Yılmaz H.(Yürütücü), Gökbulak F., Kavgacı A., Demir T., Yenilmez F., Dikici V.
TÜBİTAK Projesi, 1001 - Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı, 2023 - 2026
Orman yangınları, bitki örtüsünü ve üst
toprağı bozarak hidrolojik süreçleri önemli ölçüde değiştirmekte ve toprak
kaybını hızlandırmaktadır. Yanmış alanlarda yangından zarar görmüş ekonomik
değeri olan ağaçların hasat edilerek sahadan çıkarılması (üretim faaliyetleri)
ve bu alanlarda uygulanan farklı rehabilitasyon yöntemleri yüzeysel akış,
sediment taşınımı ve besin maddesi kayıplarını doğrudan etkileyebilmektedir.
Ancak bu etkilerin havza ölçeğinde nicel olarak ortaya koyulduğu çalışmalar
hala sınırlıdır. Bu çalışmada, yanmış kızılçam ormanlarında uygulanan farklı
silvikültürel işlemlerin hidrolojik iyileşme süreci üzerindeki etkileri
karşılaştırılmıştır. Çalışma Cumhuriyet tarihinin en büyük orman yangını 2021
Antalya–Manavgat yangını sahasında benzer özelliklere sahip üç yanmış ve bir
yanmamış mikro havzada yürütülmüştür. Yanmış havzalarda üretim faaliyetleri
sonrasında kendi doğal haline bırakılan alan (YADD) ile, dal serme ve tohumlama
işleminin yapıldığı doğal gençleştirme (YADG) ve derin toprak işleme yapılan
yapay gençleştirme (YAYG) uygulamaları, yanmamış alana göre hidrolojik olarak
iyileşip iyileşmediği karşılaştırılmıştır. Bütün havzalarda toprak ve
vejetasyon gelişimi 3 su yılı boyunca, hidrolojik süreçler ise 39 yağış akış
olayında izlenmiştir. Yüzeysel akış miktarı, sediment miktarı, su kalite
parametreleri, ve havzayı terkeden bitki besin elementleri (Ca2+, Mg2+, Na+,
K+, P, N, S) belirlenmiştir. Sonuçlara göre kesim artıklarının yüzeyde
bırakıldığı dal serme uygulamasında akım rejiminin daha düzenli olduğu
belirlenmiştir (YADG). Buna karşın sediment taşınımı toprak işleme yapılan
alanda yanmamış alana (6.39 kg ha⁻¹ ) göre 132 kat daha yüksek ölçülmüştür.
Üretim faaliyetleri sonrası doğal haline bırakılan ve toprak işleme yapılan havzalarda
yamaçlarda yüzey stabilitesi sağlanamamış, sürekli yüksek ince materyal
taşınımıyla birlikte özellikle azot (N), kükürt (S) ve fosfor (P) kayıplarının
arttığı belirlenmiştir. Genel olarak, yoğun mekanik bozulma içeren yöntemler
yüzeysel akış ve besin maddesi kayıplarını artırırken, toprak yapısını ve yüzey
kalıntılarını koruyan stratejiler hidrolojik ve biyokimyasal kayıpları en aza
indirmiştir. Bu bulgular, Kızılçam ormanlarında yangınla birlikte bozulmuş olan
orman ekosistemlerinde bitki örtüsünün gelişimini destekleyerek ekosistem
iyileşmesini hızlandıran ve toprak kayıplarının azaltılmasına katkı sağlayan
yangın sonrası rehabilitasyon uygulamalarının önemini ortaya koymuştur.