3rd International TURAZ ACADEMY Forensic Sciences, Forensic Medicine, and Pathology Congress, Baku, Azerbaycan, 8 - 12 Eylül 2021, ss.258-262, (Tam Metin Bildiri)
Klinik psikoloji, psikiyatri ve psikolojik danışmanlık ve rehberlik disiplinleri ile yakından ilişkili olan psikotravmatoloji, olum- suz yaşam olayları esnasında ya da sonrasında insanların ve toplumların verdikleri tepkiler ile hem travmaların psikoter- apilerine hem de önleme politikalarına odaklanan psikolojinin temel bir alanıdır. Günümüzde özellikle son onlu yıllarda adalet sisteminde yer alan tutuklular ve hükümlüler ile gerçekleştirilen modern psikotravmatoloji paradigmaları ekseninde yapılandırılmış travma odaklı adli görüşmelerin hem bilimsel gerçekliğin ortaya çıkartılması sürecinde hem de en objektif ve en doğru bilgiye ulaşılmasında majör bir role sahip olduğu vurgulanmaktadır. Bu doğrultuda kritik bir öneme sahip olan adli psikotravmatoloji, hem bireylerin ceza-adalet sistemine dahil olmasına yol açan olumsuz yaşam olayları zemininde ortaya çıkabilen travma kökenli psikiyatrik bozuklukların veya eşik altı tanı kriterleriyle seyreden psikopatolojilerin değer- lendirilmesi hem de bu kişilerin travma odaklı adli görüşmelerinin sistematik ve detaylı bir şekilde gerçekleştirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Adli psikopatoloji ise ceza-adalet sistemi içerisindeki faillerin, psikotravmatolojik bir zeminde psikopa- tolojik açıdan değerlendirilmesidir. Adli psikopatolojinin temel araştırma alanlarını; suç isnadı olan kişilerin psikopatolojik ve nöropsikolojik açıdan değerlendirilmeleri, faillerin antisosyal davranış örüntüleri, nevroz-psikoz ayrımı, hükümlü olan bireylerin adli mekanizma içerisinde psikoterapilerinin optimal seviyede gerçekleştirilmesi ve suç mağduru olan kişilerin karşılaştıkları travmatik olaylar esnasında veya sonrasında gelişebilen dissosiyatif bozukluklar ve travma sonrası stres bo- zukluğu gibi ruhsal bozukluk tanılarının konulması oluşturmaktadır. Travmatize ve dissosiye bireylerin adli görüşmelerinde dikkat edilmesi gereken iki nokta: “görünürde çelişkili bilgi” ve “gizleme eğilimi”dir. Klinik deneyimi yeterli seviyede olmayan profesyoneller zaman zaman travmatize ve dissosiye bireylerin çelişkili gibi algıladıkları olumsuz yaşam olaylarıyla ilgili ifadeler, aslında sahip oldukları travma kökenli psikiyatrik tanılar ile doğru orantılı olup sadece “görünürde” çelişkili olarak algılanabilecek “gerçek” bilgilerdir. Adli sistemde yer alan kişilerin, görüşme yapan uzmanlara güvenememesi sebebiyle maruz kaldıkları olumsuz olaylarını anlatmakta sorun yaşaması, anılarını travmatik belleğinden dolayı parçalı olarak aktar- ması ve bu yaşantıların kendisine acı vermesi sebebiyle büyük oranda dissosiye edilmesi ya da yok farz edilmesi “gizleme eğilimleri” olarak ifade edilebilmektedir. Adli sistemde yer alan bireylerin büyük bir bölümünün geçmiş dönemlerde hem kronik hem de çok sayıda travma bildirmeleri sebebiyle adli değerlendirmelerinin klinik yönelimli adli psikotravmatolojik ve adli psikopatolojik bir zeminde gerçekleştirilmesi temel bir gereklilik haline gelmiştir.
Anahtar Kelimeler: Adli psikotravmatoloji; adli psikopatoloji; travma; psikotravmatoloji; klinik adli psikoloji; görünürde çelişkili bilgi; gizleme eğilimi