Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Zeynep Pınar Cohen
Danışman: Erdinç Öztürk
Özet:
Bu araştırmanın amacı, üç kuşak kadın yetişkinin, çocukluk çağı travmaları, dissosiyasyonları ve şiddete yönelik tutumları bakımından incelenmesi ve karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemi üç kuşak, her biri 36 kişilik gruplar olmak üzere 108 kadından oluşmaktadır. Katılımcıların yaş ortalaması birinci kuşak kadınlar (K1) için 72.86 (SS:6.85), ikinci kuşak kadınlar (K2) için 51.25 (SS:7.16), üçüncü kuşak kadınlar (K3) için 26.50 (SS:6.51)'dir. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan demografik anket, Çocuk Çağı Kötüye Kullanım ve İhmal Soru Listesi (ÇKİS), Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ), Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği (DES), Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği (ŞYTÖ) kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada, kullanılan anket ve ölçeklerden hem nicel ve hem de nitel veriler elde edilmiştir. Nicel verilerin analizi SPSS 22 (Statistical Package for Social Sciences) istatistik programı, nitel verilerin içerik analizi MaxQDA 2018 programı ile yapılmıştır. Örneklem grubu, normallik değerlerini karşılamadığından nonparametrik testler kullanılmıştır. Değişkenler arası ilişkileri incelemek için nonparametrik olan Spearman sıra korelasyon katsayısı (rs), çoklu regresyon analizi ve nonparametriklik göz önüne alınarak 1000 bootstrapping tekniği uygulanmıştır. K1, K2 ve K3'lerin çocukluk çağı travmaları, dissosiyasyonları ve şiddete yönelik tutumlarının farklılaşıp farklılaşmadığını belirleyebilmek için Kruskal Wallis H analizi, kuşakları karşılaştırmak için ve değişkenlerin bazı demografik değişkenlerle ilişkisini analiz etmek için Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Korelasyon analizinde, ŞYTÖ puanlarının, CTQ alt ölçeklerinden duygusal istismar (rs = .30, p < .01) ve fiziksel ihmal (rs = .35, p < .01) ile pozitif yönde, cinsel istismar (rs =-.29, p < .01) ile negatif yönde anlamlı ilişki gösterdiği bulunmuştur (n=108). DES, CTQ'nun hiçbir alt ölçeği ile anlamlı ilişki göstermemiştir. Regresyon analizi sonucunda, fiziksel ihmalin, şiddete yönelik tutumun anlamlı bir yordayıcısı olduğu ve şiddete yönelik tutumların %17.6'lık bir kısmını açıkladığı bulunmuştur (B = 2.452, %95GA = 0.627 – 4.011; β = .35, p < .001). K1, K2 ve K3'ler çocukluk çağı travmaları, dissosiyasyonları ve şiddete yönelik tutumları bakımından karşılaştırılmıştır. Çocukluk çağı travma düzeylerinin K1'lerde (sıra ortalaması 67.89) K2'ler (sıra ortalaması 51.43) ve K3'lerden (sıra ortalaması 44.18) anlamlı şekilde yüksek olduğu bulunmuştur. Dissosiyasyon düzeylerinin K3'lerde (sıra ortalaması 66.71), K1'ler (sıra ortalaması 41.68) ve K2'lerden (sıra ortalaması 55.11) anlamlı şekilde yüksek olduğu bulunmuştur. Şiddete yönelik tutum düzeylerinin K1'lerde (sıra ortalaması 71.58), K2'ler (sıra ortalaması 52.24) ve K3'lerden (sıra ortalaması 39.68) anlamlı şekilde yüksek olduğu bulunmuştur. Açlık / yoksulluk sınırının altında kalan K2'lerin şiddete yönelik tutumlarının (sıra ortalaması = 23.30), açlık/yoksulluk sınırının üstünde olan K2'lere göre (sıra ortalaması = 16.08) anlamlı şekilde yüksek olduğu bulunmuştur (Z=1.95, p ≤ .05). K1'ler ve K3'lerde şiddete yönelik tutumlarının açlık / yoksulluk sınırına göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Nitel verinin içerik analizi araştırmacı tarafından oluşturulan 19 kod ile yapılmıştır. 108 katılımcıya ait görüşmelerden elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılmış ve tüm metinler bu kodlarla taranmıştır. Araştırmanın nitel bulgularında, kuşaklar arasında tekrar eden örüntü özellikleri (6 grup kadında 3 kuşakta, 4 grup kadında 2 kuşakta, n = 26, % 24.1), kullanılan savunmalardan agresörle identifikasyonun (9 K1, 9 K2, 8 K3, n = 26, %24.1) en fazla kullanılan savunma olduğu, olumsuz duygu olarak öfkenin (10 K1, 7 K2, 6 K3, n = 23, % 21.3) varlığı görülmüştür. 18 yaş altı evlilik oranı K1'lerde %44.4 (n = 16) iken, K2'lerde %8.3'e (n=3) düştüğü, K3'lerde hiç olmadığı görülmüştür. Katılımcılar, aile içi fiziksel şiddetin mağduru, tanığı ve uygulayıcısı olma bakımından sorgulanmıştır. Elde edilen verilere göre, orijin aile içinde fiziksel şiddet mağduru olanların (K1: %54.1, K2: %52.1), orijin aile içinde şiddet tanığı olanlara 0(K1: %53.8, K2: %50.0) göre, küçük bir fark ile, kendi kurdukları ailede daha fazla fiziksel şiddet uyguladığı bulunmuştur. K3'lerin 12'si evli olduğundan ve hepsinin çocuğu olmadığından değerlendirilmemiştir. Orijin ailede fiziksel şiddete tanıklık etmiş olup da, kendi kurduğu ailesinde fiziksel şiddet görenlerin oranı K1'lerde %38.5 iken K2'lerde %50 olarak bulunmuştur. Kendi kurduğu ailesinde fiziksel şiddet mağduru olup da kendi kurduğu ailesinde fiziksel şiddet uygulayanların oranı K1'lerde %50.0 iken K2'lerde %60 olarak bulunmuştur. Orijin ailede fiziksel şiddet mağduru olup da kendi kurduğu ailesinde fiziksel şiddet görenlerin oranı K1'lerde %33.3 iken K2'lerde %34.7 olarak bulunmuştur.