İstanbul’un Jeolojik Miras Alanları


Güngör Y., Angı O. S., Azaz D., Yılmaz M., Er S.

Uluslararası Katılımlı 76. Türkiye Jeoloji Kurultayı, Ankara, Türkiye, 15 - 19 Nisan 2024, sa.155, ss.338, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.338
  • İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adresli: Evet

Özet

Prekambriyen’den Kuvatarner’e kadar geniş bir zaman aralığında

oluşmuş kayaçlara sahip olan İstanbul ve civarı, doğal olarak oldukça

zengin bir jeoçeşitliliğe sahiptir. Son 50 yılda bu jeoçeşitlilik büyük

zarar görmeye başlamıştır. Birçok önemli jeolojik miras ögesi

inşaatların altında kalmış veya inşaatlar sırasında tahrip edilmiştir.

Yasalarla korunan kültürel değerler kısmen de olsa korunmuş, ancak

jeolojik miras ögelerini koruyacak bir yasa olmadığı için bu önemli

oluşumlar korunamamıştır. Büyük bir tahribata rağmen İstanbul

sınırları içinde hâlâ korunması gereken birçok jeolojik miras ögesi

bulunmaktadır. İstanbul’un jeolojik miras ögeleri hızla yok olurken

yerbilimciler bu konuya duyarlılıkları oldukça geç başlamıştır. Kişisel

birkaç girişim dışında kurumsal olarak ilk çalışmalar 2020 yılında

JMO İstanbul Şube tarafından kurulan Kültürel Jeoloji ve Jeolojik

Miras Komisyonu tarafından başlatılmıştır. İki dönem içinde yapılan

çalışmalarla 7 adet karstik, 5 beş adet fosil, 2 adet kıyı, 5 adet

magmatik – volkanik, 3 adet su yapısı ve 3 adet maden kaynağı

jeolojik miras ögesi olarak tespit edilmiştir. Bunlardan 6 adedinin

bilgilendirme tabelaları hazırlanmış, bir adedinin yerine konması

sağlanmıştır. Komisyon bu çalışmaları iki ana amaç üzerinde

temellendirmiştir. İlk amaç “Toplum İçin Yerbilimleri” kavramından

yola çıkarak toplumu başta jeoloji olmak üzere Doğa Bilimleri

konusunda eğitmektir. İkinci amaç ise saptanan jeolojik miras

ögelerinin İstanbul’un kırsal kesimlerine az da olsa ekonomik bir katı

sunmasını sağlamaktır. Bu iki amacın birleştiği nokta ise bu jeolojik

miras ögelerinin korunmasıdır. Bu bildirini amacı İstanbul’un jeolojik

miras ögelerinde saptanmış olanları açıklamak ve gelecekte yapılacak

çalışmaları tartışmaya açmaktır

İstanbul and its surroundings, with rocks formed over a wide time

range from the Precambrian to the Quaternary, naturally exhibit a

rich geological diversity. However, this diversity has suffered

significant damage in the last 50 years. Many important geological

heritage elements have been either buried under constructions or

damaged during construction activities. While laws protect some

culturally valued sites to some extent, the absence of a law specifically

safeguarding geological heritage elements has resulted in the inability

to preserve these significant formations. Despite substantial

destruction, there are still many geological heritage elements within

the boundaries of Istanbul that need preservation. Geologists have

shown a delayed awareness of this issue while facing rapid

disappearance of Istanbul's geological heritage elements. Institutional

efforts, aside from a few personal initiatives, began in 2020 with the

establishment of the Cultural Geology and Geological Heritage

Commission by the Chamber of Geological Engineers Istanbul

Branch. Over two terms, studies have identified 7 karstic, 5 fossil, 2

coastal, 5 magmatic-volcanic, 3 water structure, and 3 mineral source

geological heritage elements. Informational plaques have been

prepared for 6 of them, and efforts have been made to replace one. The

commission has grounded these efforts on two main objectives. The

first objective is to educate the public, primarily in the field of Earth

Sciences, based on the concept of "Earth Sciences for Society". The

second objective is to ensure that the identified geological heritage

elements provide some economic contribution to the rural areas of

Istanbul, albeit to a small extent. The common ground for these two

objectives is the preservation of geological heritage elements. The

purpose of this declaration is to describe the identified geological

heritage elements in Istanbul and to open a discussion on future

studies