9. Ulusal Çocuk Nefroloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 24 - 27 Kasım 2016, ss.14, (Özet Bildiri)
Hemolitik üremik sendrom (HÜS) mikroanjiopatik
hemolitik anemi, trombositopeni ve akut böbrek hasarının bir arada görüldüğü,
çocukluk çağının en sık akut böbrek yetmezliği nedenidir .Hastaların %90’ından
diyareye yol açan Shiga toksin üreten (verositotoksin ilişkili) Eschericha Coli
(STEC) sorumludur. %10’u atipik form olarak karşımıza çıkar. Önemli morbidite
ve mortalite nedenidir.
“Tipik HÜS” te iyi destek tedavisi ile prognoz yüz
güldürücü iken. “Atipik HÜS” (aHÜS) te prognoz daha kötü seyirlidir.
aHÜS patogenezinde kompleman sisteminin regülasyon
bozuklukları başta olmak üzere bir çok neden yer alır.
Burada diyare ile gelen, faktör H gen mutasyonu
saptanan aHÜS olgusu sunulmuştur.
11 aylık erkek hasta 1 gün önce başlayan ateş
yüksekliği (38.5 ⁰C),
günde 10 kez kusma ve bol sarı sulu ishali olan dış merkeze başvuran hasta akut
gastroenterit ön tanısı ile izleme alınmış. İzleminin 4.gününde solukluğu
olması nedeniyle yapılan tetkiklerinde anemi, trombositopeni ve böbrek
fonksiyon testlerinde bozulma olan hasta hemolitik üremik sendrom (HÜS) ön
tanısı ile e tarafımıza yönlendirildi.
Miadında 2400gr, sezeryan ile doğum öyküsü mevcuttu.
Anne-baba arasında akrabalık yok. Dayısında ve dedesinde KBY-diyalize girme
öyküsü mevcut.
Fizik muayenesinde genel durumu kötü, halsiz, soluk
görünümde, göz kapakları ödemli, cilt turgor tonusu olağan. Takipneik ve
taşikardik olan hastanın diğer sistem muayeneleri olağan sınırlarda. Pretibial
ödem +/+ saptandı.
Laboratuvar tetkiklerinde WBC: 26300/mm3, Hb:
6.5gr/dl, trombosit: 46000/mm3, retikülosit %5, D Dimer: 1895ng/ml,
fibrinojen:194 mg/dl, PT, aPTT, kanama zamanı normal, Direkt Coombs (-), üre: 116mg/dl
kreatinin: 4mg/dl, ürik asit: 11,3mg/dl, LDH:4079U/L, kan gazında ph:
7.23, HCO3: 12,1olan hastanın gaitada
gizli kan 4(+) geldi. Gaita da şigatoksin (-), ADAMTS 13 aktivitesi normal
olarak geldi. Serum C3 ve C4 düzeyleri normal olarak sonuçlandı. Periferik
yaymasında anizositoz, poikilositoz, şistositler ve trombositler ikili görüldü.
Tam idrar analizinde kan +3, protein +2 saptandı.
Akut renal hasarlanma, trombositopeni,
mikroanjiopatik hemolitik anemisi olan hasta HÜS tanısı ile yatırıldı.
İzleminin 1. gününde anürik olan hasta aletli periton diyaliz programına
alındı. Diyalizin 3. gününde idrar çıkışı gözlendi. Ağır trombotik mikroanjiopati
(TMA) bulguları olan hastada aile öyküsü de olması nedeni ile atipik HÜS
düşünülerek genetik testleri yollandı.
Meningokok, pnömokok, H. İnfluenza aşıları yapılarak
eculizumab tedavisi başlandı. Hastada CFH geninde Glu936Asp heterozigot
aminoasit mutasyonu saptandı. (Şekil 1) Eculizumab tedavisinin 8. gününde TMA
bulguları geriledi, klinik ve laboratuvar parametrelerinde düzelme olan
hastanın diyalizi 17. günde sonlandırıldı. Yatışının 35. gününde hemoliz
bulgusu olmayan, böbrek fonksiyon testleri normale dönen , genel durumu iyi
olan hasta ayaktan eculizumab tedavi protokolüne uyulmak üzere taburcu edildi.
aHÜS sıklıkla kompleman sisteminin düzenlenmesindeki
bozukluklarda görülür. Tipik HÜS’ den çok daha nadir görülür, tekrarlayabilir
ve prognozu genel olarak daha kötü
seyreder. Ailesel ya da sporadik, genetik ya da kazanılmış olarak aHÜS herhangi
bir yaşta görülebilir.
Pediatrik hastaların büyük çoğunluğu iki yaşından
önce bulgu verir. Hastalıktan önce diyare olması aHÜS’ü dışlamaz. aHÜS’ün
klinik ve laboratuvar bulguları çoğunlukla tipik HÜS ile benzerdir.
Kompleman ilişkili HÜS’lerde en sık rastlanan
genetik mutasyon faktör H mutasyonudur (%20-30). Her yaşta görülebilir. En sık
süt çocuğu ve erken çocukluk döneminde görülür. Faktör H mutasyonu olan
hastalar kompleman ilişkili HÜS olguları içinde en kötü gidişi gösterenlerdir, bir yıl içinde ölüm ya da son dönem böbrek
hastalığına gidiş %50-70 oranındadır. Nakil sonrası %75-90 oranında
tekrarlayabilir .
Tedavide plazmaferez/plazma infüzyonu, renal
replasman ve destek tedavileri ile günümüzde özellikle kompleman ilişkili aHÜS
te rekombinan monoklonal C5 antikoru olan eculizumab kullanılmaktadır. Tedavi
süresi hakkında kesin bir bilgi henüz yok (1,6).
Hastamız 2 yıldır idame doz eculizumab tedavisi ile
klinik tam remisyonda olarak izlenmeye devam edilmekte olup etkin tedavi ile
son dönem böbrek hastalığına ilerleme önlenmiş olması nedeniyle sunulmuştur.