Üniversite öğrencilerinde internet ve sosyal medya bağımlılığı ile çocukluk çağı travmaları, siber dissosiyasyon ve travma sonrası büyüme arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Çağla Pınar Sevinç Yalçın

Danışman: Erdinç Öztürk

Özet:

İnternet bağımlılığı ve sosyal medya bağımlılığı günümüzde psikiyatri, klinik psikoloji ve adli psikoloji disiplinleri tarafından sıkça çalışılan temel bilimsel odaklardan biri haline gelmiştir. Bu araştırmanın temel amacı, internet ve sosyal medya bağımlılığı ile çocukluk çağı travmaları, siber dissosiyasyon ve travma sonrası büyüme arasındaki ilişkinin değerlendirmesidir. Bu çalışmanın örneklemini İstanbul'da 2020-2021 yılları arasında yükseköğrenimine devam eden 713 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Sevinç-Yalçın & Öztürk tarafından oluşturulan siber dissosiyasyonu ve demografik bilgileri içeren Demografik Bilgi Formu ile Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği, Young İnternet Bağımlılığı Testi Kısa Formu, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Yetişkin Formu ve Travma Sonrası Büyüme Envanteri olmak üzere altı adet veri toplama aracı yüz yüze ve online olarak uygulanmıştır. Üniversite öğrencilerinin 643 (%90.2)'ünün en az bir çocukluk çağı travması bulunmakta olup en çok görülen travma türü ise %82.7 ile duygusal ihmaldir. 713 katılımcının 227 (%31.8)'sinin DES kesme puanı 30 ve üzeri olarak tespit edilmiş olup bu sonuç klinik düzeyde dissosiyatif yaşantıların varlığına işaret etmektedir. 713 üniversite öğrencisinin siber dissosiyasyon bağlamında 88 (%13.3)'ü sosyal medyada bulunan farklı dijital kimliklerinin kendisini etki altına aldığını ve 60 (%8.4)'ı ise sosyal medyada bulunan farklı dijital kimlikleri arasında unuttukları zaman dilimleri olduğunu bildirmiştir. DES kesme puanı 30 ve üzeri olanların internet ve sosyal medya bağımlılık düzeyleri DES kesme puanı 30'un altında olan katılımcılara göre istatiksel açıdan daha yüksektir ki bu sonuç, dissosiyatif yaşantıların siber bağımlılıklar ile ilişkisini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Siber dissosiyasyon ekseninde; siber kimliklerin bireyleri etkiledikleri katılımcıların çocukluk çağı travmaları ve dissosiyatif yaşantıları, siber kimliklerin bireyleri etkilemediği kişilere göre istatiksel açıdan daha yüksek olarak bulunmuştur. İnternet ve sosyal medya bağımlılığına ilişkin yapılan standart çoklu regresyon analizine göre her iki bağımlılığın prediktörleri, duygusal istismar ve dissosiyatif yaşantılardır. İnternet ve sosyal medya bağımlılığının gelişmesinde çocukluk çağı ruhsal travmaları ve dissosiyatif yaşantılar etiyolojik bir rol oynamakta olup, travmatik yaşantıların önlenmesine ilişkin bilimsel çalışmaların artarak devam etmesi önerilmektedir. Çocukluk çağı travmalarıyla en yakın ilişkiyi gösteren dissosiyatif yaşantılar, kendini günümüzde dijital platformlardaki "siber dissosiyasyon" şeklinde göstermeye başlamıştır. Dijital hiper-uyaran seviyesinin artması ve teknolojik cihazların günümüzde iş, eğitim ve sosyal yaşamda da yoğun bir şekilde kullanılmasıyla birlikte siber dissosiyasyonun klinik dissosiyasyona kuvvetle dönüşme ihtimali bulunmaktadır. Sonuç olarak dijital iletişim ağları ya da teknoloji araçlı iletişimler, dissosiyasyonu özellikle klinik dissosiyasyon ile aktüel hayatın dissosiyasyonu arasında bir köprü kuran siber dissosiyasyonu hem normlaştırmakta hem de normalleştirmektedir.