GERÇEKLIK VE KURGU SINIRLARINDA BİR ROMAN : LEÏLA SLIMANI’NİN HOŞ NAĞME’Sİ


Creative Commons License

TURGUT H., Dinar G.

Humanitas - Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, cilt.13, sa.26, ss.351-369, 2025 (TRDizin) identifier

Özet

Leïla Slimani’nin Hoş Nağme adlı romanı, çağdaş Fransız yazınının üstkurmaca ve elkurmaca anlatı özelliklerini bünyesinde barındıran başlıca bir yapıt olarak öne çıkmaktadır. New York’ta gerçekleşen trajik bir olaydan esinlenerek Paris uzamına aktarılan yapıt, gerçek kişilerin yaşamöykülerini kurmaca düzlemde yeniden yorumlayan elkurmaca akımının mükemmel bir örneğini oluşturmaktadır. Yeniötesi anlatı yapısı, in medias res tekniğiyle başlayarak Genette’in kavramsallaştırdığı karmaşık süremsel sapımları yaratmaktadır. Geri sapım ve ileri sapımlarla işlenen bu artsüremsel yapı, çağdaş kent yaşamının parçalanmış doğasını yansıtmaktadır. Anlatıcının odaksız konumu, her şeyi bilen ve her yerde bulunan bakış açısıyla karmaşık toplumsal ve bireysel hareketliliklerin derinlemesine çözümlenmesini sağlamaktadır. Anlatının uzamsal kurgusu, Massé ailesinin Paris’te bulunan dairesi ile Louise’in kentin çeperlerinde yer alan stüdyo dairesi arasındaki merkez-çevre ilişkisi üzerinden toplumsal tabakalaşmanın somut temsili işlevini görmektedir. Bu uzamsal yapılanma, çağdaş Fransız toplumunun sosyoekonomik gerilimlerini görünür kılmaktadır. Anlatı, basit bir polisiye öykünün ötesine geçerek toplumsal eleştiri sunan, kimlik, yabancılaşma, sınıf farklılıkları ve çağdaş Fransız toplumunu yapılandıran egemenlik ilişkilerini sorgulayan derin bir çözümleme önermektedir.
Leïla Slimani’s novel The Perfect Nanny is a major work of contemporary French literature, incorporating metafictional and autofictional narrative characteristics. Inspired by a tragic New York incident and transposed to the Parisian space, the work exemplifies exofiction, a literary current that reinterprets real characters’ biographies on a fictional plane. The postmodern narrative structure unfolds through the in medias res technique, creating complex narrative anachronies conceptualised by Genette. This diachronic temporal construction reflects the fragmented nature of contemporary urban society. The narrator’s unfocalized position, omniscient and omnipresent, enables in-depth analysis of complex social and individual dynamics. The novel’s spatial organisation functions as a concrete representation of social stratification, making class conflicts visible through the centre-periphery relationship between the Massé family’s Parisian apartment and Louise’s peripheral studio. This spatial structuring reveals the socioeconomic tensions of contemporary French society. The novel transcends simple detective fiction to propose social criticism, interrogating themes of identity, alienation, class differences, and the power relations that structure contemporary French society, while questioning the boundaries between reality and fiction through postmodern narrative possibilities.