Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2016
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MİRZAMAN HÜSEYİNOV
Danışman: Haluk Emir
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:
Amaç
Kliniğimize bir yaş altında başvuran, doğum öncesinde ve yenidoğan döneminde
hidronefroz saptanan hastaların verileri geriye dönük değerlendirilerek hem elde edilen
sonuçların irdelenmesi, hem de medikal izlem veya cerrahi girişim kriterlerini gözden
geçirmektir.
Hastalar ve Yöntem
Kliniğimize bir yaş altında başvuran toplam 111 hasta çalışmaya dahil edildi.
Hastalar cerrahi girişim yapılan ve sadece medikal olarak izlenenler olarak iki grupa
ayrıldı. Hastaların dosya verileri incelenerek; cinsiyet, doğum öncesi tanı, doğum
haftası, başvuru yaşı, başvuru semptomları, eşlik eden anomaliler, USG bulguları,
ameliyat öncesi/sonrası statik ve/veya dinamik sintigrafi sonuçları, üre/kreatinin
değerleri, koruyucu antibiyotik kullanımı, cerrahi endikasyonu, cerrahinin şekli, cerrahi
sırasındaki patoloji, ameliyat sonrası komplikasyon gibi veriler her iki hasta grubu için
ayrı ayrı değerlendirildi.
Bulgular
Hastaların 84 (% 76)’ü erkek, E/K oranı 3,1/1 idi. Darlık % 57 oranında solda
yerleşimlidir. Ortalama takip süresi 44.7 aydır (12-99 ay). En sık darlık nedeni intrensek
idi. Yedi hastada aberran damar basısı vardı ve 3 hastanın ÜPBD’ı şiddetli VUR’a
sekonder gelişmişti. Hastaların 94 (% 85)’nün doğum öncesi tanısı vardı ve ortalama
hastaneye başvuru yaşları 28 gün idi.
Hastaların 34 (% 30)’üne eşlik eden anomali vardı ve bunların da büyük kısmı
genitoüriner sistem anomalisi idi. En sık görülen genitoüriner sistem anomalisi VUR ve
ÜVBD idi.
Toplam 19 hasta semptom ile başvurmuştu. En sık görülen semptom ise idrar
yolu enfeksiyonuna bağlı ateş ve kötü kokulu idrar idi. Koruyucu antibiyotik 54 hastaya
başlanmıştı. Orta ve ciddi hidronefrozlu hastaların % 32’sinde idrar yolu enfeksiyonu
vardı.
Hidronefrozun dereceleri ile SFU evreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı
ilişki saptanmadı. Hidronefrozun dereceleri ve SFU evreleri ile ameliyat öncesi/sonrası
fonksiyonlar arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı.
Girişimsel tedavi uygulanan hastalarda en sık girişim endikasyonu hidronefroz
derecesinde artma idi (% 37). En sık tercih edilen cerrahi yöntem Anderson-Hynes
piyeloplasti idi. Piyeloplastilerin 24’ü transperitoneal videoskopoik yöntemle yapılmıştı.
Komplikasyon oranı % 6.5 idi. Bunlardan 1/3’ü anastamoz kaçağı, 1/3’ü anastamoz
darlığı ve 1/3’ü de pelviste hematom idi.
Ameliyat sonrası dönemde orta ve ciddi hidronefroz düzeylerinde istatistiksel
anlamlı düşüş gözlendi. Hastalarda ‘maksimal’ anatomik düzelme ortalama 9.4 ayda (3-
30 ay) olmuştur. Toplam 36 (% 69) hastanın fonksiyonu değişmezken, 11 (% 21)
hastanın fonksiyonu artmış, 5 (% 10) hastanın fonksiyonları azalmıştır. Sonuç olarak,
yapılan ameliyatların % 90’ı başarılı olmuştur. Ameliyat sonrası dönemde fonksiyon
azalmasının en sık sebebi tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu idi.
Hastalardan 8’i zamanından önce doğan idi ve bu hastaların prognozları
zamanında doğan bebeklere göre daha kötü idi.
Çalışmada sağlam böbrekteki kompansatris hipertrofi %74 hastada hidronefrotik
böbrekte fonksiyon bozulması ile ilişkili görünmektedir. Kompansatris hipertrofi
hidronefrotik böbrekte %26 hastada fonksiyon kaybı olmadan gelişmiştir. Hidronefrotik
böbrekteki fonksiyon bozukluğu her zaman sağlam böbreğin kompansatris
hipertrofisine sebep olmamaktadır.
Sağlam tarafta hafif hidronefrozun ortaya çıktığı kompansatris hipertrofi ileri
dönem böbrek fonksiyonları açısından daha anlamlıdır. İzlem sırasında sağlam tarafta
hafif düzeyde hidronefroz ortaya çıkması hasta tarafta parankimal fonksiyonun
azaldığının erken belirtisi olabilir. Bu zaman sintigrafi görülecekse bu dinamik sintigrafi
66
olmalı ve dinamik sintigrafide rölatif fonksiyonla birlikte perfüzyon ve konsantrasyon
yeteneği de değerlendirilmelidir. Hidronefrotik böbrekte parankimal fonksiyonların
azalması sonucu sağlam tarafta ortaya çıkan hafif hidronefroz bazen gerilemeyip kalıcı
olabilmektedir. İki taraflı hidronefrozlu hastaların bir kısmında tek tarafın ameliyatı
sonrası karşı tarafın anatomik ve fonksiyonel parametleri de düzelmektedir.
Sonuç
Uygulanan cerrahi yöntemler % 90 başarılı olmuştur. Zamanından önce doğan
hidronefrozlu hastalarda ileri dönem böbrek fonksiyonları zamanında doğan hastalara
göre daha kötüdür. Hidronefrozun dereceleri ve SFU evreleri arasında, aynı zamanda
hidronefrozun dereceleri ve SFU evreleri ile ameliyat öncesi/sonrası fonksiyonlar
arasında istatistiksel anlamlı ilişki yoktur. Orta ve ciddi hidronefrozlu hastaların anlamlı
bir kısmında izlemde idrar yolu enfeksiyonu gelişmektedir ve bu da orta ve ciddi
hidronefrozlu hastalara koruyucu antibiyotik başlanması gerekliliğini desteklemektedir.
Sağlam böbrekteki kompansatris hipertrofi büyük oranda hidronefrotik böbrekte
fonksiyon bozulması ile ilişkilidir. Kompansatris hipertrofi hidronefrotik böbrekte
fonksiyon kaybı olmadan da gelişebilmektedir. Sağlam böbrekte hafif hidronefrozun
ortaya çıkması hidronefrotik böbrekte parankimal fonksiyonların kötüleştiğinin erken
göstergesi olabilmektedir. Sağlam tarafta hafif hidronefrozun ortaya çıktığı
kompansatris hipertrofi ileri dönem böbrek fonksiyonları açısından daha anlamlıdır. İki
taraflı hidronefrozu olan hastaların bir kısmında tek tarafın ameliyat edilmesi sonrası
karşı tarafın anatomik ve fonksiyonel parametleri de toparlamaktadır.