Çökme Olgusunda Karşıt Yaklaşımlar: Geleneksel Teori ve Merkezi Yönetici Teorisi


Demiray E., Özkasap L.

22. Uluslararası Spor Bilimleri Kongresi, Ankara, Türkiye, 21 - 24 Kasım 2024, ss.669-670, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.669-670
  • İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adresli: Evet

Özet

Giriş ve Amaç: Aerobik enerji sisteminin yoğun kullanıldığı ve dayanıklılığın baskın olduğu branşlarda sporcular müsabakanın sonuna doğru sıkça “çökme olgusuyla” karşılaşırlar. Literatür incelendiğinde bu çöküşün geleneksel yaklaşımla açıklandığı; kardiyovasküler sistem, pulmoner sistem, sinir sistemi veya kas iskelet sistemine bağlı olarak oluştuğu belirtilmiştir. Geleneksel yaklaşımın dışında, bu “çöküşe” sebep olan durumların sistemlerin çöküşüne bağlı olmadığını savunan çalışmalar mevcuttur. Bu çalışma çökme olgusunun nasıl oluştuğuna dair bahsedilen iki farklı fizyolojik yaklaşımı incelemektedir. Yöntem: Bu çalışmada, alan yazında Merkezi Yönetici Teorisi (MYT) üzerine mevcut literatürdeki bilgiler derlenmiş ve analiz edilmiştir. Bu kapsamda akademik veritabanlarında “Central Governor Theory”, “Brain Regulation of Exercise Performance”, “Brain Activity During Maximal Exercise” anahtar kelimeleri taranmıştır. Ulaşılan kaynaklar değerlendirilerek ortak bulgular, karşılaştırmalar ve çelişkiler analiz edilmiş literatürdeki genel bilgi ve boşluklar ortaya konmuştur. Bulgular: Geleneksel teori çökme olgusunun, yoğun egzersiz esnasında yaşanan oksijen yetersizliği sonucu oluştuğunu savunmuştur. Oksijen yetersizliği sonucu biriken laktat kas kasılmalarını (gevşemesini) engelleyerek yorgunluğa ve performansın düşmesine yol açarken aynı zamanda kalpte iskemik bir durum meydana getirebilir. Merkezi Yönetici Teori ise yorgunluk kavramına merkezi olarak yaklaşmış, yorgunluğu aslında homeostazı koruyucu bir mekanizma olarak beyin tarafından kontrol edilen (Merkezi Yönetici) bir süreç olarak tanımlamaktadır. Buna göre Merkezi Yönetici homeostazın tehlikeye gireceğini dokulardan gelen afferent geribildirimi ile algılayarak egzersiz esnasında aktif olan kas lifi sayısını kontrol eder. Sporcuların performansları gözlemlendiğinde ise geleneksel teori ile açıklanamayan “tempo”, “son hamle”, “homeostaz”, “iskelet kası aktivasyonu”, “ilaç etkisi” ve “algılanan zorluk derecesi” olguları merkezi yönetici teori ile açıklığa kavuşturulmuştur. Sonuç: Merkezi Yönetici Teorisi, dayanıklılık sporlarında yorgunluğun yalnızca periferik değil, aynı zamanda merkezi bir mekanizma tarafından düzenlendiğini belirterek, geleneksel yorgunluk teorilerine karşı farklı bir bakış açısı sunmaktadır. Ancak, MYT’nin hala tartışmalı ve kapsamlı araştırmalar gerektiren bir alan olduğu açıktır. Çöküş olgusu ve dayanıklılık sporlarındaki yorgunluk mekanizmalarını daha iyi anlayabilmek için, MYT ve Geleneksel Model gibi teorilerin bireysel fizyolojik farklılıkları, çevresek farklılıkları ve performansa etkili diğer mekanizmaları da göz önüne alarak kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Ek olarak, nörolojik çalışmalar ve merkezi sinir sistemi üzerinde yapılan araştırmaların, MYT'nin varsayımlarını daha derinlemesine test edebileceğini düşünmekteyiz. 

Introduction and Purpose: In sports that heavily rely on the aerobic energy system and where endurance is dominant, athletes often encounter the phenomenon of “collapse” towards the end of a competition. The literature indicates that this collapse is traditionally explained by the failure of the cardiovascular, pulmonary, nervous, or musculoskeletal systems. However, there are also studies that argue the collapse is not necessarily due to the failure of these systems. This study examines two different physiological approaches to understanding how this collapse occurs. Methodology: In this study, existing literature on the Central Governor Theory (CGT) was compiled and analyzed. In this context, the keywords “Central Governor Theory”, “Brain Regulation of Exercise Performance”, “Brain Activity During Maximal Exercise” were searched in academic databases. The sources reached were evaluated, common findings, comparisons and contradictions were analyzed and general information and gaps in the literature were presented. Results: The traditional theory argued that the collapse phenomenon occurs as a result of oxygen deficiency experienced during intense exercise. Lactate accumulated as a result of oxygen deficiency prevents muscle contractions (relaxation) and causes fatigue and decreased performance, while at the same time it can cause an ischemic condition in the heart. In contrast, the Central Governor Theory offers a central approach to the concept of fatigue, defining it as a brain-controlled process (the Central Governor) that acts as a protective mechanism to maintain homeostasis. The Central Governor perceives potential threats to homeostasis through afferent feedback from tissues and regulates the number of active muscle fibers during exercise. Observations of athletes’ performance have clarified phenomena such as “pacing,” “end-spurt,” “homeostasis,” “skeletal muscle activation,” “drug effects,” and “perceived exertion,” which cannot be fully explained by traditional theories but are elucidated by the Central Governor Theory. Conclusion: The Central Governor Theory provides a different perspective on fatigue in endurance sports, suggesting that fatigue is regulated not only peripherally but also by a central mechanism, challenging traditional fatigue theories. Nonetheless, it is evident that CGT remains a controversial area requiring extensive research. To better understand collapse and fatigue mechanisms in endurance sports, theories like CGT and Traditional Model should be thoroughly evaluated, considering individual physiological differences, environmental factors, and other mechanisms that influence performance. Furthermore, we believe that neurological studies and research on the central nervous system could more deeply test the assumptions of CGT.