KARIN İÇİ YERLEŞİMLİ NÖROJENİK TÜMÖRLERDE GÖRÜNTÜLEMEYE DAYALI RİSK FAKTÖRLERİNİN CERRAHİ SONUÇLARA ETKİSİ


Özcan R., Hakalmaz A. E., Emre Ş., Ocak S., Kalyoncu Uçar A., Kuruğoğlu S., ...Daha Fazla

38.Ulusal çocuk cerrahisi kongresi, Antalya, Türkiye, 25 - 28 Kasım 2021, ss.69-70, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.69-70
  • İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adresli: Evet

Özet

Amaç: Nörojenik tümörlerde görüntülemeye dayalı risk faktörlerinin(IDRF) cerrahi yöntem ve sonuçlara etkisini değerlendirmek Yöntem: 2015-2021 yıllarında karın içi nörojenik tümör tanısıyla başvuran ve IDRF’leri bulunan olgular geriye dönük olarak değerlendirildi. Bulgular: Karın içi nörojenik tümörle cerrahi yapılan 40 olgudan 26’sında IDRF mevcuttu. Olguların ortalama tanı yaşı 3,9 yıl (15 gün-16 yaş) ve ameliyat yaşı 4,3 yıl (3 ay-16,5 yaş) idi. Olguların 18’i nöroblastom(NB), 6’sı ganglionöroblastom(GNB) ve 2’si ganglionörom(GN)du. Tanı anında 26 olguda toplam IDRF sayısı 57, ortalama IDRF sayısı 2,1 (1-5) idi. Tedavide; NB’ların tamamı ve GNB’ların 4’üne geç primer cerrahi, 2 GNB ve 2 GN’da ise primer cerrahi uygulandı. Geç primer cerrahi yapılan 22 olguda tanı anında IDRF sayısı ortalama 2,1 (1-5) iken kemoterapi sonrası 1,5 (0-5) idi. Bu 22 olgunun 9’unda (%40) IDRF sayısında azalma olduğu saptandı. Cerrahi yöntemde; olguların 12’sine total vasküler izolasyon ve tam retroperitoneal diseksiyon yapıldı. Bu 12 olgunun ortalama IDRF sayısı 2,7(1-5) idi. Kalan 14 olguya ise kısmi vasküler izolasyon ve kitle eksizyonu yapıldı, IDRF sayısı 1,7 (1-3) bulundu. Olguların 20’sine tam, 6’sına (NB:4, GNB:2) tama yakın rezeksiyon yapıldı. Tama yakın rezeksiyon yapılanların 5’ine geciktirilmiş primer cerrahi uygulanmıştı ve bunların 2’sinde kemoterapi sonrası IDRF sayısında azalma görüldü. Nefrektomi böbrek invazyonu olan 1(%3,8) olguya uygulandı. Postoperatif dönemde olguların 4'ünde (2 ileus, 1 şilöz asit ve 1 koledokta perforasyon) komplikasyon görüldü. Olguların 5’i(tamamı NB) takipte kaybedildi. Bu 5 olgunun ortalama IDRF sayısı 2,2 idi. Kalan 21 olgunun 13’ü hastalıksız, 8’i hastalıklı izlemdedir. Sonuç: Nörojenik tümörlerde IDRF varlığı ve sayısı cerrahi tedavi yöntemini, tümör rezektabilitesini ve cerrahi komplikasyon oranlarını etkilemektedir. Vasküler IDRF varlığı olsa dahi cerrahi sırasında vasküler izolasyon tekniğinin uygulanması organ kaybını ve nefrektomi olasılığını azaltmaktadır