Meme karsinomlu hastalarda saptanan tiroit nodüllerinin sitomorfolojik analizi ve adjuvan tedavi ajanlarının sitolojik etkisinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, PATOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KEREM ÖZCAN

Danışman: ŞEBNEM BATUR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen malignitedir. Meme kanserinin etyolojisinde çeşitli faktörler rol oynamaktadır. Meme kanserinin immünhistokimyasal çalışma ile de belirlenebilen moleküler alt tipi, hasta yaşı, tümör evresi ve derecesi, nodal metastaz varlığı gibi parametreler tedavi seçimini doğrudan etkileyen parametrelerdir. Bu kanserin tedavisinde hormonoterapi, hedefe yönelik tedavi, kemoterapi ve radyoterapi; ilgili parametrelerin analizi sonucunda tek başına veya kombine olarak kullanılabilmektedir. Meme kanserlerinin büyük çoğunluğunun hormon bağımlı olduğu göz önüne alındığında bu rejimlerden en sık kullanılanı hormonoterapidir. Meme kanserine ikincil malignitelerin de eşlik edebildiği bilinmektedir. Genel popülasyonda, tiroit nodüllerine sık rastlanır. Tiroit nodülü olan hastanın klinik yönetiminde ana amaç malignitenin dışlanmasıdır. Demografik, klinik ve sonografik bulgulara göre risk analizi yapılabilse de tiroit nodüllerinin değerlendirilmesinde ince iğne aspirasyonu altın standarttır. Çalışmamızdaki amaç, meme kanserli hastalardaki tiroit nodüllerinin sitomorfolojik analizini yapmak, lezyonların meme kanseri tipleri ve tedavi modaliteleri ile korelasyonu araştırmak, lezyon spektrumunu kontrol grubuyla karşılaştırmaktı. Materyal-Metot: 2000-2018 yılları arasında bölümümüzde değerlendirilmiş yaklaşık 40500 tiroit İİA materyali ve 7000 meme kanseri tanılı hasta belirlendi. Titizlikle yapılan hasta seçiminden sonra değerlendirmek için elverişli, 148 hastaya ait 195 nodül bulundu. Bulguları kıyaslayabilmek için 663 olgu içeren kontrol grubu oluştruldu. Sitomorfolojik analiz ve kategorizasyon, belirlenen parametreler çerçevesinde Tiroit Sitopatolojisi Raporlamasında Bethesda Sistemi (TSRBS) 2017'ye göre yapıldı. Sonuçlar çeşitli istatistiksel yöntemlerle analiz edildi. Bulgular: TSRBS 2017'ye göre sınıflanan 195 nodülün 113'ü (%57,9) benign, 43'ü (%22,1) önemi belirsiz atipi, 7'si (%3,6) foliküler neoplazi şüphesi, 6'sı (%3,1) malignite şüphesi, 14'ü (%7,2) malign olarak kategorize edildi; 12 nodülde (%6,2) materyal tanı için yetersiz olarak değerlendirildi. Lezyon spektrumu açısından karşılaştırıldığında çalışma grubu ile kontrol grubu arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark bulundu (p=0,006). Bu farkın çalışma grubunda benign kategorideki olgu oranının azalması, ÖBA ve malign kategorilerindeki olgu oranının artması ile bağlantılı olduğu belirlendi. Meme kanserlerinin moleküler alt tip gruplarındaki tiroit lezyonlarının spektrumu belirlendi; gruplar birbirleriyle ve kontrol grubuyla karşılaştırıldı; sadece luminal tip kanserlerle kontrol grubu arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark bulundu (p=0,006). Benign ve ÖBA ve ilerisi şeklinde 2 grupta toplanan tanı almış tiroit lezyonlarının meme kanseri tedavisinde kullanılan ajanlarla korelasyonu analiz edildiğinde sadece kemoterapi alan ve almayan gruplar arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark bulundu (p=0,005). Fakat çeşitli faktörler irdelendiğinde istatistiksel anlam, meme kanseri tipine ve tedavi rejimine değil meme kanserinin varlığına atfedildi. Sonuç: Normal popülasyona göre meme kanserli hastalarda saptanan tiroit nodülleri biyolojik açıdan daha riskli olmaktadır.