Türkiye’de Adli Alanda Çalışanlarda Adil Dünya İnancı


Kocagazioğlu S. Y., Ziyalar N.

Türkiye Klinikleri Adli Tıp ve Adli Bilimler Dergisi, cilt.17, sa.3, ss.181-193, 2020 (TRDizin) identifier

Özet

Amaç: Adalet, insanlar arası ilişkileri düzenleyen, bireylerinolaylara tepki verebilmelerini ve yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlayan içsel bir güçtür. Bu güç, insanların yaşadıkları çevreyi güvenli algılamalarını ve düzen kurmalarını sağlayan adil dünya inancı ilekendini göstermektedir. Yaşamının önemli bir kısmını adaletle ilgili konulara ayıran, insanlar için adalet duygusunun devamlılığında önemlirol oynayan adli alan çalışanlarının, adil dünya inancı düzeylerinin yaşamlarına ve iş yaşantılarına etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu kapsamda araştırmamızda, adli alanda çalışanların, adil dünya inancıdüzeyini belirlemek ve kişilerin alana ilişkin deneyimlerini geniş birörneklem üzerinden araştırmak hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntemler:Çalışma, Türkiye’de adli alanda çalışan (avukat, hâkim ve savcılar, sosyal çalışma görevlileri, zabıt kâtibi, infaz ve koruma memurları, bilirkişiler ve idari işler yürütenler) 378 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir.Ayrıca, T.C. Sağlık Bakanlığına bağlı kurumlarda çalışan 62 katılımcıile de karşılaştırma grubu oluşturulmuştur. Katılımcılara, demografikbilgi formu ve adil dünya ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmasonuçlarına göre katılımcılar, en çok “garantili bir işe sahip olma”(%46) nedeni ile adli alanı tercih ettiğini, tekrar meslek seçimi şansıolsa çoğunlukla bu alanı tercih etmeyeceklerini (%43,7) bildirmişlerdir.Adli alanda uzun süreli çalışanlar ile gelecekte farklı bir işte çalışmakisteyenlerin, adil dünya inancının daha düşük olduğu gözlenmiştir. Ayrıca adli alanda çalışanların, adil dünya inancı düzeyi sağlık çalışanlarına göre daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Adli alanda çalışanlarınadil dünya inancı düzeyleri, sağlık çalışanlarına göre daha yüksek olsada alanda çalışma süresi arttıkça, adil dünya inancı düzeyinin de azaldığı gözlenmiştir. Güçlü bir adalet sistemi için alanda çalışanların koşullarının iyileştirilmesi önem arz etmektedir.
Objective: Justice is an internal motive that regulates interpersonal relations, allowing individuals to react to life events and sustain their lives. This motive manifests itself as a belief in a just world which enables people to perceive their environment secure to live in and get things in order. Belief in a just world of the judicial staff has a significant effect on their professional life given the fact that they spend a significant amount of their life on topics related to justice and they play an essential role to sustain people’s sense of justice. In this regard, the present study aims to focus on the professional and personal life of judicial staff by investigating belief in a just world in a large sample. Material and Methods: The data of the present study collected from 378 judicial staff (e.g., lawyers, judges and prosecutors, social workers, clerks of the court, correction officers, experts, administrative officers). In addition) 62 people working in state institutions under the Ministry of Health were used as the comparison group. The data were collected via a demographic information form developed by the researcher and Belief in a Just World Scale. Results: Results revealed that judicial staff mostly prefer to work in this area to have guaranteed employment (46%) and if they had a chance to choose a profession again, they mostly would not choose this field (43.7%). It’s observed that belief in a just world level decreases in long-term workers in judicial field and and who want to work in another job in the future. Also, belief in a just world levels of the judicial staff were significantly higher than health professionals. Conclusion: As the working time in the judicial field increases, the level of belief in a just world decreases. It’s important that, for a fair and powerful justice system, working conditions of the judicial staff need to be improved.