Gökova Körfezi’nin Sismotektonik Yapısının Sismik Yansıma ve Sismolojik Verilerle Araştırılması


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Jeofizik Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanlığı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Azar Azizov

Eş Danışman: Hakan ALP

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tez çalışmasında, Gökova Körfezi'nde 21 Temmuz 2017 tarihinde 6.3lokal büyüklüğünde (Ml) meydana gelen Gökova Körfezi depreminin anaşoku ve artçı depremleri sismolojik veriler kullanılarak araştırılmıştır. Bu verilere ilaveten daha önce bölgede yapılmış olan sismik yansıma verileri, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismik Veri İşlem Laboratuvarı'nda yeniden analiz edilmiş ve bölgenin sismotektonik açıdan yorumlamasına yardımcı olması için ilave edilmiştir. Bu analizler sonucunda bölge ile ilgili sismotektonik bir model oluşturulmuştur. Öncelikli olarak tez çalışmasında, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendime Merkezi'nden (BÜ KRDAE BDTİM) alınan deprem verileri zSACWin programı kullanılarak tekrardan analiz edilmiştir. Bu analizde depremin hem anaşoku hem de artçı şokları gözden geçirilmiştir. Bu analizler sonucunda depremin anaşokunun normal faylanma verdiği görülmüştür. Artçı şok dağılımı ise normal faylanmanın yanında doğrultu atımlı faylarda da görüldüğü bir yapıda gerçekleşmiştir. Bu da bölgenin heterojen (karmaşık) yapısından kaynaklanmaktadır. Toplamda anaşokla birlikte 62 deprem analiz edilmiştir. Bu depremlerin lokal büyüklükleri 3.3 ile 6.3 arasında değişmektedir. Depremlerin zaman aralığı 20 – 31 Temmuz 2017 olarak verilmiştir. Depremlerin hiposantr (iç merkez) derinliği ise 3.8 ile 13.3 km arasında değişmektedir. Depremlerin önce P ilk varışlarından odak mekanizmaları hesaplanmış ve atım, eğim, kayma açıları bulunmuştur. Daha sonra bu açılar yardımıyla 62 adet depremin gerilim tensör değerlerine bakılmıştır. Bu analiz sonucunda bölgedeki gerilim oranı (stress ratio) 0.7 olarak hesaplanmıştır. Bu değerde bize bölgedeki hakim tektonik rejimin, normal faylanmaya bağlı açılma rejimi olduğunu göstermiştir. Faylanmanın doğrultusu (σ3, minimum birincil gerilme) K-G ve maksimum yatay gerilmenin (σ2) doğrultusu ise D-B yönlü olarak gözlemlenmiştir. Maksimum birincil gerilme (σ1) maksimum yatay gerilme ile aynı doğrultudadır. Bu değerler hesaplandıktan sonra, ana şok için Coulomb gerilme değerlerine bakılmıştır. Ana şokun D-B yönlü 3 bardan büyük gerilme değerlerine ulaştığı görülmüştür. Bu sismolojik verilere ilave olarak, bölgede daha önce Sismik-1 araştırma gemisi ile toplanan sismik yansıma verileri de katılmıştır. Bunun amacı bölgedeki meydana gelen depremlerle, daha sığda toplanan sismik yansıma verilerinin karşılaştırılmasıdır. Bu sismik yansıma verilerinin bölgedeki deprem dağılımıyla uyuşup uyuşmadığına bakılmıştır. Sismik yansıma verilerinden ortaya çıkan analiz sonuçları da bölgedeki normal faylanmaya işaret etmektedir. Bu da hem sismolojik verilerin hem de sismik yansıma verilerinin iyi bir korelasyon (uyum) içinde olduğunu bize göstermiştir.