İSTES İNSAN, SANAT & TEKNOLOJİ SEMPOZYUMU Transformasyon Sürecinde İnsan ve Sanat Özet Bildiri Kitapçığı


Creative Commons License

Şentürk R. (Editör), Kodak D. (Editör), Saraç G. B. (Editör), Konuk N. (Editör)

İstanbul Ticaret Odası, İstanbul, 2024

  • Yayın Türü: Kitap / Bildiri Kitabı
  • Basım Tarihi: 2024
  • Yayınevi: İstanbul Ticaret Odası
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adresli: Hayır

Özet

PSİKİYATRİK NESNELERİN VARLIK SORUNU: PSİKİYATRİK EPİSTEMOLOJİ YOL AYRIMINDA Numan KONUK* ÖZET Psikiyatri ve psikopatoloji, akıl hastalıklarını beyin yapı ve işlevindeki patolojik değişikliklerden kaynaklanan hastalık benzeri doğa olguları olarak gören indirgemeci bir yaklaşımı temel aldığı için yıllardır eleştirilmektedir. Nöral-bünyevi temellerini ortaya çıkarmaya çalışan çok sayıda araştırmaya rağmen, akıl hastalıkları için daha iyi tedaviler geliştirmesinde ilerleme eksikliği yaşanması, bu eleştirilerin kısmen haklı olduğunun bir göstergesi sayılmıştır. Halbuki temelde psikiyatrik epistemolojide yaşanan kısırlık, bu indirgemeci yaklaşımın yarattığı kusurdan çok daha derin etkilere sahiptir. Temel etiyolojik yaklaşımların biyolojik, psikososyal ve sosyo-kültürel alanlara ayrılmasından dolayı psikiyatri pratiğinde objektif bir bakışın, temel bir teoride bütünleşememe, uyum veya sentez eksikliğini kaçınılmaz olarak davet ettiği ileri sürülmüştür. Psikiyatrik prosedürlerin nasıl çalıştığını açıklamak için bir takım operasyonel teoriler önerilmiş olsa da, psikiyatri bunları kapsayacak genel bir teoriden yoksundur. Böylece psikiyatrinin, düşünce netliğini, kavrayış genişliğini ve sistematik muhakemeyi destekleyen felsefe disiplinine ihtiyaç duyduğu ortaya çıkmaktadır. “Psikiyatrik nesne”nin yani belirtiler ve bulguların hem ontolojisi hem de epistemolojisi ile ilgili sorular, bir klinik nörobilim olarak psikiyatrinin güncel problemlerinin en ön saflarında yer almalıdır. Bu konuların ihmal edilmesi, klinik psikiyatrik uygulamada dolaylı, psikiyatrik araştırmaların durgunluğunda ise doğrudan sebep olarak önemli bir kaynaktır. Karl Japers’in işlediği gibi, semptomlar ve belirtiler, bilincin veya öznelliğin doğasının değerlendirilmesinden ayrı olarak doğru bir şekilde anlaşılamaz veya tanımlanamaz. Bu nedenle, fenomenal veya tecrübi ortamda yeterli ve gerçeğe sadık ayrımlaştırma; sınıflandırma, tedavi ve araştırma için temel bir ön koşuldur. Bu, psikoloji, fenomenolojik felsefe ve zihin felsefesi tarafından sağlanan katkıları içeren çok disiplinli bir yaklaşımı gerektirir. Tıbbın bir dalı olarak psikiyatri hekimin ve hekimliğin sosyokültürel boyutlarından ayrı düşünülemez. Bu bağlamda sosyokültürel olayların psikiyatri disiplininin ne kadarına tedahül etmesi gerektiği biyopsikososyal bütünlüğü ileri süren Engels’den beri gündemdedir. “ İnsani durumlar, krizler ne kadar tıbbın bir konusu olmalıdır?” kadim sorusu sadece eklektik psikiyatri için değil tıbbın tüm branşarı için geçerli bir soru haline gelmiştir. Somatik parametrelerle tanımlanan hastalık kavramı hekimin sorumluluk ve otorite alanı dışında bırakan hekimin ilgilenmesini gerektirmeyen konular olarak algılanmasına temel olmaktadır. Son olarak teşhis işleminin sadece güvenilirliği değil geçerliği de gündeme geldiğinde psikiyatrik araştırmanın bilgi kaynağı sorunu daha da belirginleşmektedir. Bir takım operasyonel teşhis kriterleri ile “valid” bir tanı koyma peşindeki çağdaş psikiyatr, validite sorunu ve ardındaki epistemoloji konusunda derinlikli bilgi üretmezse yapay zekaların yerini alacağından boş yere endişe etmemelidir. ORCID: 0000-0002-6815-9750