ANADOLU’DA İLK TIP MEDRESESİ “GEVHER NESİBE HATUN DARÜŞŞİFASI”


Creative Commons License

Özkul K.

Uluslararası Göbeklitepe Sosyal ve Beşeri Bilimler Kongresi, Şanlıurfa, Türkiye, 5 - 07 Haziran 2020, ss.19-39, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Şanlıurfa
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.19-39
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adresli: Evet

Özet

Tıp, geçmişten günümüze kadar olan tüm bilgileri, insanlık yararına kullanarak hastalıkları iyileştirmek, tedavi etmek veya önlemek amacıyla başvurulan ve uygulanan teknik ve bilimsel çalışmaların bütünüdür. İnsanlığın yaradılışından itibaren, tarihi boyunca birçok farklı hastalık oluşmuş ve yüzyıllarca varlığını sürdürmüştür. Bu hastalıklar için tedavi yöntemleri aranmış ve aranan bu yöntemler dünya üzerindeki bütün medeniyetlerde farklılıklar göstermiştir. Yerleşik yaşama geçmiş olan ilk medeniyetlerde, hasta tedavilerinde, büyü ve duadan ileriye geçilememiştir. Zamanla insanlara yetersiz gelen bu tedavi yöntemleri, ilerleyen zaman dilimlerinde, bilimsel ve gerçekçi tedavilerin olması gerekliliğini göstermiştir. İnsan, tıp bilimine, tıbbi tedavilere yöneldikçe ve bu alanda geliştikçe, tıp okullarının eksikliğini duymuştur. Orta Çağ Avrupa’sında tıp alanında bilimsellikten uzak bir dönem yaşanmaktayken, Anadolu Medeniyetlerinde tıpta bilimsel bir dönem yaşanmıştır. Hint Medeniyeti farklı olarak daha akılcı bir yol izlemiş ve hastaların tedavisi için hastane yapmışlardır. Tarihte ilk tıp okulu olan “Knidos” Antik Yunan döneminde açılmıştır. Hippokrates felsefe ve tıbbı birbirinden ayırarak, bilimsel bir yaklaşım ile eğitim veren “Kos Tıp Okulunu” kurmuştur. Türklerin Anadolu’ya gelmesiyle birlikte Anadolu Selçukluları zamanında inşa edilen darüşşifalarda (hastaneler), hasta tedavi hizmetlerinin yanı sıra, tıp eğitimi verilmiş ve kendi alanlarında hekimler yetiştirmişlerdir. Bu okullarda yetişen doktor ya da diğer tabiriyle Hekimler, sadece hastaları tedavi eden bir meslek erbabı değildir, aynı zamanda Hippokrates’in; “bir hekim aynı zamanda filozof olursa ilahlar seviyesine yükselir” sözleriyle başka misyonlar daha yüklenmişlerdir. İslamiyet’in doğuşu ile Tıbb-ı Nebevî, “Peygamber Tıbbı” anlamına gelen, Hz. Muhammed’in (sav), sağlık alanında uyguladığı ve tavsiyelerde bulunduğu İslâmî tıp ilmi de akla bu bağlamda akla gelmektedir.

Bu makalede; geçmişten günümüze kadar gelen medeniyetlerde tıbbi olmayan uygulamalar, ardından ihtiyaç dâhilinde gelişen tıbbi teknikler ve tedavileri, 1206 yılında Anadolu Selçuklu döneminde bir gönül hikâyesi neticesinde oluşan vahim bir hastalık ve bunun sonucu, bir vasiyet üzerine inşa edilerek hizmete açılmış olan, hem tıp okulu hem de hastaneyi aynı bina içerisinde barındırıyor olmasından dolayı da dünyada bir ilk “Gevher Nesibe Tıp Medresesi ve Darüşşifası” ile burada uygulanan tedavi yöntemleri anlatılmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Anadolu Selçuklu Dönemi, Tıp Medresesi, Gevher Nesibe Hatun, Darüşşifa, Hastane.