5. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMLER VE EĞİTİM BİLİMLERİ SEMPOZYUMU / INTERNATİONAL SYMPOSIUM ON SOCIAL SCIENCES AND EDUCATIONAL SCIENCES, İstanbul, Türkiye, 12 - 13 Mart 2022, ss.32-34, (Özet Bildiri)
Oyun, çocuğun dış dünyayı tanımasını, kavramasını ve her yönden gelişimini
sağlayıp kapasitesini geliştiren, özellikle sosyalleşmesine katkıda bulunan, duygularını
yansıtmasını sağlayan, hoşlanarak yer aldığı, doğal, etkin öğrenme süreci ve üst düzey
zihinsel becerilerinin geliştirilmesinde önemli rol oynayan bir araçtır. İlkokul birinci
sınıfa başlayan öğrencinin temel ihtiyaçlarından birisi oyun oynamaktır. Bu dönem
çocuğu oyun çocuğu olarak da tanımlanmaktadır. Bundan hareketle sınıf öğretmeni
öğretime başlanan ilk günden itibaren sınıf içi ve dışında; çocukların hareket
ihtiyaçlarını karşılamak, etkili uyum süreci geçirmek, çocukları çeşitli yönlerden
tanımak, öğrencilerin birbirlerini tanımalarını sağlamak, kendisini ve çevreyi tanıtmak,
eğlenceli, çekici ortam oluşturmak vb. amaçlara yönelik olarak süreç içerisinde oyunu
etkin şekilde kullanır. Tüm dersler gibi Türkçe ilk okuma yazma öğretiminin de
geleneksel yöntemlerle işlenmesi, öğretme-öğrenme süreci içerisinde birçok olumsuz
durum ve sonuçlara yol açacaktır. Öğrenciler derste sıkılacak, derse, öğretmene,
öğrenmeye hatta okula karşı olumsuz bir tutum sergileyecek ve öğrendikleri bilgi ve
beceriler pekiştirilemeyeceğinden kalıcı izli hale gelemeyecek. Bu olumsuz durumun
oluşmaması veya ortadan kaldırılması için anlamlı öğrenme aktivitelerinin
gerçekleştiği, öğrencilerin nasıl ve ne yaptıklarını bilerek devam ettikleri bir yaklaşım
olarak aktif öğrenme ortamı oluşturulmalıdır. Geleneksel öğretim ile tek yönlü bilgi
akışının olduğu, öğretmen merkezli öğretim yöntemlerinin yerine öğrenci merkezli,
bireysel farklılıkların önemsendiği, öğrenci özellik ve ihtiyaçlarının dikkate alındığı ve
bunlar için doyurucu fırsatların hazırlandığı, verildiği etkinlik ve öğrenme ortamlarında
oluşturulmalıdır. Bu bağlamda aktif öğrenme yaklaşımında kullanılabilecek
yöntemlerden biri de oyunla öğretim yöntemidir. Çoklu Zekâ, Yapılandırmacı Yaklaşım,
Öğrenci Merkezli Öğrenme, Bireysel Farklılıklara Duyarlı Öğretim gibi yaklaşım ve
modeller ile hazırlanan 2005 İlkokul Programı ve Türkçe Dersi Öğretim Programı içinde
önemli yere sahip ilk okuma yazma öğretimi, öğrenmede öğrencinin aktif katılımını
öngörmektedir. Aktif katılımı sağlamanın önemli yollarından biri de öğretimde oyunları
bir yöntem ve araç olarak etkin şekilde kullanmaktır. Oyun, öğrenci için birçok dersteki
karmaşık olan öğrenmeyi daha somut ve çekici, eğlenceli hale getirerek kaygılarını
azaltacak, motivasyonu sağlayacak, öğrenilenleri sıkıcı tekrardan çıkararak
kazanımların kalıcı izli olmasını sağlayacaktır. Araştırma, İlkokul Programı, Türkçe
Dersi Öğretim Programı ve Kılavuz Kitap ile ilk okuma yazma öğretimi için hazırlanan
diğer tüm kaynakların öğretimde oyuna yer vermesi ve bu konudaki yeterliliklerini
belirlemek bakımından önemlidir. Araştırmanın amacı, ilk okuma yazma öğretiminde
oyunun, Türkçe Dersi Öğretim Programı ve ilk okuma yazma öğretimine ilişkin tüm
kaynaklarda yer alıp almadığı ve yeterliliği bakımından analiz etmektir. Araştırma, nitel
araştırma yöntemi kapsamında değerlendirilen doküman incelemesi olarak
yapılandırılmıştır. Araştırmanın verileri doküman incelemesi tekniğiyle toplanmıştır.
Araştırmanın veri analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre
şunlar tespit edilmiştir: Türkçe dersi öğretim programı ilk okuma yazma bölümünde;
öğretimin aşamalarında oyunlara bir araç veya etkinlik olarak yer verilmemiştir. Ayrıca,
hizmet içindeki sınıf öğretmeni ve sınıf öğretmeni yetiştiren fakültelerde öğretmen
adaylarına, derslerinde kaynaklık edecek şekilde hazırlanan “İlk Okuma Yazma
Öğretimi” kitaplarının ve diğer kaynakların hiç birisinde buna rastlanmamıştır. Büyük
bölümü hazırlık aşamasına olmak üzere, bazı özel yayın evinden çıkan kitap ve görsel işitsel
materyal ile elektronik ortamlarda ilk okuma yazma öğretimine ilişkin oyunların
yer aldığı görülmüştür.