Turkish Studies - Educational Sciences, cilt.15, sa.4, ss.1011-1029, 2020 (TRDizin)
Salgın hastalıklar, yüzbinlerce yıldır gezegenimizde yaşayan tüm memelilerin ve tabii ki insan ırkının en
büyük problemlerinden biri olagelmiştir. Depremler, seller ve salgın hastalıklar gibi büyük doğal felaketler
sadece insan hayatını tehdit etmekle kalmayıp, sanata, edebiyata ve çeşitli kültürel öğelere sirayet ederek
hikayelerini bir şekilde gelecek kuşaklara aktarmayı başarmışlardır. Ancak tüm bu doğal felaketlerin içinde
salgın hastalıklar, bir savaş aracı olarak kullanılabilmesi, zaman zaman büyük devlet adamlarının ölümüne
sebep olarak siyasi değişikliklere yol açabilmesi, üretim ilişkilerini değiştirebilme gücüne sahip olması, tehdit süresinin uzunluğu gibi sebeplerle, çok daha yavaş ilerleyen fakat toplumsal etkileri görece olarak çok daha
ağır felaketlerdir. Günümüzün ilerleyen teknolojik imkanları, gelişkin tıp bilgisi ve küresel iletişim olanakları
dahi bazı salgınların halen bu ürkütücü ve tehdit edici sonuçlarını yaşamamıza engel olamamaktadır. Bu
açıdan bakıldığında günümüzden ve günümüz olanaklarından hayli uzak olan Antik Yunan dünyasında salgın
hastalıkların sonuçlarının oldukça vahim boyutlarda olduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır.Yunan
dünyasında salgın hastalıklara ilişkin bilgiler en fazla Atina’da yaşanan büyük salgın ve bunu aktaran
Thukydides üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bunun dışında yaşanan salgınlara dair bilgiler ise son derece
dağınık ve yetersizdir. Bu makalede amacımız, Antik Yunan dünyasında arkaik ve klasik dönemlerde vuku
bulan salgın hastalıkların, antik kaynaklar ve mitolojik öyküler üzerinden izlerini sürmek ve Yunan
dünyasının salgın hastalık olgusuna yaklaşımına ve bu hastalıkların halk üzerinde yarattığı etkiye genel bir
bakış sağlamaktır.