Türkiye ve Dünya’da Jeolojik Miras ve Jeoparklar Konusunda Yapılan Çalışmaların İçerik Analizi ve Meslek Etiği Açısından Değerlendirilmesi


Çiftçi Y., Güngör Y., Azaz D.

Uluslararası Katılımlı 76. Türkiye Jeoloji Kurultayı, Ankara, Türkiye, 15 - 19 Nisan 2024, sa.155, ss.356, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.356
  • İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adresli: Evet

Özet

İnsanlık tarihinde çok yeni bir kavram olan Jeolojik Miras konusu

ancak 20. Yüzyılın son çeyreğinde ortaya atılmış ve hızla benimsenmiş

bir kavramdır. Bu kavramın kabul görmesi için söz konusu alanların

ziyarete açılması, yaygın bir şekilde tanıtılması ve hatta korunması için

bazı özel bölgelerin tanımlanması gerekmiş, böylelikle jeopark

kavramı ortaya çıkmıştır. Her iki kavram da yeryüzündeki insan

faaliyetlerini kısıtlayan özelliklere sahiptir ancak, insanın sosyokültürel

düzeyi de giderek doğa farkındalığı ve doğa koruma

konusundaki hassasiyeti ve donanımıyla ölçülmeye başlamıştır. Bu

aşamada insan, yaşadığı doğal çevrenin kendisine sunduğu doğal

kaynakları (mineral, maden, yapı taşı, flora, fauna, su kaynakları) vahşi

ve kontrolsüz bir şekilde tüketmeye değil, daha çok yenilenebilir

kaynaklara yönelerek sürdürülebilir bir kalkınma stratejisini

benimsemeye odaklanmalıdır. Jeolojik mirasın korunması ise, bu

doğal varlıkların insanın kültürel gelişimine hizmet edecek şekilde,

diğer kültürel miras unsurları ile birlikte bütünleşik olarak

sergilenmesi ve yönetilmesi ile olanaklıdır. Konu derinleştikçe, insan

yerleşimlerinin giderek karmaşık ve geniş alanlara yayılması,

endüstriyel gelişim ve ona bağlı gereksinimlerin artışı, “modern”

yaşam stratejileri ve tüketim toplumunun giderek doğal kaynakların

çok üzerinde bir tüketime yönelmeleri, meslek çeşitlenmesi ve ilgi

alanlarının giderek birbirine yakınlaşması dikkati çekmeye

başlamıştır. Bu yakınlaşma ve iç-içe geçme durumu özellikle jeolojik

miras ve jeoparklar konusunda yapılan bilimsel içerikli yayınlar

incelendiğinde bariz olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durumun,

meslekler arasında kalan gri bölgelerdeki masum etkinlikler olarak

yorumlanamayacak boyuta geldiği açıktır. Bu aşamada, meslek etiği

kavramı devreye girmekte ve bazı konularda meslekler arasındaki

sınırların özenle yeniden çizilmesi, var olan ancak silikleşmiş olan

çizgilerin de üzerinden geçilerek kalınlaştırılması gerekmektedir.

Jeolojik Miras ve Jeoparklar konusunda elbette çok sayıda meslek

grubunun katılımı gerekir, ancak bu kavramların “tanımlanması” ve

“projelendirilmesi” aşamasında, söz konusu jeolojik mirasın bilimsel

olarak sınıflandırılması konusunda gerekli eğitimi almış olan meslek

grupları yetkilendirilmelidir. Bu yasal bir yetki olmanın ötesinde, etik

bir geri duruşu gerektirir. Tanımı yapıldıktan ve jeolojik içeriği

belirlendikten itibaren, bu doğal varlıkların hangi doğal ve kültürel

miras unsurları ile birleşebileceği, ne kadar bir alana yayılabileceği ve

yönetim modelinin nasıl hazırlanması gerektiği konusunda diğer

meslek gruplarının da etkin katılımı sağlanmalıdır. Bu bildiri bu

konuda son 20 yıl içinde yayınlanmış sözlü bildiri, poster bildiri ve

makalelerdeki yazarların meslek grupları incelenerek oluşturulmuştur

ve bazı etik kuralları anımsatmak amacındadır.

The concept of Geological Heritage emerged as a relatively new idea

in the history of humanity, gaining traction only in the last quarter of

the 20th century. For the acceptance of this concept, the opening of the

relevant areas for visitation, widespread promotion, and even the

identification of certain special areas for conservation have been

necessary. Thus, the concept of geopark has emerged.Both concepts

impose limitations on human activities related to the consumption of

natural resources (minerals, ores, building stones, flora, fauna, water

sources), urging a shift towards sustainable development strategies

that prioritize renewable resources.As society increasingly values

environmental awareness and conservation, Geological Heritage

preservation becomes more intricate, integrating these natural assets

into cultural development. As human settlements expand into complex

and extensive areas, coupled with industrial development and the

growing demands associated with modern lifestyles, it becomes

imperative to consider sustainable consumption practices and adopt

strategies for sustainable development. The interdisciplinary nature of

these considerations is particularly evident when examining scientific

publications related to Geological Heritage and Geoparks. The

convergence and interweaving of various disciplines highlight the

need for a careful reevaluation and, if necessary, a redefinition of

professional boundaries in this domain. Ethical considerations

become paramount in navigating the blurred lines between

disciplines.In this context, the concept of professional ethics plays a

crucial role. While multiple professional groups contribute to the field

of Geological Heritage and Geoparks, there is a need for certain

groups, especially those with scientific expertise in classifying

geological heritage, to take the lead during the definition and project

planning phases. However, beyond legal authority, ethical

considerations must guide this process. Once the definition and

geological content are established, effective participation of other

professional groups is essential in determining how these natural

assets can blend with other natural and cultural heritage elements, the

extent of their influence, and the preparation of an appropriate

management model. This study reviews interdisciplinary contributions

to Geological Heritage and Geoparks from various professional

groups over the last two decades. It aims to emphasize the importance

of ethical considerations in navigating the evolving landscape of these

fields and to underscore the need for a careful delineation of

professional boundaries.