Kutanöz skuamöz hücreli karsinom ve bazal hücreli karsinomlarda PD-L1 ekspresyonunun prognostik faktörlerle ilişkisinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Özden Yülek

Danışman: Övgü Aydın Ülgen

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET

AMAÇ: Çeşitli kanser türlerinde son yıllarda kullanıma girmiş olan immün kontrol noktası inhibitörlerinin kutanöz skuamöz hücreli karsinomlar (kSHK) ve bazal hücreli karsinomlarda (BHK) kullanımı henüz kısıtlıdır. kSHK ve BHK’lerde de ileri evre, kısıtlı cerrahi şansı olan veya mevcut tedavilere dirençli, seçilmiş hastalarda günümüzde yeni tedavi seçeneği olarak düşünülmektedir. Çalışmamızda bölümümüzde 2010-2018 yılları arasında tanı almış, baş ve boyun dışı yerleşimli kSHK ve BHK olgularında, immünhistokimyasal olarak PD-L1 ekspresyon durumunu ve kSHK’lerde CK7; BHK’lerde ek olarak CK7 ve p40 ekspresyonunu araştırmayı; immünhistokimyasal boyanma özelliklerinin ve PD-L1 ekspresyonunun prognostik verilerle ilişkisini göstermeyi amaçladık. MATERYAL VE METOT: İstanbul Üniversitesi- Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı rapor arşivi 2010-2018 yılları arasında bilgisayar sistemi üzerinden tarandı. 1339 BHK, 467 kSHK olgusu içerisinden 8. AJCC tümör evreleme sisteminde, kutanöz skuamöz hücreli karsinomlar için belirtilen, evreleme için etkileyici yüksek risk kriterlerini karşılayan, çapı 2cm ve üzerinde olan, baş ve boyun bölgeleri dışında yerleşmiş olgular çalışmaya dahil edildi. Bu olgular lam ve bloklarının çalışmaya uygunluğu değerlendirildiğinde, 25 kSHK, 42 adet BHK çalışma için uygun bulundu. Olguların raporlarda yer alan klinik, demografik, prognostik verileri ve histopatolojik tanıları kaydedildi. PD-L1 (Dako, 22C3), p40 ve CK 7 ekspresyonları immünhistokimyasal olarak çalışıldı ve ışık mikroskobu ile değerlendirildi. BULGULAR: Çalışmamızda kSHK ve BHK’lerde erkek cinsiyet baskındı. BHK’lerde olguların ortalama yaşı 68,52’dir. Baş ve boyun bölgesi dışında en sık yerleşim yeri gövdeydi (%52,39). En sık nodüler (%34,88), ikinci sıklıkta yüzeyel BHK (%25,58) tanısı mevcuttu. Tümör çapı 2 cm ve 6 cm arasında değişmekte olup ortalama tümör çapı 2,94 cm’ydi. Olguların %52,4’ü histolojik alt tipe göre yüksek risk grubunda değerlendirildi. Bazal hücreli karsinom olgularının tümünde p40 değişen yoğunluk ve oranlarda pozitif izlendi. Olguların %57,14’ü CK7 pozitif, %42,86’sı negatiftir. CK7 ekspresyon durumu ile tümör alt tipleri veya yerleşim yerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı. BHK’lerin hiçbirinde tümöral hücrelerde PD-L1 ekspresyonu saptanmadı. Sadece 1 olguda, tümör xiii periferinde belirgin inflamatuar reaksiyon ve inflamatuar hücrelerde PD-L1 pozitifliği izlendi. SHK’lerde olgulardan biri (%4) az diferansiye, 12’si (%48) orta derece diferansiye, 12’si (%48) iyi diferansiye SHK olarak değerlendirildi. 6 olguda lenfovasküler veya perinöral invazyon izlendi. Olguların 2’sinde bilinen lenf nodu metastazı mevcuttu. CK 7 antikoru ile 2 olguda fokal pozitiflik izlendi. 11 (%44) olguda PD-L1 ekspresyonu saptandı. PD-L1 ekspresyon durumu ile lenfovasküler invazyon, perinöral invazyon, tümör çapı veya invazyon derinliği gibi prognostik tümör parametreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki gösterilemedi. SONUÇ: BHK ve kSHK en sık görülen tümörlerdir. Çoğunlukla klasik tedavi modaliteleri yeterli olsa da az sayıda olguda immünoterapi gibi farklı tedavi yöntemleri gerekebilmektedir. İmmün kontrol noktası inhibitörlerinden PD-1/PD-L1 yolağı inhibitörlerinin kullanımında immünhistokimyasal olarak PD-L1 durumunun tayini biyobelirteç olarak kullanılmaktadır. Hakkında az sayıda veri olan baş ve boyun dışında yerleşim gösteren kSHK ve BHK olgularında PD-L1 ekspresyonu özellikle de skuamöz hücreli karsinomlarda saptanabilmektedir. Tümörde ekspresyon gösteren olguların tümünde tümör çevresinde ve tümör içerisindeki inflamatuar hücrelerde de değişen oranlarda ekspresyon izlendiğinden, bu hücrelerde boyanma görüldüğünde tümör daha dikkatli incelenmeli, diğer türlü zayıf ekspresyonların gözden kaçabileceği unutulmamalıdır. BHK ve kSHK en sık görülen tümörlerdir. Çoğunlukla klasik tedavi modaliteleri yeterli olsa da az sayıda olguda daha ileri tedavi yöntemleri gerekebilmektedir. İmmün kontrol noktası inhibitörleri ile ilgili farklı tümörlerde çalışmalar devam etmektedir. kSHK ve BHK’lerde PD-1/PD-L1 yolağı ve inhibitörleri ile ilgili az sayıda çalışma mevcuttur. Bu ajanlar ile tedaviye yanıt bildirilmektedir. PD-1/PD-L1 yolağı inhibitörlerinin kullanımında immünhistokimyasal olarak PD-L1 durumunun tayini biyobelirteç olarak kullanılmaktadır. Hakkında az sayıda veri olan baş ve boyun bölgesi dışında yerleşim gösteren kSHK ve BHK olgularında PD-L1 ekspresyonu özellikle de skuamöz hücreli karsinomlarda saptanabilmektedir. Bu tümörlerdeki PD-L1 ekspresyonunun önemi ve prognostik parametrelerle ilişkisinin daha geniş serilerde araştırılmasına ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: BHK, SHK, Bazal hücreli karsinom, kutanöz skuamöz hücreli karsinom, PD-L1, p40, CK7 xiv