Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi, cilt.26, sa.1, ss.69-79, 2025 (TRDizin)
This study investigates the
temporal changes in floristic composition within Sarıyer, a peri-urban district
in northern Istanbul that serves as a critical conservation zone due to its
ecological richness. By synthesizing data from 11 studies, a comprehensive
flora database was developed, encompassing 1,194 plant taxa distributed across
125 families and 525 genera. Sarıyer accounts for approximately 47.76% of
Istanbul's total plant species and 69.7% of its endemic taxa, underscoring its
pivotal role in regional biodiversity. Key findings include the identification
of 23 endemic taxa and 21 taxa categorized under IUCN threat levels,
emphasizing the area's ecological significance and the urgent need for
conservation measures. The study highlights the impacts of urbanization,
including habitat fragmentation, the introduction of invasive species, and
large-scale infrastructure projects, on the region's biodiversity. Floristic
records were analyzed alongside contemporary data, revealing that 267 taxa
documented in earlier surveys were absent in recent studies, many due to urban
transformation. This research underscores the importance of aligning urban
development with ecological principles and proposes conservation strategies to
prioritize threatened habitats. The integration of floristic records and
contemporary data provides a robust framework for sustainable biodiversity
management, offering a model for urban conservation globally.
Bu çalışma, ekolojik zenginliği
nedeniyle önemli bir koruma alanı olarak öne çıkan İstanbul’un kuzeyindeki
Sarıyer ilçesinin floristik kompozisyonunu incelemektedir. Daha önce yapılmış
11 çalışmanın verilerinin sentezlenmesiyle, 125 familya ve 525 cinse ait toplam
1.194 bitki taksonunu kapsayan kapsamlı bir flora veritabanı oluşturulmuştur.
Sarıyer, İstanbul’daki toplam bitki türlerinin yaklaşık %47.76’sına ve endemik
taksonlarının %69.7’sine ev sahipliği yaparak bölgesel biyolojik çeşitlilikteki
hayati rolü ile öne çıkmaktadır. Çalışmada, 23 endemik taksonun ve IUCN tehdit
kategorilerine göre sınıflandırılmış 21 taksonun tespit edilmesi, alanın
ekolojik önemini ve koruma önlemlerinin aciliyetini ortaya koymaktadır.
Araştırma, kentsel gelişimin biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkilerini;
habitat parçalanması, istilacı türlerin yayılması ve büyük ölçekli altyapı
projeleri gibi faktörler üzerinden ele almaktadır. Floristik kayıtlar, güncel
verilerle birlikte analiz edilerek tür kayıpları izlenmiş, erken dönem
çalışmalarda belgelenen 267 taksonun, çoğu kentsel dönüşüm nedeniyle, güncel
çalışmalarda artık mevcut olmadığı tespit edilmiştir. Bu araştırma, kentsel
gelişimin ekolojik ilkelerle uyumlu hale getirilmesinin önemini vurgulamakta ve
tehdit altındaki habitatlara öncelik veren koruma stratejileri önermektedir.
Floristik kayıtların ve güncel verilerin entegrasyonu, sürdürülebilir biyolojik
çeşitlilik yönetimi için sağlam bir çerçeve sunmakta ve küresel düzeyde kentsel
koruma için bir model teşkil etmektedir.