Learners' Reflections on Experiencing Augmented Reality in the English Classroom at Tertiary Level


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Yabancı Diller Eğitimi Anabilim Dalı Başkanlığı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: OZAN VARLI

Danışman: Özlem Etuş

Özet:

Bilişim teknolojilerindeki yeniliklerin hemen her alanda olduğu gibi dil öğretimi alanında da getirdiği katkıların bu alanda olumlu yönde bir değişime ve dönüşüme öncülük ettiği son yıllarda yapılan araştırmalarda sıklıkla vurgulanmaktadır. Bu yenilikler arasında adından sıkça söz ettiren Artırılmış Gerçeklik (AG), kullanıcılarının çeşitli araçlar ve uygulamalar vasıtasıyla fiziksel ve sanal dünyalardaki kavramları ve nesneleri bir araya getirebilmelerini mümkün kılmakta ve öğretmenlerin ve öğrencilerin geleneksel ders içeriklerini ve etkinliklerini daha farklı deneyimlemelerini sağlayan bir yenilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma, geniş bir çerçeveden bakıldığında, son yıllarda pek çok alanda gerçekleşen dijitalleşme süreçlerinin gerekli kıldığı eğitimde dönüşümden kaynaklanan sorunları ele almak için bir yükseköğretim düzeyinde zorunlu dil eğitim hazırlık programında geleneksel öğrenme materyallerine ek olarak AG'nin potansiyelini keşfetmeyi amaçlamaktadır. Ancak daha ayrıntılı bakıldığında, AG'nin söz konusu bağlamda öğrencilerin dil öğrenme deneyimini nasıl etkilediğini ve geleneksel tekniklerle birlikte kullanıldığında sınıftaki öğrenme kültürüne nasıl katkıda bulunduğunu ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. AG üzerine yapılan çalışmalar dikkate alındığında, daha fazla sayıda katılımcıyı içeren, daha uzun uygulama sürelerini kapsayan, daha gerçekçi öğrenme senaryolarındaki kullanıcı deneyimine dayalı, çoklu modalitelere sahip güncel AG sistemlerinin kullanıldığı, karma yöntem araştırma modelleriyle desteklenmiş daha detaylı çalışmalara ihtiyaç olduğu görülmektedir. Bu nedenle, bu çalışma, AG'nin eğitimdeki, özellikle dil öğretimindeki, mevcut uygulamaları nasıl etkileyebileceği konusunda daha derin bir anlayış kazanabilmek için katılımcılarının deneyimlerine yönelik bilgi toplamayı amaçlamaktadır. Ayrıca, bir yükseköğretim kurumunun hazırlık dil programında yabancı dil olarak İngilizce sınıfında öğrencilerin alıcı (receptive) ve üretici (productive) becerilerin etkin kullanımına odaklanan, bir dönem süresince AG temelli bir öğretim modelinin uygulanma sürecinin ayrıntılı bir açıklamasını sunmaktadır. Nitel ağırlıklı karma yöntem araştırma modelinin benimsendiği bu çalışmada, AG yeni bir öğrenme teknolojisi olarak sınıf içi öğrenmeye dahil edilmiştir ve yüksek öğrenim düzeyindeki İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin bunu nasıl deneyimlediği araştırılarak AG'nin bir öğrenme aracı olarak öğrencilerin yansıtımları çerçevesinde sınırlılıkları ve olasılıkları araştırılmıştır. Bu karma yöntem araştırmanın nicel boyutu, nitel alana yerleştirilerek katılımcıların teknolojik farkındalıkları ve yeni teknolojileri kullanmaları ile yeni teknolojilerle dil öğrenmeye yönelik tutumları istatistiksel olarak da araştırılmıştır. Bu nicel boyut, nitel bulguları destekleyici bir görüş sağlamakla birlikte, aynı zamanda araştırma katılımcılarının genel profilini daha nesnel bir şekilde tanımlamaya yardımcı olmuş, deney grubu (n=18) ile kontrol grubunun (n=18) performanslarını kıyaslama imkânı sunmuştur. Nitel boyut ise, araştırma sorularına daha kapsamlı bir düzeyde bütüncül bir yorum getirebilmek için, katılımcıların AG ile dil öğrenme deneyimini, yine onların bireysel yorumları ve gözlemlenen davranışları üzerinden betimlemeyi amaçlamaktadır. AG grubundaki katılımcıların ilk elden deneyimlerini analiz etmek için, aynı zamanda dersin okutmanı olan araştırmacı tarafından, birbirinden farklı AG öğrenme görevleri geliştirilmiş ve bir dönem boyunca öğretilecek şekilde Orta Düzey Öncesi (Pre-Intermediate) Dinleme ve Konuşma ders müfredatına aktarılmıştır. 