Erdoğan Bamaç Ö. (Yürütücü), Sönmez K., Yılmaz H., Yılmaz A., Turan N., Aydın Ö., et al.
TÜBİTAK Projesi, 1002 - Hızlı Destek Programı, 2022 - 2023
Batı Nil virüsü (BNV), Usutu virus (USUV), Tembusu virus (TMUV) ve İsrail hindi meningo-ensefalit virusu (ITV) olarak da bilinen Bagaza virus (BAGV), Flaviviridaeailesinde yer alan, tek zincir RNA içeren arboviruslardır. Bu viruslar artropodlarla, daha çok sivrisineklerle bulaşabilmekte, doğal yaşam sikluslarında sivrisinekler ve özellikle kuşlar rezervuar olarak rol oynamaktadırlar. Kuşlar bu virusların doğal olarak çoğaldığı birincil konaklardır. Arboviruslar, son konakları olarak, insan ve atlar da dahil olmak üzere, birçok omurgalı canlıyı infekte edebilmektedirler (Lindenbach vd., 2013). Özellikle BNV ile USUV insanlarda ve hayvanlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.
Flaviviridaeailesi içinde yer alan arbovirusların insan ve hayvan sağlığı açısından en önemli üyesi olarak bilinen BNV, insanlarda merkezi sinir sistemini (MSS) infekte ederek, hafif baş ağrısı, halsizlik ve ateşten başlayarak, ölüme yol açabilecek şiddette menenjit ve ensefalite kadar değişebilen nörolojik semptomlar meydana getirebilmektedir. Bu sebeple, halk sağlığı için önemli bir tehdit oluşturabilmektedir (Tosun, 2012). İnsanlardaki durumun aksine, Batı Nil virüsü infeksiyonu birçok kuş türünde genellikle subklinik seyreder ve ciddi semptomlara yol açmaz. Ancak, korvidler (kargagiller) ve bazı yırtıcı kuş türleri infeksiyona yüksek oranda duyarlıdır ve bu kuşlarda ölümle sonuçlanabilen şiddetli ensefalit meydana gelebilir (Fitzgerald vd., 2003; Arno vd., 2004; Erdelyi vd., 2007). BNV kuşlar, atlar ve insanlar için önemli bir zoonotik patojendir ve dünyada birçok ülkede saptanmıştır. Özellikle 1999 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nin New York eyaletinde ortaya çıkan BNV salgını sonucunda on binlerce kuşun, atın ve insanın infekte olduğu ve infekte olan insanlarda ölüm oranının %4.47 olduğu bildirilmiştir (Centers for Disease Control and Prevention, 2021). BNV, Türkiye de dahil olmak üzere birçok Avrupa ve Doğu Akdeniz ülkelerinde insanlarda, atlarda ve kuşlarda nörolojik semptomlar ve ölümle karakterize sporadik infeksiyonlara yol açmıştır (Özkul vd., 2013; Ergünay vd., 2014; Ergünay vd., 2020; Erdogan-Bamac vd., 2021). İnsan ve hayvan sağlığı açısından ciddi infeksiyon ve ölüm riskleri oluşturabilen BNV’nin detaylı ve ileri araştırmalarla karakterize edilmesine ve çalışmaların genişletilmesine ihtiyaç vardır. USUV ve BNV gibi Flavivirusların vektörleri olan sivrisineklerde ve rezervuar konakları olan göçmen ve yerleşik kuşlarda saptanması, bu virusların insanlarda ve diğer memeli türlerinde meydana getirebileceği infeksiyonların etkin bir şekilde ve zamanında kontrol altına alınmasını sağlamaktadır. Özellikle göçmen kuşlar, virusların Afrika, Asya ve Avrupa'daki başlıca yabani kuş geçiş yolları boyunca yeni alanlara yayılmasında önemli bir yere sahiptir (Mancuso vd., 2022). Bu nedenle, yabani kuşlarda bu virusları izleme çalışmaları, zoonotik virusların yayılımı açısından erken uyarı sistemi olarak kullanılabilmektedir (Benzarti vd., 2019; Vilibic- Cavlek vd., 2020). Günümüzde ortaya çıkan zoonotik hastalıkların %70’inden fazlasının yabani hayvanlardan kaynaklandığı göz önüne alındığında, yabani hayatı izlemeye dayalı çalışmaların halk sağlığını yakından ilgilendirdiği bilinen bir gerçektir. Yakın zaman önce SARS-CoV-2’nin tanımlanması ve ardından ortaya çıkan pandemik yayılımı, yabani hayvanlar, çevre ve halk sağlığı arasındaki yakın ilişkiyi ortaya koymuştur. Bu nedenle yaban hayatının ve özellikle yabani kuşların zoonotik viruslar açısından izlenmesi büyük önem arz etmektedir.
Bu proje kapsamında zoonotik viruslar olarak, hayvan ve insan sağlığını tehdit eden BNV ve USUV’un İstanbul’daki yerleşik ve göçmen yabani kuşlarda görülme sıklığı, rezervuarlık düzeyi ve sirküle olan ilgili genotiplerinin belirlenmesi için örneklem sayısı genişletilerek, kapsamlı bir çalışma yürütülecektir. Ülkemizde BNV ile ilgili çalışmaların sınırlı olması ve az sayıda örnek içermesi, USUV ile ilgili çalışmaların ise olmaması nedeniyle, bu projeyle elde edilecek veriler literatüre ciddi bir katkı sağlayacaktır. Bu çalışmaların halk sağlığı açısından erken uyarı sistemlerinin oluşturulmasında önemli bileşenler olduğu göz önüne alınırsa, bu çalışmalara gereksinim açıkça görülmektedir. Ayrıca, projenin Afrika ve Avrupa kuş göç yolları arasında önemli bir köprü oluşturan ve çok sayıda yerleşik ve göçmen yabani kuş türünü barındıran İstanbul’daki kuş türlerinde geniş bir örneklem ile yapılacak olması, yoğun nüfuslu bir şehirde önemli salgınların önüne geçebilmek açısından son derece önemli girdiler oluşturacaktır. Yapılacak olan çalışmada moleküler, histopatolojik ve immunohistokimyasal yöntemler kullanılacak olması çalışmanın özgünlüğü ve güvenilirliği açısından önem arz etmektedir. Doğal yollarla ölen yabani kuşlara uygulanacak nekropsi sonrası moleküler yöntemlerle BNV ve USUV saptanan kuşlarda meydana gelen önemli histopatolojik lezyonların belirlenmesi ve immunohistokimyasal yöntemlerle antijen işaretlenmesinin yapılarak, virusun dokulardaki yayılımının ortaya konması, her iki infeksiyonun patogenezi hakkında detaylı bilgi sağlayacaktır. Projeyle elde edilecek verilerin BNV ve USUV infeksiyonlarına yönelik sürdürülebilir, yaygın etkisi yüksek erken uyarı sistemlerinin oluşturulmasında önemli kaynaklar olması hedeflenmektedir.