Şiddet içeren ve içermeyen suç davranışının risk ve koruyucu faktörler açısından incelenmesi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Özge Erel

Danışman: Zeynep Belma Gölge

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Suç; insanlık tarihiyle yaşıt sayılabilecek, bireysel ve kolektif temelde kültürel, psikolojik, ekonomik ve politik açıdan yıkıcı etkileri bulunan önemli toplumsal sorunlardan biridir. Suç vakalarında şiddet olgusu da ön plana çıkmaktadır. Suç ile mücadele edebilmek için şiddetle olan ilişkisi gibi suçun ortaya çıkmasına olanak sağlayan birçok etmen ve dinamik detaylı şekilde incelenmelidir. Bu amaçtan hareketle oluşturulan tez çalışmasının ana hedefi, suçun şiddet içeren ve içermeyen olmak üzere iki bileşeni açısından risk ve koruyucu faktörler; sosyal beceri, empati düzeyi, aleksitimi, algılanan sosyal destek, dürtüsellik gibi bireysel kişilik özellikleri açısından detaylı şekilde değerlendirilmektedir. Ayrıca yaş, cinsiyet, eğitim durumu, gelir seviyesi ve medeni durum gibi sosyo-demografik değişkenlerin de sonuca ışık tutması hedeflenmektedir. Çalışmada Türkiye'de yaşayan 18-60 yaş aralığındaki 923 katılımcının yer aldığı genel popülasyondan oluşmaktadır. Katılımcılara "Katılımcı Bilgi Formu", "Şiddet İçeren ve İçermeyen Suç Davranışları Ölçeği", "Sosyal Beceri Envanteri", "Barratt Dürtüsellik Ölçeği", "Toronto Aleksitimi Ölçeği", "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" ve "Empati Ölçeği" uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçları incelendiğinde; erkeklerin kadınlara nazaran suç tiplerine daha fazla eğilimli olduğu, yaş arttıkça her iki suç tipine olan eğilimin azaldığı, gelir durumu, kardeş sayısı, alkol kullanımı, anne ve baba ile olan ilişki yapısının her iki suç tipi üzerinde belirleyici rol oynadığı görülmüştür. Ayrıca her iki suç tipinde sosyal destek algısının yüksekliği koruyucu faktör olduğu, dürtüsellik ve aleksitimini seviyesinin yüksekliğinin ise risk faktörü teşkil ettiği ortaya konmuştur.