Güneş B. (Yürütücü), Çoşgun T., Sayın B.
Diğer Özel Kurumlarca Desteklenen Proje, 2020 - 2021
Tektonik tabakaların sürekli hareket halinde
olmasının bir sonucu olarak depremlerin meydana geldiği, bu hareketlerin devam
edeceği ve bundan sonra da birçok depremin olacağı bilinen bir gerçektir. Bu
gerçeğe rağmen coğrafi, iklimsel, ekonomik ve sosyal sebeplerden dolayı deprem
bölgelerinde yüzyıllar boyunca hüküm süren imparatorluklar, devletler kurulmuş
ve yıkılmıştır. Tarihsel süreç içerisinde farklı medeniyetlerin kurulduğu
bölgelerde o dönemin mimarisini, kültürünü yansıtan birçok önemli yapı inşa
edilmiş olup bunların bir kısmı günümüze kadar ulaşabilmiştir. Ülkemizde
özellikle İstanbul’da, tarihi yarımada olarak adlandırılan bölgede tarihi
niteliği tescilli olan Roma ve Osmanlı döneminden kalma birçok kalıntı yapısı
bulunmaktadır. Ancak tarihi yarımada da maalesef bu tarihi kalıntıların üzerine
yakın geçmişte inşa edilmiş pek çok betonarme ya da yığma bina görmek
mümkündür. Kalıntıların üzerinde beş-altı katlı binaların inşa edildiği
örnekler bulunmaktadır. Bu kalıntılar tahmin edileceği üzere üzerinde bir bina
olacağı düşünülerek inşa edilmemiştir. Dolayısıyla bu tarihi kalıntılar ve
üzerindeki binaların hem düşey yükler altında hem de sismik açıdan önemli bir
risk altında olduğu düşünülmektedir. Düşey yükler altında (depremsiz durum)
kalıntıda oluşabilecek ani hasar ve göçmeler üzerindeki bina için büyük bir
risk oluşturmaktadır. Deprem yüklemelerinde ise durum daha kritik ve tehlikeli
bir hal almaktadır. Tüm bu nedenlerden dolayı üzerine sonraki dönemde bina inşa
edilmiş olan tarihi kalıntıların düşey yükler ve deprem etkileri altındaki
mevcut durumunun tespit edilmesi ve onarım/güçlendirme dahil gereken önlemlerin
ivedilikle alınması oldukça önem arz etmektedir. Bu Çalışma kapsamında söz
konusu duruma örnek teşkil eden ve üzerine yığma bina inşa edilen bazı
kalıntılar belirlenerek, kalıntıların düşey ve deprem yükleri altındaki
performansı incelenecektir. Ayrıca kalıntının üzerine bina inşa edilmeden önceki
ve sonraki yapısal performansları karşılaştırılarak üzerine bina inşa
edilmesinin performansa etkisi ortaya konacaktır. Çalışma kapsamında deprem
performansı yeterli olmayan kalıntılar için onarım/güçlendirme yöntemleri
önerilecektir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, tarihsel niteliğe sahip
yapıların üzerine sonradan inşa edilen yapıların olumsuz etkilerinin ortaya
konulması; bu tür yapıların sismik performansının belirlenmesi ve güçlendirme
önerilerinin sunulması; kalıntı yapılarının korunması için zorunlu olan yapısal
önlemlerin analizlerle ortaya konulması açısından önemli olduğu
düşünülmektedir. Sunulan yaklaşımın, üzerine sonradan bina inşa edilen tarihi
kalıntı yapılarının gerçek davranışının belirlenmesi ve bu yapıların
onarım/güçlendirme yönteminin sunulması açısından önemli bir kılavuz
niteliğinde olacağı öngörülmektedir. Ülkemizde ve özellikle tarihi
yarımada olarak bilinen bölgede bulunan tarihi niteliği tescilli kalıntı
yapılarının yapısal bütünlüğü bozulmadan kültürel miras olarak gelecek nesillere
aktarılması hedeflenmiştir.