4. Cerrahpaşa İç Hastalıkları & 3. İç Hastalıkları Hemşireliği Kongresi, İstanbul, Türkiye, 5 - 07 Eylül 2025, ss.18-19, (Özet Bildiri)
maç: İmmün kontrol noktası inhibitörleri (İCİ’ler), birçok malignitenin tedavisinde temel ilaçlar
haline gelmiştir. Ancak bu ilaçların, özellikle böbrek nakli uygulanmış hastalarda kullanımı, akut
allogreft rejeksiyonu riski nedeniyle önemli bir klinik sorun oluşturmaktadır. Bu çalışmanın
amacı, FDA Advers Olay Bildirim Sistemi (FAERS) veritabanında bildirilen İCİ ile ilişkili böbrek
nakli rejeksiyonu olgularının klinik özelliklerini değerlendirmektir.
Yöntem: Ocak 2012 ile Mart 2025 tarihleri arasında FAERS veritabanına bildirilen vakaları
retrospektif olara analiz ettik. Analize, böbrek nakli rejeksiyonu ve immün kontrol noktası
inhibitörü (İCİ) kullanımı bildirilen olgular dahil edildi.Değerlendirilen değişkenler arasında
demografik veriler (yaş, cinsiyet), eşlik eden malignite türü, uygulanan tedavi rejimi (monoterapi
veya CTLA-4 inhibitörü ile kombinasyon), bildirimin coğrafi bölgesi, bildirimi yapan kişi, bildirim
yılı ve advers olaya bağlı mortalite yer almaktadır.
Bulgular: Çalışmaya toplam 99 hasta dahil edildi. Hastaların %64’ü (n=63) erkekti. Medyan yaş
68 (40–84) olup, olguların %43,4’ü (n=43) 65 yaş ve üzerindeydi. En sık bildirilen malignite türü
malign melanomdu (%41,4). En sık ilişkilendirilen ilaçlar Nivolumab (%54,5) ve Pembrolizumab
(%24,2) idi. Kombinasyon tedavisi (İCİ + CTLA-4 inhibitörü) ise %13,1 oranıyla üçüncü sırada yer
aldı. Kombinasyon tedavisine bağlı renal transplant rejeksiyonu bildirimleri, yıllar içinde anlamlı
şekilde artış göstermiştir (≤2019: %8,6; 2020–2022: %15; 2023–2024: %37,5; p=0,03).
Kombinasyon tedavisi alan hastalarda en sık görülen malignite Malign Melanomdu (%84,6); bu
oran tek ajan İCİ kullanan hastalarda %34,8 idi (p=0,02). Tek ajan İCİ grubunda en sık ikinci
görülen malignite ise Kutanöz Skuamöz hücreli karsinomdu (%20,9). Renal rejeksiyona bağlı
ölüm, tüm olguların %25,3’ünde bildirilmiş olup, monoterapi grubunda sayısal olarak daha
yüksek oranda gözlense de (%27,9 vs. %7,6); bu fark istatistiksel olarak anlamlılığa yakındı
(p=0,08). Bildirimlerin büyük çoğunluğu sağlık çalışanları (%91,9) tarafından yapılmış ve en sık
bildirim yapılan bölge Kuzey Amerika olmuştur (%44,4).
Sonuç: Böbrek nakli rejeksiyonu en sık Nivolumab ve Pembrolizumab ile ilişkilendirilmiş olup, bu
durum özellikle melanom hastalarında bildirilmiştir. CTLA-4 inhibitörleri ile kombine edilen
tedavi rejimlerinin son yıllarda daha sık kullanılması, farklı klinik risk profillerine işaret
etmektedir. Elde edilen bulgular, immün kontrol noktası inhibitörlerinin transplant hastalarında
18dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini ve tedavi kararlarının multidisipliner bir yaklaşımla
verilmesinin önemini ortaya koymaktadır.