II.ULUSLARARASI SAĞLIK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KONGRESİ II. INTERNATIONAL HEALTH AND CLIMATE CHANGE CONGRESS (IHCC), Ankara, Turkey, 22 - 30 December 2022, pp.34-52, (Full Text)
Türkiye’nin, 1959 yılında başlayan Avrupa Birliği serüveni, o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu’yla Ortaklık
Anlaşmasının imzalanıp, 1963 yılında yürürlüğe girmesi ile devam etmiş ve 50 yıla uzanmıştır. Yarım asırdır Türkiye,
Avrupa Birliği (AB) üyeliği için çok çeşitli fasıllarda müzakere süreçlerini sabırla devam ettirmektedir. Çevre faslı da
bu müzakere başlıkları arasında oldukça ağır prosedür içeren bir adımdır. Zira mevcut ve gelecekteki nesiller için
çevrenin korunması ve sürdürülebilir kalkınmanın geliştirilmesini hedefleyen müktesebat, yatay mevzuat, su ve hava
kirliliği, atık ve kimyasalların yönetimi, bio-teknoloji, doğa koruma, endüstriyel kirlilik ve risk yönetimi, gürültü ve
radyasyondan korunmayı içeren 200’den fazla hukuki düzenlemeyi kapsamaktadır.
Çevresel korumanın diğer topluluk politikalarına entegrasyonu ve sorumluluğun paylaşılmasını esas alan müzakere
konuları içinde artık iklim değişikliği konusu Çevre başlığı içinde yer tutar hale gelmiştir. Son çeyrekte uluslararası
çalışmaların da gündemine yerleşen bu konu, Türkiye için de çok önemli hale gelmiş; hatta 20 yıl önce “Çevre” faslı adı
altında başlayan müzakere başlığı; artan önemine binaen 2005 yılından bu yana “ Çevre ve İklim Değişikliği” olarak
isim dahi değiştirmiştir.
2021 yılında Paris Antlaşması’na paralel bir şekilde EU İklim Yasası çıkarılmıştır. Bu tüzükle 2050’ye kadar iklim nötr
hedefi çerçevesinde atılması gereken adımların ne olduğu ve bu hedefe nasıl ulaşılacağı ortaya konmuştur. Öncelikle
2030 yılına kadar 1990’lı yıllara göre karbon salınımında bir denge hedeflenmiştir. Ayrıca 2040 hedefleri belirlenirken
hangi hususların dikkate alınacağı da ortaya konmuştur.
Bu çalışmada, son 20 yıllık AB İlerleme raporlarına göre Türkiye’nin iklim değişikliği konusunda sergilemiş olduğu
tutum, AB bakış açısı ile trend analizi yapılmak suretiyle incelenmiş, Türkiye’nin durumu da ortaya konarak, bugün
gelinen noktada hedefe ulaşıp ulaşılamadığı konusu irdelenmiş ve önerilerde bulunulmuştur.