Her İki Memede Dev Fibroadenomlara Bağlı Juvenil Gigantomasti Yönetimi: Olgu Sunumu


Creative Commons License

Yılmaz Ç., Kaya A., Bulut Ç., Demiröz Uslu A., Karatan B.

47. Ulusal Kurultay (Plastik Rekonstruktif ve Estetik Cerrahi Derneği), Antalya, Türkiye, 15 - 19 Ekim 2025, ss.323-324, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.323-324
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adresli: Evet

Özet

Fibroadenomlar, genç kadınlarda en sık görülen benign meme tümörleri olup, çoğu zaman minimal invaziv cerrahi ile çıkarılabilir. Ancak dev fibroadenomlar (>5 cm veya >500 g) nadir görülmekte ve meme dokusunda ciddi deformitelere neden olabilmektedir. Bilateral dev fibroadenomlar ise literatürde çok az sayıda rapor edilmiştir . Ayırıcı tanıda filloides tümörü dışlamak büyük önem arz etmektedir. Bu olgularda cerrahi planlama yalnızca kitlenin çıkarılması ile sınırlı değildir; meme dokusunun yeniden şekillendirilmesi ve kozmetik açıdan tatmin edici sonuçların elde edilmesi de plastik cerrah açısından büyük önem taşır. Literatürde dev fibroadenomların çıkarılması sonrası uygulanan cerrahi teknikler arasında eksizyonel biyopsi, subtotal mastektomi, reduksiyon mamoplasti ve onkoplastik yöntemler yer almaktadır. Özellikle bilateral dev fibroadenomlarda meme volümünü yeniden dengelemek ve areola–meme başı kompleksini estetik olarak uygun pozisyona getirmek cerrahi açıdan büyük bir zorluktur . Bizim vakamızda fibroadenomların çıkarılmasının ardından Wise pattern ile serbest nipple–areola grefti tekniği kullanılarak meme küçültme yapılmıştır. Bu yaklaşım, özellikle dev meme kitlesi sonrası ciddi doku eksikliği ve sarkmanın söz konusu olduğu hastalarda güvenli bir yöntemdir . Serbest nipple grefti tekniği, vasküler pedikülün yeterli olmayacağı veya meme başı-areola kompleksinin uzun mesafe taşınması gerektiği durumlarda tercih edilen bir yöntem olup, postoperatif nekroz ve asimetri riskini azaltmaktadır . Bizim olgumuzda uygulanan yöntem, hem onkolojik güvenliği sağlamış hem de estetik açıdan tatmin edici bir meme formu elde edilmesine olanak tanımıştır. Bu yönüyle, özellikle genç kadınlarda kozmetik beklentilerin de dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır.