Paraklinoid Anevrizmaların Mikrocerrahi Tedavisi


Kaya A., Çetintaş S. C., Sanus G. Z., Küçükyürük B.

Nörovasküler Sempozyum, Zonguldak, Türkiye, 8 - 10 Eylül 2023, cilt.33, sa.9011174, ss.17-18, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Cilt numarası: 33
  • Basıldığı Şehir: Zonguldak
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.17-18
  • İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adresli: Evet

Özet

Amaç: Internal karotid arterin (IKA), Bouthillier sınıflaması uyarınca, proksimal ve distal dural halkalar arasındaki C5 segmenti ve distal dural halka ile posterior komünikan arter arasındaki Có segmentinde ortaya çıkan anevrizmalar paraklinoid anevrizma (PA) olarak isimlendirilir. Subaraknoid kanamaya (SAK) neden olabilecekleri gibi, kanamamış PA'lar optik sinir basısına neden olarak görme yetisinde azalma şikâyeti ile de başvurabilirler. PA'ların mikrocerrahi tedavisi diğer ön dolaşım anevrizmalarının tedavisinden farkı tekniklerin kullanımını gerektirmesi itibariyle kendileri ne özgü güçlükler barımdırmaktadır. Bu çalışmada PA'ların mikrocerrahi tedavisi bir retrospektif seride incelenecektir.

Yöntem: Kasım 2017 ile Mart 2022 tarihleri arasında mikrocerrahi yöntem ile tedavi edilen 15 PA olgusu çalışmaya dahil edilmiştir. Olgulara ve cerrahi girişimlere dair bulgular retrospektif olarak değerlendirilmiştir.

Bulgular. On beş olguda 17 PA ve toplamda 20 anevrizma saptanmıştır. Bir olguda solda 2 PA ve sağda 1 PA saptan- mıştır. PA dışı 3 anevrizma da MCA yerleşimlidir. Bilateral PA saptanan olgu iki ayrı seansta tedavi edilirken, diğer tüm olgular tek seansta tedavi edilmiştir. Seride yaş ortalaması 49 (34-66) ve cinsiyet dağımı 14 kadın ve 1 erkek olarak saptanmıştır. Bir olgu SAK ile, diğer tüm olgular kanamamış anevrizma ile başvurmuştur. Proksimal kontrol 4 operasyonda servikal IKA'da (C1) ve 7 operasyonda klinoidal IKA'da (C5) sağlanmıştır, 5 operasyonda ise servikal IKA hazırlandı ancak geçici klip kullanılmadı. Anterior klinoid çıkıntı 8 olguda intradural teknik ile ve 6 olguda ekstradural teknik ile drillendi, bir olguda ekstradural başlanıp intradural olarak tamamlandı, bir olguda klinoidektomi uygulanmadı. Ameliyat sonrasında 1 olguda rinore gelişti; ek müdahale gerektirmeden kendiliğinden düzeldi. Bir olguda yeni başlayan epileptik nöbet gelişti. Bir olgu, geçici kliplemeye bağlı olarak gelişen IKA diseksiyonu sonrası geniş serebral iskemi nedeniyle kaybedildi.

Sonuç: Endovasküler tedavi tekniklerindeki gelişmeler nedeniyle PA'ların mikrocerrahi tedavisi giderek daha az uygu lanmaktadır, ancak doğru tekniklerin kullanımı ile kabul edilebilir güvenlik oranı ile uygulanabilir bir tedavi yöntemidir. Mikrocerrahi tedavi PA'ların tedavisinde tek seansta kalıcı tedavi imkânı sağlaması, antiagregan kullanımı gerektirme- mesi, optik sinir basısının kaldırılmasına imkân tanıması avantajları ile öne çıkmaktadır.