2. ULUSLARARASI BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR VE YENİLİKÇİ ÇALIŞMALAR SEMPOZYUMU / 2nd. INTERNATIONAL SYMPOSIUM OF SCIENTIFIC RESEARCH AND INNOVATIVE STUDIES (ISSRIS'22), İstanbul, Türkiye, 3 - 05 Mart 2022, ss.1079-1081, (Özet Bildiri)
Her kademe eğitim - öğretim program ve kurumlarının, genel ve özel hedefleri vardır. Bu
hedeflere ulaşmak ve ilgili eğitim kurumlarında istenen, beklenen bireysel ve toplumsal
yeterliliklere sahip donanımlı bireylerin yetiştirilmelerinde önemli aktörlerden birisi eğitimöğretim
programlarıdır.
Ülkede izlenen eğitim politikalarından hareketle eğitim - öğretim programlarının
hazırlanması, ortamların düzenlenmesi ve sürecin izlenerek değerlendirilmesine ilişkin görev
ve yetki, hemen her ülkede olduğu gibi ülkemizde de, ilgili kanunlar ile Milli Eğitim
Bakanlığına aittir. Süreç içinde uygulanan eğitim politikaları, hızla değişen teknoloji, bilgi,
bilgiye ulaşma şekli, bireylerin nitelikleri, ihtiyaç ve beklentileri vs. eğitim - öğretim
programlarında da düzenleme, değişim ve oluşumları zorunlu kılmaktadır.
Dil becerilerinin öğrencilere kazandırılmasında ve bu becerilerin öğrenciler tarafından
işlevsel olarak kullanılmasında, öğretim programları önemli bir rol sahiptir. Eğitimde istenilen
niteliğin sağlanmasında eğitim kurumlarındaki eğitim öğretimin temelini oluşturan, sürece yön
veren, öğretim programlarının niteliği kadar bu sürecin uygulayıcıları olan öğretmenlerin
niteliği de önemlidir. Öğretim programları, hizmet öncesi öğretmen adaylarının ve hizmet
içinde olan öğretmenlerin başlıca kaynağı, yol göstericisi konumundadır. Özellikle hizmet
içindeki öğretmenlere kılavuz olma niteliği taşımaktadır.
Başlangıçtan günümüze Cumhuriyet dönemi eğitim - öğretim programları; 1924, 1926,
1936, 1948, 1968 ve 2005 İlköğretim / İlkokul programlarıdır. Bu eğitim - öğretim programları,
süreç içinde tamamen ya da kısmen değiştirilmiştir. Bu değişimler, süreçteki toplumsal ve
bireysel değişimlerin etkiletişimi ile oluşmaktadır. Eğitim - öğretim programları, teoride
konuya ilişkin gelişmelere bağlı olarak farklı yaklaşımlar ile hazırlanmıştır. Cumhuriyet
dönemi ilk eğitim - öğretim programından 2005 programına kadar genel olarak programların
dikine içerik düzenleme ve temel eğitim yaklaşımı olan davranışçılık yaklaşımı ile
hazırlandığını söyleyebiliriz.
2000 yılından sonar eğitim - öğretim programlarının temel eğitim yaklaşımı olan
davranışçılık eleştirilmeye başlanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı, yapılandırıcı yaklaşım, çoklu
zekâ, beyin temelli öğrenme, öğrenci merkezli eğitim, bireysel farklılıklara duyarlı eğitim,
sarmal, tematik ve beceri yaklaşımı gibi yaklaşım ve modeller çerçevesinde geliştirilen yeni
ilköğretim programını 2004-2005 eğitim - öğretim yılında pilot uygulayıp 2005-2006 eğitim -
öğretim yılında ise ülkemiz genelinde uygulamaya koymuştur. Söz konusu 2005 İlköğretim
Programı Türkçe Dersi Programı’nda Türkçe öğretimi; dinleme, konuşma, okuma, yazma ve
görsel okuma - görsel sunu öğrenme alanlarına ayrılmıştır. İlk okuma yazma öğretiminin
öğrenme alanları ile ilişkilendirilmesi, öğretimde yöntem olarak Ses Temelli Cümle
Yönteminin uygulanması ve bitişik eğik yazı harflerinin kullanılması ön görülmüştür
(İlköğretim Programı, 2009). Bakanlık, kısa sürede günümüze kadar Türkçe dersi öğretim
programında öğrenme alanları, ilk okuma yazma öğretiminde yöntem - teknikler ve yazı
öğretimindeki harfler vb. bir dizi önemli değişikliklere gitmiştir (İlköğretim Programı, 2015,
2019).
Araştırma, Türkçe Dersi Öğretim Programının süreçte özellikle yazı öğrenme alanında
yapılan değişikler ile ilk okuma yazma öğretiminde yazıda kullanılması öngörülen harf ve
rakamların değişimlere uygun olarak öğretim programında yer alması ve programın
uygulayıcıları, sürecin mimarı öğretmenlere kaynak olarak sunulması bakımından önemlidir.
Bundan hareketle araştırmanın amacı, başlangıçtan gümümüze Cumhuriyet dönemi Türkçe
dersi öğretim programlarının; dil becerileri / öğrenme alanları, ilk okuma yazma öğretiminde
özellikle yazı öğrenme alanındaki gerçekleştirilen değişiklikler ile programın öngördüğü yazı
tekniğine uygun olarak hazırlanması ve öğretimde öğretmen ihtiyaçlarını karşılaması için
kılavuz olacak şekilde sunulması yönlerinden analiz edilmesidir. Araştırma, nitel araştırma
yöntemi kapsamında değerlendirilen doküman incelemesi olarak yapılandırılmıştır.
Araştırmanın verileri doküman incelemesi tekniğiyle toplanmıştır. Araştırmanın veri
analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre şunlar tespit edilmiştir:
1968 İlkokul Programına kadar süreçte önemli çalışmalar yapılmış, ilk okuma yazma alanında
o dönem için oldukça önemli değişiklikler ve Türkçe öğretimini düzenleyen programlar
hazırlanmıştır. Ancak, temel dil becerilerinin neler olduğu, bu becerilerin geliştirilmesine
yönelik etkinliklerin neler olacağı konusunda bilgilere yer verilmemiştir. 1981 ve sonrası
süreçte hazırlanan Türkçe öğretim programlarında dil becerilerinin ayrımına gidilmiş ve bu
becerilerin bütünleşik anlayışla kazandırılması öngörülmüştür. Kasım 1997 de Talim Terbiye
Kurulu kararı 2482 sayılı Tebliğler Dergisinde yayınlanan ve 1968 programına giren İlköğretim
Kurumları Türkçe Eğitimi Yazı Programı, yazıya ilişkin tüm bilgiler uygun, doğru örnekler,
öğretmen ve paydaşlara etkin model olacak şekilde yer almıştır. 2005 İlköğretim/İlkokul
Programı ve sonrasında Türkçe dersi öğretim programında; Türkçe öğrenme alanları, ilk okuma
yazma öğretiminde yöntem ve teknik, öğretimde öngörülen harf ve rakamlara ilişkin kısa sürede
ve yoğun değişiklikler yapılmıştır. Ancak, yapılan değişiklikler doğrultusunda yazı tekniği
başta olmak üzere birçok konuda uygulamada, öğretmenin ihtiyacını karşılayacak ve model
olacak gerekli bilgiler, uygulama örnekleri ile öğretim programında yer almamıştır.