14 haftalık uygulama sürecinde katılımcılar, arka planda kurumsal öğrenme yönetim sistemi Moodle tarafından desteklenen Aurasma mobil AG uygulaması üzerinde geliştirilmiş öğrenme arayüzünü kullanarak bahsi geçen öğrenme görevlerine ve içeriğine erişerek AG ile öğrenmeyi deneyimlemişlerdir. Veri toplama süreci, nitel düzeyde 14 haftalık katılımcı gözlemi, iki tur yarı yapılandırılmış mülakatlar ve öğrenme günlükleri, nicel düzeyde ise ön ve son testli anketler ve başarı testleri dahil olmak üzere farklı veri toplama araçlarını içermektedir. Uygulama süresinin sonunda nitel veriler iki döngü in vivo ve desen (pattern) kodlamasından sonra NVivo üzerinde Tematik Analiz ile analiz edilirken, nicel veriler SPSS üzerinde parametrik olmayan testler ile analiz edilmiştir. Yani deney grubunda (n=18), anket ve başarı testinin ön ve son testlerinin sonuçları Wilcoxon Signed Rank Test (ilgili iki örneklem) ile analiz edilirken, deney ve kontrol grupları arasında (n=36), sonuçlar Mann-Whitney U Testi (iki bağımsız numune) ile her iki grubu istatistiksel olarak anlamlı bir fark açısından karşılaştırarak analiz edilmiştir. Nitel bulgular, dört ana kategori etrafında düzenlenmiştir. İlk kategori, öğrenme deneyimi, öğrencilerin deneyimlerine doğrudan referanslarla bir eğitim aracı olarak AG'nin potansiyelinin açıklayıcı bir açıklamasını sunmayı amaçlarken, ikinci kategori, dil ile etkileşim, yani dil pedagojisi ile ilgili temel konuların yanı sıra öğrencilerin yabancı dil öğrenimindeki bireysel gelişimleri ile ilgili konulara açıklık getirmektedir. Üçüncü kategori olan teknik değerler ve yükümlülükler, AG ile öğrenmenin mevcut altyapı, dağıtım ve uygulama çerçevesindeki teknik süreçler, prosedürler ve zorluklar kadar katılımcıların beklentileri ve endişeleri ile ilgili bulguları sunmaktadır. Son olarak, dördüncü kategori olan öğretim değerleri ve yükümlülükleri, AG ile öğrenme ve öğretme ile ilgili öğretim konularına özgü bulguları paylaşmaktadır. Dil ile etkileşim kategorisindeki nitel bulgular, AG tarafından en uygun ve desteklenen beceriler olarak dinleme ve konuşma becerilerini öne çıkarırken, yeterli odak ve dikkat verilmesi halinde okuma ve yazma becerilerinin de geliştirilebileceğini göstermektedir. Benzer şekilde nicel bulgular, deney grubundaki katılımcıların mobil cihazlarını kontrol grubuna göre yorum yazma, dinlerken not alma ve çevrimiçi ses/video klipleri dinleme/izleme için önemli ölçüde daha fazla kullandığını ortaya koymuştur. Katılımcılar arasında çalışmada kullanılan AG ile öğrenme modelinin dilbilgisi öğrenimine direkt bir katkısı olmadığı görüşü baskınken, belirli form ve ifadelerin modellenerek dolaylı yoldan edinimini sağlayan ve aynı zamanda dilin yapısı ile ilgili farkındalık artıran etkinliklerin bu bağlamda faydalı olabileceği öngörülmüştür. Sözcük bilgisi etkinlikleri en çok tercih edilen AG etkinlikleri olmalarının yanı sıra katılımcılar tarafından en etkili ve ilgi çekici görevler arasında derecelendirilmekte ve bu tür görevlerin dil ile yüksek düzeyde etkileşim sağladığı düşünülmektedir. AG'nin daha esnek olan yeni bir arayüz sağladığı ve öğretimin farklı aşamalarında yer alan teknik ve pedagojik zorluklara pratik çözümler sunduğu iddia edilebilir. Katılımcılar, doğal konuşma dilinin farklı seviyelerde nasıl kullanıldığına dair daha büyük bir farkındalık geliştirirken, dilin konuşulan özelliklerinin yazılı özelliklerinden nasıl farklı olduğunu anlayabilme fırsatı bulmuşlardır. Bu tür bağlamlarda ve seviyelerde doğal konuşmayı keşfetmeleri, onlara iletişimin günlük hayatta nasıl gerçekleştiğine dair daha kapsamlı bir anlayış sağlamakla kalmamış kendi performansları üzerinde düşünmelerine de yardımcı olmuştur. Nicel bulgular, deney grubu ve kontrol grubunun, yeni teknolojilerin kullanımına ilişkin farkındalık düzeyleri ve görüşleri ile ilgili benzer geçmişleri ve deneyimleri paylaştığını göstermektedir. Her iki grubun ön test puanları Mann-Whitney U Testi kullanılarak karşılaştırıldığında aralarında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bu durum, uygulamanın başlangıcında her iki grubun farkındalık ve kullanım düzeylerinin