Uluslararası Akademik Birikim Dergisi, cilt.5, sa.5, ss.285-294, 2022 (Hakemli Dergi)
Jane Campion’un Piyano isimli filmi, kadının ataerkil düzene karşı mücadelesi ve kendini bu geleneksel düzen içinde bir özne olarak konumlandırma çabası üzerinden kurgulanmıştır. Filmin ana ekseni, kadının kimliğini bulma mücadelesi, cinsellik ve arzu kavramları üzerinden kendini tanımlama üzerine inşa edilmiştir. Makalemiz kapsamında inceleyeceğimiz Piyano filmi hem dünya sinemasında hem de ülke sinemamızda sıklıkla karşılaşılan çatışmanın ana öznesi olarak iki erkek ve bir kadın ilişkisi konumlandırılmıştır. Jan Chapman üzerinde çok fazla konuşulan bu klişeyi sessizlik kavramı ile sentezleyerek insan hikâyesi üzerinden kadının varoluş mücadelesinin anlatmayı hedeflemiştir. Filmde ana imgelem olarak karşılaşılan piyano imgesi, özel mülkiyetin, özne olamayan ve nesneleştirilen kadın kimliğinin bir yansıması olarak ortaya çıkmaktadır. İncelememiz kapsamında, ataerkil düzen içerisinde varoluş mücadelesi veren Ada karakteri feminist kuram ve psikanalist yaklaşım çerçevesinde analiz edilecektir.
Jane Campion's framed film The Piano is aptly planned as a subject within a plot for its counterarchitectural order. The main drawing of the film, the design drawing, is designed to create the imaginary. The Piano movie, which we will be in our article, can be experienced both in the world and in two women in the world. Jan Chapman aims to tell the human story by synthesizing this widely spoken cliché with conceptualization. Renting a car as the main imagination in the movie is designed in such a way that the specific goal can be conceived by objective users. Within the scope of our review, the character Ada, who struggles for existence in the patriarchal order in general, will be evaluated within the scope of feminist theory and psychoanalyst system.