Nekrifisifili: Bir Antroposen Çağ Psikopatolojisi


Öztürk E., Erdoğan B., Derin G.

X. Uluslararası TURKCESS Eğitim ve Sosyal Bilimler Kongresi, Prizren, Kosova, 11 - 13 Temmuz 2024, ss.379-380, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Prizren
  • Basıldığı Ülke: Kosova
  • Sayfa Sayıları: ss.379-380
  • İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adresli: Evet

Özet

Bugün holosen çağ ve antroposen çağın birlikte radikal dönüşümü devam ederken aslında holosen çağ, büyük oranda antroposen çağa evrilmeye başlamıştır.Dissoanaliz kuramı, dünyadaki holosenik ve antroposenik tehlikelerin önümüzdeki yıllarda “muazzam göçler”e ve “psikotoplumsal metamorfozlar”a neden olacağını önemle vurgulamaktadır.2,3 Doğa katliamları, doğal afetler, salgınlar, eriyen buzullar, çevre kirliliği, radyoaktivite, orman yangınları, kimyasal atıklar, susuzluk, terör atakları, savaşlar ve soykırımlar insan nüfusunu azaltan holosenik ya da antroposenik ana ajanlar olarak devreye girmektedir.1,4 Kapitalist ekonomi sistemleri, insanları ve ülkeleri kuklalaştırmış hatta kendi kendilerini sabote eden bir duruma getirmiştir. Günümüzün farkındalığı yüksek elit entelektüel azınlığı, dijital uyaran bombardımanı ve çevre kirliliğinden uzak doğa içerisindeki evlerde ve iş yerlerinde yaşamlarını geçirmek amacıyla göç etmeye başlamıştır.1,5 Diğer yandan insanlar kendilerini, insanlığı, doğayı hatta dünyayı sömüren ya da tüketen primitif, narsisistik, megaloman, hak iddia edici, teşhirci ve istismarcı bir konuma gelmiştir. Son onlu yıllarda insanoğlunun dünyaya olan “yıkıcı psikososyopolitik etkisi” ve hükmetme gücü en üst düzeye çıkmıştır. Doğa katliamları, doğal afetler, çoklu bağımlılıklar, refah yoksunluğu, süreğen baskılar, terör atakları ve ardışık savaşlar karşısında güvenli habitatlar, travmatize ve dissosiye toplumlar için köprüden önce son çıkıştır!Dijital bağımlılıklarla karakterize “eğitim istismarı”, acımasız rekabetlerle karakterize “akademik mobbing”, çelişkili bilgilerle karakterize “bilim tiranlığı” karşısında ebeveynler ve elit entelektüel azınlık, çocuklar ve gençler adına “okulsuzlaştırma politikaları”na oldukça haklı gerekçelerle giderek daha fazla odaklanmaya başlamıştır. Yapay kimlikleri, aldatıcı cezbediciliği ve lüks donanımlarıyla akıllı şehirler, adeta insanları doğadan uzaklaştırmak, kontrol etmek ve dijital bağımlılıklara hapsetmek adına inşa edilmiştir.1,4 Akıllı şehirler ve evlerdeki yapay doğa atmosferi insanlarda “ölüdoğa seviciliği”ne yol açmıştır. Ölüdoğa seviciliği Öztürk tarafından “nekrifisifili (necriphysiphilia)” olarak kavramlaştırılmıştır. Günümüzde çoğu insanın doğal habitatlara kuvvetli kayma eğilimi, eğitim istismarı, bilim tiranlığı, akademik mobbing ve ölüdoğa seviciliğine karşı bir manifestodur.Antroposen çağda, doğa özünden kopartılarak bir akvaryum, bir fanus ya da bir obje haline getirilip kutsanmaya çalışılmaktadır!