hemen hemen aynı olduğunu göstermektedir. Ancak her iki grubun son test puanları incelendiğinde üç maddenin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmektedir. Bu anlamlı bulgulara göre öncelikle öğrencilerin sınıf içi deneyimleri, cihaz kullanma becerilerine ve farkındalık seviyelerine olumlu katkılar sağlamıştır. AG görevlerini yerine getirmek için sınıfta akıllı cihazların yoğun kullanımı nedeniyle, deney grubu katılımcıları donanım veya yazılımdan kaynaklanan zorluklarla başa çıkmak için farklı stratejiler geliştirebilmiştir. Benzer şekilde, AG ile öğrenme, katılımcıları aynı zamanda kontrol grubuna kıyasla daha özerk hale getirerek yeni teknolojileri kullanmalarını teşvik etmiştir. Son olarak, AG ile öğrenme deneyimine sahip katılımcıların, yeni teknoloji edinimi söz konusu olduğunda kendi kararlarını verebilme özgüvenini gösterebildikleri anlaşılmaktadır. Her iki grubun son test puanlarının karşılaştırılmasında ortaya çıkan üç anlamlı maddenin yanı sıra, deney grubunda son test puanlarının da arttığı görülmektedir. Bireysel puanlardaki artış istatistiksel olarak önemli görünmese de, analizde bir madde anlamlı olarak işaretlenmiştir. Katılımcıların, uygulamanın başlangıcından sonuna kadar geliştirilen yeni teknolojileri kullanma konusundaki farkındalıkları ve bilgileri, AG ile öğrenme prosedürleri hakkında daha özerk ve bilinçli hissettikleri anlaşılmaktadır. Deney grubu, sınıfta mobil cihazlarını sadece sesli materyalleri dinlemek ve özgün videolar izlemek gibi alıcı (receptive) etkinlikler için değil, aynı zamanda tartışma forumlarında yazma ve dinlerken not alma gibi üretken (productive) etkinlikler için de kullanma alışkanlığı geliştirmişlerdir. Bu sonuçlar, AG ile öğrenmenin katılımcılar açısından dijital yetkinliğin öğrenim amaçlı kullanım becerisini artırdığı, katılımcılara hedef dilde daha fazla uygulama ve üretim yapma fırsatları tanıdığı ve onların sınıf içinde ve dışında fikirlerini ve görüşlerini ifade etmeleri için yeni bir dizi etkileşimli araç sağladığı bulgulanmıştır. Son olarak, deney grubunun son test puanlarındaki anlamlı değişimi tanımlayıcı ve destekleyici nitelikte bir başka bulgu ise katılımcıların gelecekteki öğrenmelerinde yeni teknolojileri daha verimli ve daha özerk bir şekilde kullanabilecekleri yönündeki görüşlerini olumlu olarak önemli ölçüde değiştirmiş olmalarıdır. Başarı testi sonuçları hem ön test hem de son test puanları parametrik olmayan MannWhitney U Testi ile analiz edildiğinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Bu sonuç deney grubundaki öğrencilerin AG kullanmanın dil öğrenme deneyimlerini iyileştirdiğini düşünmelerine veya buna inanmalarına rağmen, kontrol grubuna kıyasla sınav performanslarının farklı olmadığını göstermektedir. Neticede öğrencilerin yeni teknolojiler, özellikle de AG hakkında olumlu görüşlere sahip olmasının tek başına sınavlarda daha yüksek puanlar sağlamaya yetmeyeceği ve bunun sonucunda öğrenmede direkt başarıya dönüşemeyeceği göz önünde bulundurulmalıdır. Sonuç itibarıyla, bu çalışma öğrencilerin öğrenme deneyimlerine ilişkin yansıtmalarını temel alarak dil sınıfında AG'nin potansiyelini keşfetmeyi ve sergilemeyi, yenilikçi öğrenme araçları ve tekniklerinin tasarımı ve geliştirilmesi için gereken öngörüleri elde etmeyi ve alandaki mevcut araştırma çabalarına katkıda bulunmayı amaçlamıştır. Aynı zamanda, bu araştırma AG'nin öğrenciler tarafından nasıl algılandığı ve tanımlandığı, belirli dil öğrenme bağlamlarında nasıl deneyimlendiği, kullanımıyla ilgili bazı teknik ve eğitsel özelliklerin neler olduğu ve son olarak öğrencilere bir eğitim aracı olarak neler sunduğu hakkında ayrıntılı bir açıklama sağlamıştır. Bunu yaparken dil sınıfındaki geleneksel uygulamalara eleştirel bir bakış sağlayarak öğrenme içeriği sunmanın alternatif yollarını tanıtmış, katılım ve etkileşimi teşvik etme potansiyeli yüksek mobil tabanlı bir AG öğrenme arayüzü ile teknoloji entegrasyonunun sınırlarını genişletmiştir. Anahtar kelimeler: Artırılmış Gerçeklik, Yabancı Dil Öğrenimi, Öğretim Teknolojileri