ST Segment Yükselmeli Miyokart Enfarktüsü Hastalarında No-Reflow Fenomenini Öngörmede Remnant Kolesterolün Rolü


Geylan N. A., Barman H. A., Ebeoğlu Ş. İ., Oktay V., Doğan Ö.

Kardiyovasküler Akademi Kongresi 2025, Girne, Kıbrıs (Kktc), 17 - 21 Eylül 2025, ss.84, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Girne
  • Basıldığı Ülke: Kıbrıs (Kktc)
  • Sayfa Sayıları: ss.84
  • İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adresli: Evet

Özet

Amaç: ST segment elevasyonlu miyokart enfarktüsü, dünya genelinde morbidite ve mortalitenin önemli nedenlerindendir. Primer perkütan koroner girişim sırasında görülebilen koroner no-reflow (NR) fenomeni kötü prognozla ilişkili ciddi bir komplikasyondur. Remnant kolesterolün çeşitli mekanizmalarla aterosklerotik kardiyovasküler hastalıkların ilerleyişinde rol oynadığı bilinmektedir. Ancak remnant kolesterol düzeylerinin STEMI hastalarında prognostik değeri ve no-reflow gelişimiyle ilişkisi yeterince araştırılmamıştır. Bu çalışma, STEMI hastalarında RK düzeylerinin no-reflow gelişimini öngörmedeki potansiyelini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Ocak 2014 ile Nisan 2021 tarihleri arasında tek bir merkezde primer PKG uygulanan 440 STEMI hastası retrospektif olarak dâhil edilmiştir. Acil cerrahi kararı-PKG için uygun olmayan anatomi, kritik olmayan darlıklar, enfarktla ilişkili arter olarak ven grefti varlığı, 12 saati aşan ağrı süresi, eksik hasta verileri, sepsis ya da malignite mevcudiyeti olan hastalar ile koroner anatomisi normal saptandığı için girişim uygulanmayan hastalar dışlanmıştır. Hasta verileri elektronik hasta kayıtları üzerinden elde edilmiştir. Hastalar, no-reflow gelişen (+) ve gelişmeyen (-) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. RK, total kolesterolden düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL-K) ve yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol (HDL-K) çıkarılarak hesaplanmış ardından iki grup karşılaştırılmıştır. Bulgular: Toplam 440 hasta analize dahil edilmiş olup, bunların 350’si no-reflow (-) grubunda, 90’ı ise noreflow (+) grubunda yer almıştır. Tablo 1’de bu grupların demografik ve klinik özellikleri sunulmuştur. Remnant kolesterol düzeyi, no-reflow (+) grubunda no-reflow (-) grubuna kıyasla anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (36,8±9,6 vs. 18,3±7,5; p<0,001). Çok değişkenli analiz sonrasında; remnant kolesterol (OR: 1,85; p<0,001), stent çapı (OR: 0,28; p=0,047), stent uzunluğu (OR: 1,05; p=0,044) ve kapı-balon süresi (OR: 1,04; p=0,029) no-reflow fenomeninin bağımsız öngördürücüleri olarak belirlenmiştir. (Tablo 2) Ayrıca, remnant kolesterol düzeyinin no-reflow gelişimini öngördüğü gösterilmiştir (AUC=0,923; p<0,001). (Şekil1) Sonuç: RK düzeylerinin yüksekliği, akut koroner sendromlarda kötü prognozun iyi bilinen bir göstergesidir. Çalışmamızda no-reflow gelişen hasta grubunda RK düzeyleri anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Remnant kolesterol, stent çapı, stent uzunluğu ve kapı-balon süresi, STEMI hastalarında no-reflow gelişiminin bağımsız öngördürücüleri olarak saptanmıştır. Remnant kolesterol düzeyinin no-reflow gelişimini yüksek duyarlılık ve özgüllükle öngörebildiği gösterilmiştir. Bu bulgular, remnant kolesterolün STEMI hastalarında risk stratifikasyonu ve prognoz açısından önemli bir biyobelirteç olabileceğini düşündürmektedir. RK düzeylerinin klinik pratikteki değerinin belirlenmesi ve kardiyovasküler sağlığın yönetimindeki rolünün saptanması için geniş çaplı çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.