6. Uluslararası Bilimsel Araştırmalar Kongresi,Sosyal ve Eğitim Bilimleri Araştırma Kongresi, Şanlıurfa, Turkey, 1 - 03 November 2019, pp.137-152, (Full Text)
“Kem âletle kemâlat olmaz” demiş büyüklerimiz. Medeniyet-lerin avlusu olan Anadolu’da tarihi İsa’dan Önce (İ.Ö) 9. yüzyıla kadar uzanan bakırcılık sanatı, günümüzde yok oluyor gibi gösterilse de, bugün hâlâ önemini korumaktadır. Anadolu’da önemli bir yere sahip olan bakır, süslemeye de çok elverişli bir maden olduğundan dolayı dekoratif olarak pek çok objenin ana maddesi olmuştur. Tarihte bakır, birkaç teknik kullanılarak birçok alanda eser bırakmıştır. Hitit, Urartu, Frig, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde Ana-dolu’da çeşitli tekniklerle çalışan bakır atölyelerinin bulunduğu, günümüze ka-dar gelen birçok sayıdaki eserden anlaşılmaktadır. Osmanlı döneminde Ana-dolu’da, bakır yataklarının işletilmesi sonucunda bakır işçiliği bir çok şehri-mizde zirveye ulaşmış ve atölyeler açılmıştır. Osmanlı döneminde maharetli ustaların ellerinde “İstanbul İşi” tabiriyle incelik, zarafet ve estetik anlamda zirveye ulaşarak sanatsal halini almıştır. Günümüzde modern çağın ve yaşam koşullarının birçok şeyi kendi içinde eritmesine karşı duran ve oldukça büyük zahmetlerle katlanarak bakır işlemeciliğinde hizmet etmeye gayret eden zana-atkârlarımız/sanatkârlarımız halen bulunmaktadır. Urfa ilimizde bakır işleme-ciliğinde çocukluktan yetişmiş, sıkıntı çektiği halde bakır işlemeciliğinden vaz-geçmemiş ve günümüzde usta çırak ilişkisi ile eğitim verip üreten, kapıları yerli yabancı turistlere ve eğitim gönüllülerine her daim açık atölyelerimiz bulunmaktadır.