Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Orman Fakültesi, Peyzaj Mimarlığı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Pavel Paşa İOKHIM
Danışman: Mert Ekşi
Özet:
Kentleşme ve sanayileşme atmosferin sınır tabakasındaki ısı ve su döngüsünü etkilemekte ve kent iklimini kırsal alandan farklılaştırarak, yerel antropojenik iklim değişikliğinin en iyi bilinen formlarından olan kent ısı adası etkisini meydana getirmektedir (Ayçam, 2013). Artan şehirleşme, sanayileşme ve tüketim alışkanlıkları ile çevre ve atmosfer kirlenmesine bağlı olarak küresel ölçekte havanın ısınma eğilimi her geçen gün artmakta ve ortaya çıkan çevre problemleri, afetler, su, kara ve havadaki yaşamı tehdit eder hale gelmektedir. Küresel düzlemdeki iklim değişikliklerinin yanı sıra, kentlerin mikro iklimsel yapısında da değişimler meydana gelmekte, kentlerde bölgesel ısınmalar oluşmaktadır. Bu ikili etki ve kısır döngü insan sağlığını ve canlıların yaşamını giderek olumsuz yönde etkilemektedir (Şimşek, 2012). Yeşil alanların kent toplumunu oluşturan bireylerin yaşamları üzerindeki fizyolojik ve psikolojik yönden olumlu katkıları tartışılmaz bir gerçektir. Bu nedenle kentsel rekreasyon alanları dışında kentlerde yapı düşey yüzleri, avlular ve balkonlar gibi potansiyel yeşil alan kullanım bölgeleri içinde önem kazanan alanlardan biri de çatı yüzeyleridir (Uzun, 2007). Çatıları bitkilendirme fikri binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Mezopotamya’daki birçok medeniyet, çatı bahçelerinin çeşitli tiplerini, bulundukları kurak bölgeyi serinletmek ve bitkilendirmek amacıyla kullanmışlardır (Ekşi, 2016). Günümüzde kullanılan yeşil çatıların ilham kaynağı, 19. yüzyılın başlarında Kuzey Avrupa’da çatı yüzeylerinin toprakla kaplanması ve bu yüzeyin çeşitli otsu bitkilerle bitkilendirilmesi ile ısı yalıtımı sağlanması amacıyla oluşturulan çatı sistemlerdir. Tunbiş (1987)Buharlaşma, terleme veya suyu kullanmaları sonucunda barındırdıkları mevcut suyu atmosfere buhar olarak verebilmesi (evapotranspirasyon) ve gerek gövdesi gerek de yaprakları vasıtasıyla gölgeleme yoluyla bitkiler; ısıyı tutup depolayabilme niteliği ile de bitki taşıyıcı katman, sıcaklık artışının engellenmesinde rol oynayabilmektedirler. Bitkilerde veya bitki taşıyıcı katmanlarda depolanmış olan mevcut suyun buharlaşarak atmosfere taşınabilmesi için ihtiyaç duyulan ısı, doğrudan ya da dolaylı olarak güneş dalgaları ile gelen kızılötesi ışınlardan sağlanır. Bu şekilde absorbe edilen kızılötesi güneş ışınlarının kentsel yüzey alanlarının sıcaklıklarını arttırmasının önüne geçilebilir (Liu, 2004). Yeşil çatılar yaz aylarında güneşten gelen ışınları absorbe ederek nem seviyesini kontrollü bir şekilde dengede tutar. Kışları ve güneşin olmadığı saatlerde absorbe edilen bu ısı enerjisi bitkilerden ve yeşil çatı elemanlarından atmosfere doğru salınmaktadır. Bu durumda da yeşil çatıların sıcakları serin tutması, soğukları da ılık tutması özelliği sayesinde kentsel ısı adası etkileri şehirlerde azalmaktadır. Buna dair Toronto kentinde yapılan bir çalışmada elde edilen veriler araştırmacılara şehirdeki mevcut geleneksel çatıları yüzde altısının yeşil çatıya dönüştürülerek yaz aylarında serinlik sağlanabileceğini göstermiştir (Ting Au, 2007). Bitki taşıyıcı katmanlar ve toprak tabakası kış mevsiminde çatı alanlarında ekstra yalıtım sağlamaktadır. Toprak katmanının derin olduğu çatı tipleri, yapının ısınma için ihtiyaç duyduğu enerji miktarlarını düşürebilmekte olup aynı şekilde esintilerden kaynaklı ısı ve enerji kayıplarını da belli bir oranda azaltabilmektedir (Karaosman, 2005). Yunanistan’da gerçekleştirilen bir araştırma sonucunda yeşillendirilmiş çatıların yüzeylerine gelen ışık demetlerinin yüzde yirmi yedisini yansıttığı, yüzde altmışının da bitkilerin yapraklarınca soğurulduğu ve yüzde on üçünün ise toprak kütlesine ilettiği belirtilmiştir (Vijayaraghavan, 2016).
Bu çalışmada, yeşil çatı katmanlarının bina enerji kayıplarına ve atmosfere etkilerini incelemeyi amaçlanmaktadır. Çalışmada öncelikle mevcut 5 yıllık veri seti incelenecek olup katmanlar arasındaki ilişki oluşturulacaktır. Daha sonra bu katman kalınlıklarının ve çeşitlerinin, bina ve atmosfere olan etkileri değerlendirilecektir.