İnceğiz Mağaraları’nın Jeoturizm Temelli Sürdürülebilir Turizm Modeli (Çatalca/İstanbul/ Türkiye)


Creative Commons License

Güngör Y., Zülfikar R., Zülfikar Z., Bakırcıoğlu N. A., Güngör A., Azaz D., ...Daha Fazla

Uluslararası Katılımlı 78. Türkiye Jeoloji Kurultayı, Ankara, Türkiye, 13 - 17 Nisan 2026, cilt.78, sa.1, ss.334, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Cilt numarası: 78
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.334
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adresli: Evet

Özet

İstanbul civarında birçok karstik mağara bulunmaktadır. Bu mağaraların en çok bilinenleri, Şile’de Hacıllı Gürlek ve İnkese Mağaraları ile Sofular Mağarası, Başakşehir’de Yarımburgaz Mağarası ve Çatalca’daki İkigöz Mağarasıdır. Bu mağaraların tümünde insan yaşam izleri bulunmaktadır. Bunlara ek olarak Çatalca’nın İnceğiz köyündeki iki mağara sistemi daha bulunmaktadır. Her iki mağara sistemi diğer mağaralardan farklı olarak insan eliyle oyulmuş yerleşim yerleridir. Eosen yaşlı Soğucak Kireçtaşı içinde bulunan İnceğiz Mağaraları birbirine yaklaşık 2 kilometre uzaklıkta dört ve üç katlı iki yerleşim kompleksinden oluşmaktadır. Bilinen en eski tarihi 7 bin yıl önceye uzanan mağaraların ilk halleri karstik oyuklardan ibarettir. Mağaralar zaman içinde yatay ve düşey genişletilerek günümüzdeki şeklini almış, MÖ 400 yılından itibaren de manastır olarak kullanılmaya başlanmıştır. İnceğiz köyü ve İnceğiz Mağaraları civarında yapılan yüzey araştırmalarında Paleolitik dönemlere ait buluntulara rastlanması bu aletleri kullanan insanların, barınak olarak da İnceğiz Mağaraları’nı kullandığını düşündürmektedir. Yani İnceğiz Mağaralarının tıpkı Yarımburgaz Mağarası gibi oldukça eski tarihte kullanılmaya başlamış olma ihtimali oldukça fazladır. Mağaraların ilkel oyuklarında yaşam başlamış, zamanla teknoloji geliştikçe kireçtaşı oyularak birkaç katlı bir mağara kompleksine dönüşmüş olabilir. Ancak bununla ilgili henüz çok net deliller bulunmamaktadır. Her iki mağara sisteminin bulunduğu yaklaşık 20 hektarlık alan bir peyzaj çalışmasıyla piknik alanı olarak düzenlenmiştir. Ancak yapılan düzenlemenin insanlık tarihi için önemli bir yerleşim noktası olan İnceğiz Mağaraları’nın özellikleri ile bir ilişkisi yoktur. Tam tersine özellikle hafta sonları gelen binlerce ziyaretçi yüzünden mağaralar ciddi bir antropojenik tehdit altındadırlar. Her iki mağara sistemi içinde ziyaretçilerin bıraktığı çöplerin yanı sıra mağara duvarlarında çok ciddi vandalizm örnekleri de görülmektedir. Önemli bir antropojenik jeosit olan İnceğiz Mağaraları jeolojik, mühendislik ve arkeolojik öneme sahip birer doğal anıttırlar. Mağaraların girişine asılan küçük bir bilgilendirme levhası mağaralar hakkında detaylı bilgiler vermekten uzaktır. Oysa İnceğiz Mağaraları’nda yapılacak koruma-kullanma amaçlı jeoturizm düzenlemesi ve jeoeğitim programları ile her iki mağara sistemi ve civarının önemli bir jeoturizm destinasyonu olması mümkündür. Bu bildirinin amacı; İnceğiz Mağaraları ve civarındaki alanları günümüzün bakış açıyla değerlendirerek jeoturizm temelli sürdürülebilir bir kalkınma sürecini başlatmak için önerilerde bulunmaktır. İnceğiz Mağaraları’nda yapılacak koruma-kullanma amaçlı jeoturizm düzenlemesi ve jeoeğitim programları ile her iki mağara sistemi ve civarının hem korunması hem de toplumun eğitilmesi amaçlanmaktadır. Anahtar kelimeler: Çatalca, İnceğiz, jeolojik miras, jeoturizm, sürdürülebilir kalkınma

İThere are numerous karstic caves in and around Istanbul. The most well-known of these caves include Hacıllı Gürlek and İnkese Caves, as well as Sofular Cave in Şile; Yarımburgaz Cave in Başakşehir; and İkigöz Cave in Çatalca. Evidence of human presence has been identified in all of these caves. In addition to these sites, there are also two cave systems located in İnceğiz Village in Çatalca. Unlike the other caves, these two cave systems consist of settlements that were carved by human hands. The İnceğiz Caves, developed within Eocene-aged Soğucak Limestone, consist of two settlement complexes with four and three levels, located approximately 2 kilometers apart. The earliest known history of these caves dates back about 7,000 years, and their initial forms were simple karstic cavities. Over time, the caves were expanded both horizontally and vertically, eventually reaching their present configuration. From around 400 BC onward, they began to be used as monasteries. Surface surveys conducted in and around İnceğiz Village and the İnceğiz Caves have revealed artifacts dating to the Paleolithic periods. This suggests that the people who used these tools may also have utilized the İnceğiz Caves as shelters. Therefore, similar to Yarımburgaz Cave, it is highly likely that the İnceğiz Caves began to be used at a very early date. Human habitation may have initially started within primitive cavities, and as technology advanced, the limestone was carved to create a multi-level cave complex. However, there is currently no definitive evidence to confirm this hypothesis. The approximately 20-hectare area containing both cave systems has been landscaped and arranged as a picnic area. However, this arrangement bears no relation to the characteristics of the İnceğiz Caves, which represent an important site in human history. On the contrary, due to the thousands of visitors—especially on weekends—the caves are under serious anthropogenic threat. In addition to the waste left behind by visitors, significant examples of vandalism can be observed on the cave walls. As an important anthropogenic geosite, the İnceğiz Caves are natural monuments of geological, engineering, and archaeological significance. The small informational sign placed at the entrance of the caves is far from providing sufficient and detailed information. However, through conservation-oriented geotourism planning and geoeducation programs to be implemented at the İnceğiz Caves, it would be possible to transform both cave systems and their surroundings into an important geotourism destination. The aim of this study is to evaluate the İnceğiz Caves and their surroundings from a contemporary perspective and to propose recommendations for initiating a geotourism-based sustainable development process. Through conservation–use-oriented geotourism arrangements and geoeducation programs, it is intended both to protect the cave systems and to educate the public. Keywords: Çatalca, İnceğiz, geological heritage, geotourism, sustainable development.