18.Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği Uluslararası Sürekli Eğitim Kongresi, İstanbul, Türkiye, 1 - 02 Kasım 2024, ss.278-279, (Özet Bildiri)
Evcil hayvanlarda malign vasküler tümörler daha çok iç organlarda tespit edilmiş olmakla
birlikte, malign kutanöz tümörler arasında %5’ten daha az bir oranda hemanjiyosarkomlar da
yer almaktadır. Retiform hemanjiyoendotelyoma (RHE), insan patolojisinde iyi tarif edilmiş
düşük dereceli bir endotelyal malignitedir. Evcil hayvanların sınıflandırmasında bu tümör yer
almamakla birlikte yakın zamanda iki köpekte RHE özelliklerini taşıyan, malign karakterli
kutanöz vasküler tümör olgusu rapor edilmiştir. Bu çalışmada 11 yaşında, Terrier ırkı, dişi bir
köpekte tespit edilen kutanöz RHE olgusunun patolojik tarifi yanı sıra, hastanın kemoterapi
ve radyoterapi ile kombine tedavisinin sunulması amaçlanmıştır.
Sağ inguinal alanda meme dokusunu da içine alan geniş çaplı, koyu renkli, yer yer ülsere ve
hemorajik yapıda deri lezyonu tespit edilen hastanın aynı zamanda sağ tibial bölgesinde de
benzer şekilde hemoraji ve alopesiyle seyreden lezyon varlığı belirlendi. Lezyonu teşhis
etmek üzere doku biyopsi örneği alınarak veteriner patoloji laboratuvarına gönderildi.
Formalinle tespit sonrası doku örneği rutin doku takip işlemlerinden geçirilerek parafin
bloklara gömüldü. Parafin bloklardan 3-4 μm kalınlığında kesitler alınarak Hematoksilen-
Eozin ile boyandı. Doku kesitleri ayrıca streptavidin-biyotin peroksidaz metoduna göre, von
Willebrand faktörü antikoruyla immunohistokimyasal olarak işaretlendi.
Histopatolojik inceleme sonucunda epidermisi yükselten, dermisi istila eden, kollajen
demetlerini ayıran, deri eklentilerini yerinden eden ve hipodermisi değiştiren, sınırları belirsiz
kapsüllenmemiş, ağırlıkla ilkel vasküler kanallar şeklinde organize olmuş iğsi hücreli bir
tümör varlığı belirlendi. Rete testise benzeyen uzun, anastomoz yapan vasküler kanalların
tipik olarak “hobnail” çekirdeklere sahip neoplastik endotellerle döşenmiş olması tümörün
insan tıbbındaki RHE histopatolojisi ile uyumlu bulundu. Morfolojik olarak vasküler kökenli
tümör olduğu tespit edilen olgunun von Willebrand faktörü antikoru ile de pozitif reaksiyon
verdiği belirlendi ve tümörün RHE benzeri malign kutanöz vasküler tümör olduğu sonucuna
varıldı.
Operasyondan 3 ay sonra, 21 gün ara ile toplam 4 doz 1 mg/kg doksorubisin ile infüzyon
uygulandı. Kemoterapi sonrası lezyonda belirgin regresyon izlenen olguya, yine literatür
bilgileri baz alınarak radyasyon tedavisi ile devam edildi. BT görüntülerinden elde edilen
görüntülerle tümör çevresinden 3 cm’lik marj hedef olarak belirlendi. Varian Eclipse tedavi
planlama sistemi kullanılarak toplamda 5 fraksiyonda 25 Gy radyasyon tedavisi tamamlandı.
Doksorubisin ve radyasyon tedavisi sonrası nüks oranını azaltmak ve sağ kalım süresini
uzatmak amacıyla Sorafenib 10 mg/kg/gün dozunda oral olarak metronomik kemoterapi ile
devam edildi. Tedaviler sonrası hastada tam remisyon sağlandı.
Evcil hayvanlarda hemanjiosarkom vakaları genellikle iç organlarda izlenir, ancak dermal ve
invaziv formlar nadirdir. Genel olarak prognoz agresiftir ve cerrahi tek başına sağkalım için
yeterli değildir. Bu nedenle cerrahiye ek olarak adjuvan kemoterapi önerilmekle birlikte
metronomik kemoterapi, radyoterapi ve immünoterapiyi içeren tedavi modelleri halen
araştırılmakta ve gelecek için umut vaat etmektedir. Tam remisyon sağladığımız bu olgu
sunumunun veteriner onkoloji ve radyoterapi bilimine önemli katkılar sağlayacağı
kanaatindeyiz. Ayrıca, köpeklerin vasküler tümörlerinin sınıflandırılmasında yer almayan
retiform hemanjioendotelyoma (RHE) vakası karşılaştırmalı bir bakış açısıyla gözden
geçirilmelidir. Bu olgu sadece veteriner onkoloji ve radyoterapi bilimine değil aynı zamanda
veteriner patoloji alanına da katkı sağlayarak bu araştırmanın önemini vurgulayacaktır.