Kasten öldürme ve cinsel suçlar sebebiyle ceza infaz kurumunda bulunan erkek hükümlülerde çocukluk çağı travmaları ile dissosiyatif yaşantılar ve travma sonrası büyüme arasındaki ilişkinin incelenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Merve Cansu Karadağ

Danışman: Erdinç Öztürk

Özet:

Bu araştırmanın amacı kasten öldürme ve cinsel suçlar sebebiyle ceza infaz kurumunda bulunan erkek hükümlülerin çocukluk çağı travmaları ve dissosiyatif yaşantıları ile travma sonrası büyüme düzeylerinin değerlendirilmesidir. Araştırmanın örneklemi, Adalet Bakanlığı Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'ne bağlı Silivri 1 No'lu L Tipi ve Silivri 3 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan 259 cinsel suç hükümlüleri ve 241 kasten öldürme suç hükümlüleri olmak üzere toplam 500 hükümlüden oluşmaktadır. Bu çalışmada; M.C.K.Ş. ve E.Ö. tarafından hazırlanmış Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği (CTQ), Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği (DES) ve Travma Sonrası Büyüme Envanteri (TSBE) olmak üzere dört adet veri toplama aracı hükümlülerle görüşülerek yüz yüze uygulanmıştır. Kasten öldürme ve cinsel suç hükümlülerinin 477 (%95.4)'sinin en az bir çocukluk çağı travması bulunmakta olup en çok görülen travma türü ise %88.8 (444 kişi) ile duygusal ihmaldir. Katılımcıların, 402 (%80.4)'sinin çok tip travması, 75 (%15.0)'inin ise tek tip travması bulunmaktadır. 500 hükümlünün 115 (%23.0)'inin DES kesme puanı 30 ve üzeri olarak tespit edilmiş olup bu sonuç patolojik düzeyde dissosiyatif yaşantıların varlığına işaret etmektedir. Cinsel suç hükümlüleri, kasten öldürme suçundan hükümlü olanlara göre daha fazla cinsel istismar bildirmiştir. DES kesme puan 30 ve üzeri olan hükümlülerin çocukluk çağı travmaları, DES kesme puanı 30'un altında olanlara göre istatiksel açıdan daha fazladır. Hükümlülerin CTQ ile DES'ten aldıkları puanlar arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Hükümlülerin DES ortalama puanları ile TSBE puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmamışken, CTQ puanları ile TSBE puanları arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Standart çoklu regresyon analizine göre travma sonrası büyümenin prediktörleri çocukluk çağı travmaları toplam puanı ve duygusal ihmalken, dissosiyatif yaşantıların prediktörü ise travma sonrası büyümenin alt boyutu olan başkalarıyla ilişkide değişimdir. Sonuç olarak, klinik adli psikoloji, kriminal psikoloji ve adli bilimler açısından erken yaşta başlayan kronik çocukluk çağı travmalarının etkisiyle gelişen ve bireydeki yaşam boyu psikopatolojilerden biri olan dissosiyatif bozuklukların adli psikiyatrik açıdan yapılacak olan klinik görüşmeler ve psikometrik ölçümlerle; nevroz-psikoz ayrımı, malulen emeklilik, vesayet altına alma, malpraktis, ceza ve hukuki ehliyet kriterleri bakımından değerlendirilmesi temel bir önem arz etmektedir.