Yetişkin erkek bireylerde kuşaklararası travma geçişi: Adli psikotravmatolojik bir değerlendirme


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Hakan Karaman

Danışman: Erdinç Öztürk

Özet:

Doktora tez çalışmamızın temel amacı iki nesil yetişkin erkeklerde kuşaklararası travma geçişi ekseninde çocukluk çağı travmaları ile dissosiyasyon, karanlık üçlü kişilik özellikleri, travma ile başa çıkabilme algısı ve aile işlevselliği arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Bu çalışmada, İstanbul'da ikamet eden 100 baba ve 100 yetişkin oğluna Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği (CTQ), Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği (DES), Karanlık Üçlü Kişilik Özellikleri Ölçeği (KÜÖ), Travma ile Başa Çıkabilme Algısı Ölçeği (TBÇA) ve Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ) yüzyüze uygulanmıştır. Frekans dağılımı, bağımlı örneklemler t testi, pearson korelasyon, spearman korelasyon, açıklanan varyans (determinasyon katsayısı), basit doğrusal regresyon ve çoklu doğrusal regresyon teknikleri bu araştırmada kullanılan istatistik yöntemleridir. Babaların tamamının (%100) en az 1 çocukluk çağı travması bulunurken oğulların %94'ünün en az 1 çocukluk çağı travması bulunmaktadır. Hem babalarda hem oğullarda en sık karşılaşılan çocukluk çağı travmaları duygusal ihmal ve duygusal istismardır. Babaların %93'ü oğulların %88'i duygusal ihmal bildirmişken, babaların %92'si oğulların ise %85'i duygusal istismar bildirmiştir. Babaların %12'sinin oğulların ise %24'ünün DES ortalama puanı 25 ve üzerindedir. Hem babaların hem oğulların CTQ puanları ile diğer ölçeklerden aldıkları puanlar arasında istatistiksel açıdan anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Çalışmamızda her iki kuşağın da çocukluk çağı travmalarının dissosiyatif yaşantılar, karanlık üçlü kişilik özellikleri, travma ile başa çıkabilme algısı ve aile işlevselliği üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Babalarda ve oğullarda CTQ ile DES arasında ve CTQ ile KÜÖ arasında pozitif yönde, düşük düzeyde ve istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Babalarda CTQ ile TBÇA arasında negatif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunurken oğullarda CTQ ile TBÇA arasında pozitif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Babalarda CTQ ile ADÖ pozitif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunurken oğullarda CTQ ile ADÖ arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bu çalışmada kullanılan ölçeklerden alınan puanların iki nesil arasında pozitif yönde anlamlı ilişkileri olduğu belirlenmiştir. Babaların CTQ toplam puanı ile oğulların CTQ toplam puanı arasında pozitif yönde, orta düzeyde ve istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Babaların DES ortalama puanı ile oğulların DES ortalama puanı arasında pozitif yönde, hafif düzeyde ve istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Babaların KÜÖ ortalama puanı ile oğulların KÜÖ ortalama puanı arasında pozitif yönde, hafif düzeyde ve istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Babaların TBÇA ortalama puanı ile oğulların TBÇA ortalama puanı arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Babaların ADÖ ortalama puanı ile oğulların ADÖ ortalama puanı arasında pozitif yönde, orta düzeyde ve istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ölçeklerden alınan puanların istatistiksel açıdan kuşaklararası farklılaşma gösterdiği belirlenmiştir. Buna göre babaların CTQ ortalama puanı (40.31) oğullara göre (35.75) anlamlı derecede daha yüksektir. Babaların DES ortalama puanı (13.00) oğullara göre (17.12) anlamlı derecede daha düşüktür. Babaların KÜÖ ortalama puanı (70.21) oğullara göre (76.07) anlamlı derecede daha düşüktür. Babaların ADÖ ortalama puanı (1.97) oğullara göre (2.07) anlamlı derecede daha düşüktür. Sonuç olarak çocukluk çağı travmalarının kuşaklararası eksende dissosiyatif yaşantılar, karanlık üçlü kişilik özellikleri, travma ile başa çıkabilme algısı ve aile işlevselliği üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Doktora tez araştırmamız, iki nesil yetişkin erkek bireylerde kuşaklararası travma geçişinin adli psikotravmatolojik ve dissoanalitik açıdan ele alındığı özgün nitelikli ve öncü bir bilimsel çalışmadır. Kuşaklararası travma geçişinin kısa ve uzun dönemli negatif ruhsal etkilerinin dissoanalitik bir yaklaşımla nötralize edilmesi sağlıklı bir yeni nesilin varlanış göstermesi adına öncül bir öneme sahiptir.