öncü sektör” konumunda olan madenciliğin yarattığı geniş istihdam da
şüphesiz önemlidir. Devlete güven ilkesi doğrultusunda, mevzu hukuk kurallarına
1 Prof. Dr., İstanbul Üniversitesi –Cerrahpaşa Orman Fakültesi- Çevre ve Orman Hukuku
Anabilim Dalı, Orcid No: 0000-0003-3647-6150
Bölüm 10
230
göre, izin başvurularını ve/veya her aşaması riskli, yatırımın geri dönüş süreci kısa
olmayan, yüksek maliyetli yatırımlarını gerçekleştiren maden firmalarının sürekli
yargı kararlarını beklemeleri de hakkaniyete uygun değildir. Ancak, tüm bu olumlu
niteliklerinin yanı sıra madencilik çalışmaları sırasında ortaya çıkan olumsuz ve geri
dönüşü mümkün olmayan çevresel etkileri de göz ardı etmek imkansızdır. İklim
değişikliğinin varlığı ve buna bağlı olarak tarım ve ağaçlandırma faaliyetlerinin
artmasının zorunluluk olduğu gerçeği karşısında çevreyi dikkate almayan ve/ veya
sürdürülebilir olmayan hiç bir faaliyetin kabul edilebilmesi mümkün değildir. Bu
bağlamda, son yıllarda en çok tartışılan sanayi sektörlerinin başında madencilik
gelmesi de doğaldır. Bu karşı karşıya gelme durumu içinde çözüm, kimi zaman artan
çevresel endişelerin etkisiyle katı hukuksal düzenlemelerde aranırken kimi zamanda
tam aksine çevresel değerleri göz ardı edebilen hukuk metinlerinde bulunmuştur.
Tüm bu doğal etkileşimden çıkan sonuç, çevre ve maden kavramlarını birbirinden
ayrı düşünmenin artık imkansız olduğudur. Madencilik faaliyetleri konusunda
atılacak her hukuki adımda, çevre değerlerinin dikkate alınması daha büyük bir
zorunluluk haline gelmiştir. Bu değerlerin tahrip olacağı kaygısıyla gösterilecek her
tepki önceden düşünülmeli ve aradaki denge iyi kurulmalıdır.
Zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılması konusu da yıllardır süregelen,
kimi zaman alevlenen kimi zaman geri adımlar atılan ve fakat gündemden hiç
düşmeyen bir tartışmadır. Yakın zamanda bu tartışma daha önce defaten
tekrarlandığı üzere yine alevlenmiş, bir Yönetmelik değişikliği ardından yüksek
yargı kararı ardından bir kanun teklifi ile kamuoyunun gündemine oturmuştur.