Aile Psikopatolojisinin Travmatik ve Dissosiyojenik Bileşenleri


Creative Commons License

Öztürk E., Derin G.

VII. TURKCESS Uluslararası Eğitim ve Sosyal Bilimler Kongresi, Güzelyurt, Kıbrıs (Kktc), 1 - 03 Eylül 2021, ss.54-60, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Güzelyurt
  • Basıldığı Ülke: Kıbrıs (Kktc)
  • Sayfa Sayıları: ss.54-60
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adresli: Evet

Özet

Aile psikopatolojisinin ve disfonksiyonel dinamiklerin kökeninde empatiden uzak, şiddet yönelimli, karşılıklılıkkurulamayan ve genellikle değişken aralıklarla uygulanan arkaik bir yöntem olan “ödül-ceza” odaklı yanlış çocuk yetiştirme stilleri bulunmaktadır. Aile içerisinde ebeveynlerin ve çocukların psikopatolojileri ve disfonksiyonel iletişim dinamikleri birbirleriyle büyük oranda eşleniktir ki bu eşlenik psikopatolojiler ve disfonksiyonel iletişim dinamikleri uzun zaman dilimlerinde kuşaklararası eksende yanlış çocuk yetiştirme stilleri aracılığıyla geçiş gösterebilmektedir. Ruhsal açıdan “normal”: fonksiyonel ailelerin misyonları ve çocuk yetiştirme stilleri, entegra- tif bir zeminde kuşaklararası gelişimin sürdürülebilirliği üzerine odaklıdır. “Görünürde normal”: patolojik ve disfonksiyonel ailelerin misyonları ve çocuk yetiştirme stilleri ise büyük oranda gelişim karşıtı bir yönelimde primitif, fosilleşmiş ve tekamülünü sağlayamamış katı bir psikotoplumsal yapının korunması ve kuşaklararası aktarımı ile karakterizedir. Disfonksiyonel uzamda aile psikopatolojileri, travmatize ve dissosiye edici modalite- lerin hakim olduğu toplumlarda uyumsal ya da konformist düşünce, davranış, tutum ve inançlardan öte bireylerin hem muhakeme kapasitelerinde kesintilere hem de onların bilinçsiz kararlar almalarına yol açabilmektedir. Öztürk’e göre çocuklar, çoğunlukla disfonksiyonel ebeveynlerini güçlü olarak algılayarak onları model alırlar ve bu model alış süreci, aile psikopatolojisinin “psikolojik bulaş riskini” önemli oranda artırarak “psikopatolojinin kuşaklararası geçişine ya da aktarılmasına” neden olmaktadır. Psikotravmatolojik açıdan aile içindeki travmatik ve dissosiyojen yapı, bir prediktör işlevi görerek “travmanın ve travma kökenli dissosiyojenik patolojilerin kuşaklararası geçişini” kolaylaştırabilmektedir. Disfonksiyonel ve patolojik ailelerde bir erk ve güç kazanma aracı olarak “simetrik” ya da “asimetrik kimlik geçişleri” kadar “itaat ettirme” ve “baskı” odaklı “kimlik kontrolleri”nin de olduğu ifade edilmekte ve bu süreç “aile psikopatolojilerinin travmatik ve dissosiyojenik instabil temelleri”ni oluşturmaktadır. Baskı karşısında itaat ve itaatsizliğin temel belirleyicisi, bireylerin ego fonksiyonlarıdır. Bireysel psikopatolojiler ve ego fonksiyonlarının zayıflığı kişileri baskı karşısında itaat modalitelerine zorlamaktadır.Optimal ego gücüne sahip olan bireyler baskı karşısında dissosiye olmazlar ve itaat etmezler. Günümüzde birey- leri travmatize ve dissosiye etmeden ruhsal açıdan entegre bir nesil yetiştirebilmek amacıyla Öztürk tarafından önerilen Doğal ve Rehber Ebeveynlik Stili’nin ulusal ve uluslararası bilimsel platformlarda temel bir örnek oldu- ğu fonksiyonel aile modellerinin geliştirilmesi öncül bir gereklilik halini almıştır.

Anahtar Kelimeler: Aile psikopatolojisi; disfonksiyonel aile; travma; dissosiyasyon; yanlış çocuk yetiştirme stilleri