Gökçeada’da Acil Korunması Gereken İki Jeolojik Miras Alanı ve Gökçeada’da Sürdürülebilir Jeoturizm


Creative Commons License

Güngör Y., Azaz D.

Bütün Yönleriyle Gökçeada, Hüseyin ÖZTÜRK,Vahdet ÜNAL,Mine ÇARDAK,Onur GÖNÜLAL, Editör, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı, İstanbul, ss.1-12, 2025

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Araştırma Kitabı
  • Basım Tarihi: 2025
  • Yayınevi: Türk Deniz Araştırmaları Vakfı
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Sayfa Sayıları: ss.1-12
  • Editörler: Hüseyin ÖZTÜRK,Vahdet ÜNAL,Mine ÇARDAK,Onur GÖNÜLAL, Editör
  • İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adresli: Evet

Özet

Prekambiyen’den Kuvaterner’e kadar zengin bir jeolojik çeşitliliğe sahip Gökçeada, Jeolojik miras öğeleri açısından oldukça zengindir. Adada yüzeylenen metamortfik, magmatik, volkanik ve sedimanter kayaçlara bağlı olarak hem uluslararası hem de ulusal önemde 30 adet Jeosit saptanmıştır. Bu jeositlerden iki tanesi Yıldız koy ve Orta Miyosen fosil ormanındır. Bu alanda bulunan Kaleköy fayı, kumtaşlarında görülen bal peteği yapıları, aşınma ile ortaya çıkmış heykeller, deniz suyunun yol açtığı ve her biri farklı birer doğal sanat eserine dönüşmüş erime çözünme yapıları ve tabaka yüzeylerinde görülen sedimanter yapılar bu alana eşsiz bir özellik kazandırmıştır. Bu haliyle Yıldız Koyu bir jeoloji laboratuvarı niteliğindedir. Gökçeada Orta Miyosen dönemine ait bir fosil orman ise korunmaıs gereken ikinci alandır. Adadaki bu fosil orman ağaç türü açısından oldukça zengindir. Adada yapılan çalışmalarda şu ana kadar 15 adet fosil ağaç türü saptanmıştır. Adanın, jeolojik miras zenginliği Gökçeada’ya jeopark olma avantajı sağlamakta ve bilgi temelli bir ekoturizm türü olan jeoturizm etkinliklerinin önünü açmaktadır. UNESCO tarafından yapılan tanımlamaya göre jeopark; uluslararası jeolojik öneme sahip alanların, doğal ve kültürel varlıkların bütünsel bir koruma, eğitim ve sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla yönetildiği tek veya birleşik coğrafi bölgelerdir. Gökçeada’da turizm yaz aylarında en fazla dört ay ile sınırlı kalmaktadır. Oysa bu jeositlerden yola çıkılarak yapılacak bilim temelli jeoturizm aktiviteleri süreç içinde ada için önemli bir gelir kaynağı olacak potansiyele sahiptir. Bu alanlar ziyarete hazırlanırken, ziyaretçiler tarafından verilebilecek olası zararların engellenmesi adına alınan önlemler de “jeokoruma” işlevini yerine getirmektedir. Adada kısa vadeli bir planlama işe çocuklar ve yetişkinler için yapılacak jeoeğitimler, jeokamplar, jeosanat çalışmaları ilk aşamada adaya farklı bir bakış açısıyla bakılmasını sağlayacak ve sürdürülebilir bir jeoturizm anlayışı egemen olmaya başlayacaktır. 

Gökçeada, with its rich geological diversity spanning from the Precambrian to the Quaternary, is exceptionally rich in geological heritage elements. Based on the 1 metamorphic, magmatic, volcanic, and sedimentary rocks outcropping on the island, 30 internationally and nationally significant Geosites have been identified. Two of these geosites are Yıldız Bay and the Middle Miocene fossil forest. The presence of the Kaleköy fault, honeycomb structures visible in the sandstones, erosion-sculpted formations, dissolution-erosion structures caused by seawater (each transformed into a unique natural work of art), and sedimentary structures seen on bedding planes have endowed this area with unique characteristics. In this state, Yıldız Bay acts as a geology laboratory. The Gökçeada Middle Miocene fossil forest is the second area that requires protection. This fossil forest on the island is very rich in tree species. Studies conducted on the island have so far identified 15 fossil tree species. The island's wealth of geological heritage provides Gökçeada with the advantage of becoming a Geopark and paves the way for Geotourism activities, which is a knowledge-based form of ecotourism. According to the definition provided by UNESCO, a Geopark is a single or combined geographical area where sites of international geological significance, natural, and cultural assets are managed with a holistic approach to conservation, education, and sustainable development. Tourism in Gökçeada is currently limited to a maximum of four months during the summer. However, science-based geotourism activities derived from these geosites have the potential to become an important source of income for the island over time. The measures taken to prevent potential damage by visitors while preparing these areas for visitation also fulfil the function of "geoconservation." With a short-term plan on the island, the initial stage will involve geo-education for children and adults, geo-camps, and geo-art workshops. These activities will enable a different perspective on the island to emerge, and a sustainable geotourism understanding will begin to prevail.