Şehir ve Medeniyet Dergisi, cilt.6, sa.19, ss.648-665, 2020 (Hakemli Dergi)
İstanbul’da Roma İmparatorluğu’ndan kalma mimari bir eser olan İstanbul’un simgesi Kız
Kulesi, yıllara meydan okuyan antik çağ hikâyeleri ile bir efsanedir. Geçmişi 2500 yıl evveline
dayanan Kız Kulesi, ticari gemilerden vergi toplama, fener, radyo istasyonu, savunma gibi
özelliklerinin yanı sıra pek bilinmeyen bir özelliği olarak; 1831 yılında Rusya’da ortaya çıkan ve
Dünya’yı tehdit eden büyük kolera salgını sırasında karantina kulesi olarak da kullanılmıştır.
Osmanlı Devleti ilk karantinayı bu salgında uygulamıştır. 1831 yılında Kız Kulesi kolera salgınının yayılmaması için II. Mahmud’un emri ile karantina hastanesine dönüştürülmüştür. Bu
süreçte Kız Kulesi halkı ölümden koruma görevini üstlenmiştir. Osmanlı Devleti topraklarında elçilikleri bulunan İngiltere, Fransa, Hollanda gibi ülkelerin elçileri de, Rusya’dan Osmanlı limanlarına gelecek olan gemilere karantina uygulanmasını desteklemişlerdir. 1837 yılında görülen veba salgını sırasında da hastalar yine orada karantinaya alınmıştır. Kız Kulesi’nde
tesis edilen bu karantina hastanesi ile salgın İstanbul’a yayılmamıştır. Bu makalede Dünya’da
ortaya çıkan salgınlara Osmanlı Döneminde karantina uygulanılması ve Kız Kulesi’nin salgınlardaki rolü incelenecektir.
Anahtar Kelimeler: İstanbul, Kız Kulesi, Karantina Hastanesi, Karantina Teşkilatı,
Salgın.