Travmatizasyon ve Revikitimizasyon Süreçlerinin Psikoterapötik ve Psikopatolojik Bileşenleri


Creative Commons License

Öztürk E., Derin G.

3rd International TURAZ ACADEMY Forensic Sciences, Forensic Medicine, and Pathology Congress, Baku, Azerbaycan, 8 - 12 Eylül 2021, ss.273-277, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Baku
  • Basıldığı Ülke: Azerbaycan
  • Sayfa Sayıları: ss.273-277
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adresli: Evet

Özet

Psikoterapist, travmatize ve reviktimize olan danışanlarının travmaları ile ilişkili psikiyatrik tanılarına özgü, yetkin olduğu psikoterapi yöntemlerini kullanarak bu danışanlarının kendi tedavisine aktif bir şekilde katılım göstermelerine imkan tanımalı ve onları psikolojik açıdan mümkün olan en kısa sürede entegre ve işlevsel bir hale getirebilmelidir. Öztürk’e göre bütün travma ile ilişkili psikiyatrik tanı gruplarında modern psikotravmatoloji paradigmaları çerçevesinde klinik ve bilimsel açıdan yapılandırılmış “krize müdahale özelliği” bulunan “travma merkezli psikoterapi yöntemleri” kullanılmalıdır. Modern psikotravmatoloji paradigmaları çerçevesinde yapılandırılan etkin ve güncel psikoterapi yaklaşımlarında danışanların travmatizasyon ve revikitimizasyon süreçlerinin psikoterapötik ve psikopatolojik bileşenlerinin klinisyen tarafından fark edilmesi, onların ruhsal tedavilerinin optimal bir sürede başarıyla tamamlanmasını sağlamaktadır. Olumsuz yaşam deneyimleri ile şiddet odaklı ve empatiden uzak yanlış çocuk yetiştirme stillerinin etiyolojik unsurlar olarak işlev gördüğü travma ile ilişkili psikiyatrik bozuklukların psikoterapilerinde “travmatizasyon” ve “reviktimizasyon” süreçlerinin “şimdiki anda” ele alınarak nötralize edilmesi şarttır. Ruhsal açıdan baş edilmesi zor, ani başlangıçlı, öngörülemeyen, kontrol odağında kaymalara ya da kesintilere yol açan kuşatıcı travmatik yaşantıların bireylerin gözünde tekrar tekrar canlanması kadar ardışık kabuslar da travmatize ve dissosiye danışanların her seferinde yeniden “kurban edilme” hissiyatını deneyimlemelerinin varlanışını olanaklı kılmaktadır. Kronik çocukluk çağı travmaları ve yanlış çocuk yetiştirme stilleri, bireylerde hem bilinç kesintilerine hem de affektif instabiliteye yol açarak travmatizasyon ve reviktimizasyon süreçlerinde lokomotif bir ajan olarak devreye girmektedir. Ebeveynlerin benimsedikleri primitif doğalı, şiddet odaklı ve dissosiye edici tutarsız çocuk yetiştirme stilleri, danışanlardaki travmatizasyon ve reviktimizasyon süreçlerinin uzun dönemli sonuçları olarak karşımıza çıkmaktadır. 


Anahtar Kelimeler: Travma; reviktimizasyon; psikopatoloji; dissosiyatif bozukluklar, travma sonrası stres bozukluğu; istismarcıya bağlanma; istismarcıyla özdeşim kurma